Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Reklamlardaki takım

BU hafta milli maç haftasıydı.. Reklamcılar da bu fırsatı kaçırmadı tabii ki, milli duyguların kabartıldığı, herkesi gaza getirecek, neredeyse tüyleri diken diken edecek bir çok reklam filmi izledik.

O filmlerin bazıları çok iyi düşünülmüş, bazılarıysa Milil Takım’ın ismini kullanmaktan öteye geçememişti. Neyse konumuz o değil. Konu şu; Bizim futbolcularımız bazılarında kendilerinin de rol aldığı o filmleri seyretmediler mi acaba? Seyrettilerse, o reklamlarda anlatılan takımla, kendilerinin ortaya koyduğu mücadele arasında ki dağ gibi farkı gördüler mi? Biri film. Bizim görmek istediğimiz, bir milli takım. Diğeri ise ne yazık ki gerçek.. Yani Malta’ya boyun eğen, Moldava’yı yenemeyen, dün sahada elleri ayakları birbirine karışan takım. Arada dağlar kadar farklar var ne yazık ki... O filmleri izletip 11 gence forma giydirseniz, olağanüstü efor sarfederek mücadele ederlerdi herhalde.

Umut yok VE GÜVEN YOK

ORGANİZE olmakta zorlanan, bir taktik ya da sistemle değil, el yordamıyla futbol oynamaya çalışan bir milli takım vardı dün sahada. Kazanma arzusu yoktu, bilinçli ataklar yoktu. Sadece stres vardı üzerlerinde. Grup maçlarına başlarken o aşırı özgüvenli, rakibe korku veren, iyi oynayan, seyredince, "Yenemeyecekleri takım yok" dedirten bir milli takım yerine, şansı gittikçe azalan, guruptan çıksa bile oynadıkları ya da oynatılan futbolla hiç güven ve umut vermeyen bir milli takım var artık.

En iyi Şey

MİLLİ takımın son 2 haftada yaptığı bir tek iyi şey vardı. O da Habertürk televizyonunda katıldıkları şehitlerimiz için düzenlenen bağış kampanyasıydı.

ÇARE BULUNMALI

İKİ yıllık istatistiklere, oynanan futbola ve sonuçlara bakarsanız, milli takımın baş aşağı gittiğini görürsünüz. Bu gidişi görenler, yazanlar ve uyaranlar "Vatan haini" ilan edilse de gerçek bu. Ama başka bir gerçek daha var. Bu futbolcular bizim, bu başarısızlık da bizim, ve bu takım da bizim. Şapka öne koyulmalı ve çare bulunmalı. Milli takımın en iyi dönemini görmüş şanslı nesiller olarak, 1 puanlar, ite kaka kazanılan maçlar, ve böylesine kötü futbolla gidelen Avrupa Şampiyonası -Gidebilirsek tabii- bizi kesmez. Daha üç beş sene önce takımımızın durumunu hatırlayın ve dönün şimdi bu takıma bakın. Bu düşüşü, "Ali kıran, baş kesen" tavırlarla yorumlamamak lazım.

Yani bundan "Ders" almak önemli.

Maçın adamı: Kale arkasındaki Twigy terlik adam
X