Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Refah Partisi ve kadın

Emin ÇÖLAŞAN

TBMM Adalet Komisyonu'nda dün yaşanan olay, Refah Partisi'nin kadına bakış açısının somut göstergesi oldu. Refah'lı Komisyon Başkanı Ahmet Tekdal, aile içinde şiddet uygulayanlara hapis cezası verilmesini öngören yasa tasarısını birdenbire geri çekti ve tasarıyı boşlukta bıraktı.

Nedir aile içinde uygulanan şiddet?

En yaygın biçimiyle, kocasından dayak yiyen kadındır.

Kadın fizik olarak zayıftır. Dolayısıyla, onu dövmek kolaydır ve hadise zaman zaman kocanın ‘‘erkeklik’’ gösterisine dönüşür. Kocası tarafından dövülen kadın sayısı, açığa çıkandan maalesef çok daha fazladır. Bu, aynen tecavüz olayı gibidir. Pek çok tecavüz olayı nasıl gizli kalıyorsa, dayak da öyledir. Kocasından dayak yiyen kadın bunu çoğu zaman açıklayamaz. Derdini içine atar ama her yönden yıkılır.

İşte, aile içinde şiddete uğrayan kadınımızı korumayı amaçlayan bir yasa tasarısı Meclis'e geliyor. Kabul edildiğinde ne olacak? Örneğin karısına dayak atan koca, suçu mahkemece sabit görülürse hapis cezası alacak.

Bu yasa kimi koruyacak?

Şiddete uğrayan kadını.

Peki Refah Partisi bu tasarıyı geri çekmekle kimi koruyup kolluyor? Karısına dayak atan ‘‘erkek’’ vatandaşı!

***

Şeriatçıların Türkiye'ye getirmek istediği düzen, tam anlamıyla erkek egemenliğine dayalı düzendir. Bunu hepimiz her gün gözlerimizle somut olarak görüyoruz. Özellikle deniz kıyısında ve sayfiye yerlerinde hadise çok daha net bir biçimde önümüze seriliyor.

Adam karısını örtmüş. Allah'ın ağustos sıcağında kadın örtülü, sırtında yere kadar pardesü, kucağında bir çocuk...

Ve adam plajda şortunu giymiş, denize giriyor. Ohhh, püfür püfür serinliyor, şöyle bir kendine geliyor. Kadın ise güneşte onu bekliyor.

Sokaktasınız. Adam iki adım önde, kadın arkada... Çünkü o ikinci sınıf yaratık!.. Adam kısa kollu, ayağında tokyolar, yaka bağır açık... Kadın örtülü...

İslam kuralları uygulanan ülkelerin bazısında kadının tanıklığı kabul edilmez. Bazısında ise iki kadının tanıklığı, bir erkeğin tanıklığına eşit sayılır... Çünkü kadın köledir!..

Yine aynı ülkelerin bir bölümünde kadının çalışmasına izin verilmez. Bizimkilere de sorduğunuzda yanıt genelde aynıdır: ‘‘Kadın çok kutsaldır. Evinde otursun, çocuk büyütsün...’’ Ama gerisini açıktan söyleyemezler:

‘‘Yemek yapsın, ütü, çamaşır, temizlikle uğraşsın, bana hizmet etsin. Önüme gak deyince su, guk deyince yemek gelsin...’’

Vay be!..

***

Kadınla bir arada olmaktan korkarlar, ürkerler. Bu yüzden toplu yerlerde harem-selamlık uygulaması yaparlar. Kadınları erkeklerle ayrı yerlerde oturturlar.

Niçin? Kendilerine mi güvenmezler? Acaba kadınla erkek dost, arkadaş olamaz mı? Pekala olur, hem de en iyisinden olur. Bu, karşılıklı güven olayıdır.

Hiç kimseye, hele kadınlarımıza ve genç kızlarımıza kesinlikle güvenmedikleri için kendilerinden olmayanlara ‘‘orospu’’ gözüyle bakarlar!.. ‘‘Türkiye'de 2 milyon orospu var’’ gibi saçma sapan laflar ederler.

Flört etmek genç kız için yasak, erkek için serbesttir.

Kadın, erkeğe itaat etmekle yükümlüdür, çünkü ikinci sınıf insandır!

Kadına güvenmezler. Ama erkek egemenliği yani kendilerinin egemenliği, siyasal ve parasal çıkarları söz konusu olduğunda onu kullanmayı çok iyi bilirler. Örneğin Refah Partisi, seçimler öncesinde genç kızları ve kadınlarımızı seferber edip ev ev, kapı kapı gezdirir ve oy ister. Verilen oylarla Meclis'e sadece onlar, yani erkekler girer!

***

Şeriat rejimiyle yönetilen ülkelerin tümüne bir bakın. İran, Afganistan, Pakistan, Suudi Arabistan vesaire... Bir tanesinde kadınların özgür ve erkeklerle eşit olduğunu gördünüz veya duydunuz mu?

Özgürlük derken bazılarına çok ‘‘aşırı’’ gelecek şeyleri kastetmiyorum. Bir kadın tek başına sokağa çıkıp dolaşabilir mi? Bir erkek arkadaşıyla parkta oturabilir mi? Hâkim ya da savcı olarak görev alabilir mi? Onu erkek doktor muayene edebilir mi?

Refah milletvekili Fehim Adak'ın genç karısı birkaç ay önce bıçakla elini kesmişti. Kötü bir kesikti, çok kan kaybediyordu. Başkent Hastanesi'ne götürüldü. Derhal ameliyat gerekiyordu. Acil hazırlıklar başlatıldı. Hanımefendi ve çevresindekiler o can pazarında bile bağırıyorlardı:

‘‘Ameliyathanede erkek doktor istemeyiz. Bütün erkek personeli dışarı çıkarın. İçeride erkek olursa ameliyata girmeyiz. Günahtır...’’

Sonuçta ameliyatı erkekler yaptı!

Bağnazlığın bu kadarını akıl ve mantık alır mı?

***

Türkiye'ye getirmek istedikleri düzen özetle budur. Tam bir erkek egemenliği olarak tanımlanır.

Ama ne acıdır, ne tuhaftır ki, pek çok ‘‘okumuş’’ genç kızımız ve kadınımız bile kendilerini bu oyuna alet ederler ve erkekler tarafından böylesine kullanılmalarına göz yumarlar!

Kendilerinin her davranışını kısıtlayıp baskı altında tutan erkeklere bir baksınlar bakalım... O erkeklerin hangi davranışı kısıtlı? Hangi özgürlükleri ellerinden alınmış?

Çark sadece kadını kısıtlamak için döner!

İş bu kadarla da bitmez. Ortalıkta dolanan nice sahte şeyhler ve nice üçkâğıtçı din sömürücüsü, genç kızları önce ‘‘Mürit’’ yapar, sonra da tecavüz edip tepe tepe kullanır! Oyun açığa çıkınca da kendini ‘‘imam nikâhı’’ numarasıyla kurtarmaya kalkışır. Bu sahtekârlardan bazılarını birkaç ay önce tanıma şerefine erişmedik mi?

Mustafa Kemal Atatürk ne büyük adammış ki, Türk kadınına bütün haklarını verdi. Bu kepazeliği, bu tek taraflı nalıncı keserini taaa 1920'li yıllarda, belki daha önce görerek kadınımızı topluma kazandırdı.

Şimdi birileri piyasaya çıkmış, kadınımızın sırtından erkek egemenliği oyunu oynamaya kalkışıyorlar! Refah'a bağlı Milli Gençlik Vakfı'nın bazı şubelerine yapılan baskınlarda ise zuladan porno video kasetler çıkıyor!

Adil düzen!.. Ne güzel düzen!..

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI