Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Referandum taahhütnameleri BM'ye gönderildi

    Hürriyet Haber
    07.04.2004 - 10:54 | Son Güncelleme: 07.04.2004 - 10:54

    Türkiye ve Yunanistan, Annan planının Kıbrıs'ta referanduma götürülmesini kabul ettiğine ilişkin taahhütnameyi BM'ye gönderdi.

    İki ülke referandumdan olumlu sonuç çıkması halinde, sonucu ulusal meclislerinde onaylamayı da taahhüt etti. Taahhütname, Annan planının referanduma götürülmesine onay verilmesiyle referandumlardan olumlu sonuç çıkması durumunda planın onaylanması için ulusal meclislere sunulmasını içeriyor.

      

    BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs planının son halini sunmasından sonra, bütün taraflardan yazılı taahhüt istemişti.

     

    Adadaki iki tarafın, ''bu planı referanduma götüreceklerine dair'', garantör ülkelerin de ''bu planın referanduma götürülmesine onay verdikleri ve referandumlardan olumlu sonuç çıkması durumunda planı, onaylanması için ulusal parlamentolarına sunacakları'' taahhütlerini BM'ye vermeleri gerekiyordu.

      

    Annan, bu taahhütleri, Burgenstock'daki görüşmeler sürecinin sonunda, kapanış töreninde almak istemiş, ancak Rum kesimi ve Yunanistan'ın imza atmak istememesi nedeniyle amacına ulaşamamıştı.

      

    Gelişmelerin böyle seyretmesi ve imza töreninin olmaması üzerine, adadaki iki taraf ve garantör ülkelerden New York mutabakatında öngörüldüğü gibi 9 Nisan'a kadar yazılı taahhüt bekleniyordu.

     

    TAAHHÜTNAMENİN BİRER ÖRNEĞİ KARAMANLİS İLE BLAIR'E DE GÖNDERİLDİ
       
    Türkiye'nin Annan planına ilişkin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdiği taaahütnamenin birer örneği, diğer garantör ülkeler Yunanistan ve İngiltere'nin başbakanlarına da iletildi.
      
    Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, bugünkü haftalık basın toplantısında soru üzerine, taahhüt mektubunun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla BM Genel Sekreteri Annan'a dün gönderildiğini açıkladı.
      
    Sözcü Tan, mektupta, ''Annan planının 24 Nisan'da Kıbrıs'taki her iki tarafta referanduma sunulmasına mutabık olunduğu, referandumlardan ''evet'' çıkması ve aynı zamanda iç onay sürecinin tamamlanması halinde 29 Nisan'da planın imzalanacağının'' belirtildiğini bildirdi.
      
    Kıbrıs'a ilişkin bu sürecin her aşamasının anayasanın belirlediği hususlara tabi olacağına dikkat çeken Tan, iç onay sürecinde ilk olarak TBMM, ardından da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in onaylarının gerektiğini söyledi.
      
    Tan, taahhüt mektubunun birer örneğinin Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve İngiltere Başbakanı Tony Blair'e de gönderildiğini açıkladı.
      
    Bu arada, edinilen bilgiye göre Annan planının son halinin Türkçe'ye çevrilmesi çalışmaları son aşamasına geldi. Planın Türkçe'ye  çevrilmesi için Dışişleri Bakanlığı'nda sürdürülen çalışmaların koordinasyonunu Büyükelçi Deniz Bölükbaşı yapıyor.

    YUNANİSTAN ONAYA HAZIR


    Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumuçakos, yaptığı basın toplantısında, New York mutabakatı gereğince yazılan mektubun Annan'a, Yunanistan'ın BM Daimi Temsilcisi aracılığıyla iletileceğini söyledi.


    Kumuçakos, ''Mektupta, Atina'nın Annan planının 24 Nisan'da Kıbrıs'ta eşzamanlı olarak referandumlara sunulması konusunda mutabık olduğu ve referandumlardan olumlu sonuç çıkması halinde iç onay sürecini tamamlayacağı belirtiliyor.


    Ayrıca, Yunanistan'ın bu durumda 29 Nisan itibarıyla diğer garantör güçler Türkiye ve İngiltere'yle birlikte, birleşik Kıbrıs'la, kurulan yeni düzeni onaylayan ortak bir anlaşma imzalamaya hazır olduğu kaydediliyor'' dedi.


    Bu taahhüt mektubunun referandumlarda Kıbrıslıların vereceği kararla ilişkisi olmadığının da altını çizen Kumuçakos, kararı Kıbrıslıların alacağını söyledi.


    Rum tarafının ''hayır'' oyu vermesi halinde KKTC'nin tanınması olasılığına da sorular üzerine değinen Kumuçakos, ''Yunanistan için işgal altındaki topraklar üzerindeki sahte devlettir ve öyle kalacak'' diye konuştu.


    ESKİ BAŞBAKANLAR


    Bu arada eski Yunanistan başbakanları Kostas Simitis ve Konstantin Miçotakis, Rum tarafının referandumda ''hayır'' demesinin bedelinin ağır olacağı uyarısında bulundu.


    Atina'da yayımlanan Elefterotipiya gazetesine demeç veren Miçotakis, referandumda KKTC'li Türklerin evet, Rumların ise hayır demesi durumunda ''felaket olacağını'' belirtti.


    Annan planının reddedilmesinin Kıbrıs'a zarar vereceğine ve Türk-Yunan ilişkilerini olumsuz etkileyeceğine dikkati çeken Miçotakis, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın yaptığı açıklamaların ''özel bir önemi olmadığı ve ağırlığın Ankara'da olduğu'' değerlendirmesinde bulundu.


    Miçokatis, Yunanistan ve Rum kesimindeki siyasi partilere hızla Annan planına ilişkin değerlendirmelerini açıklamaları çağrısında da bulundu.


    Elefterotipiya gazetesi, ayrıca Simitis'in Annan planını değerlendirdiği bir makalesini yayımladı.


    Makalesinde, Annan planının iyileştirmeler içermekle birlikte bünyesinde olumsuz düzenlemeler de taşıdığını belirten Simitis, her şeye rağmen planının reddedilmesinin Kıbrıs'ta ''kesin taksime'' yol açabileceği uyarısında bulundu.


    Kıbrıs'ta tarafların önerilen çözüm çerçevesinde iyi niyetle davranması hainde, zorluklara rağmen sorunların çözülebileceğini belirten Simitis, tarafların birbirine zıt taleplerini uzlaştıracak ideal çözümün mevcut olmadığını kaydetti.


    İŞBİRLİĞİ Mİ, ÇEKİŞME Mİ


    Simitis, ''Bu noktada, işbirliği ya da çekişme seçeneklerinden biri tercih edilebilir. İşbirliğinin mümkün olmadığını düşünen, iki devlet formülünü seçer. Çekişmelerin emek ve çabayla aşılabileceğini düşünen ise tek devleti seçer. Yunanistan, her zaman adada tek devlet olması gerektiği tezini savundu. Annan planı da bu çerçeveyi öngörüyor'' dedi.


    Annan planının reddedilmesi halinde, AB içinde daha iyi bir çözüm bulunabileceği iddiasının gerçeği yansıtmadığını da vurgulayan Simitis, AB'nin Kıbrıs'la ilgilenmek istemediğini ve Annan planının adanın birleşik olarak AB'ye girmek için son fırsat olduğunun altını çizdi.


    Simitis, Kıbrıs'ı 1963 ya da 1974 öncesine götürebilecek bir BM planının mevcut olmadığı ve bunu bekleyenlerin ebediyen bekleyişlerinisürdürecekleri uyarısında da bulundu.


    ''Zaman bizim için çalışıyor'' görüşünün aldatmacadan ibaret olduğunu belirten Simitis, makalesinde şu görüşlere yer verdi:

    ''Türkiye'nin jeopolitik rolünün ABD ve AB için gitgide daha da önemli olacağı ortadadır. Türkiye, büyük enerji kaynaklarına sahip Ortadoğu, Hazar ve Orta Asya bölgelerini önemli bir biçimde etkileyebilecek durumdadır. Çıkmazları aşmanın bedeli ağırdır, bugün bunu görüyoruz. Yarın yine görmeyelim.''

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı