Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Refah belediyeleri

Emin ÇÖLAŞAN

Burada yazmaktan ellerim yoruldu. Aylardan, yıllardan beri bağırıyorum:

‘‘Ey bu ülkeyi yönetenler, irticanın, din sömürüsünün ve din ticaretinin en önemli yaratıcıları ve parasal kaynağı, bazı Refah'lı belediyelerdir. Bunlara dikkat edin, bunları görevden alın. Bunlarda her türlü yolsuzluk var. Bunlar devletin ve milletin paralarını şeriatçılarahortumluyorlar.’’

Refahyol döneminde İçişleri Bakanlığı DYP'ye verilmişti. Ancak hiçbir DYP'li İçişleri Bakanı bu işin üzerine gitmedi. Bazı Refah'lı belediyeler palazlandıkça palazlandı. Baktılar ki kendilerine ‘‘Dur’’ diyen yok, işi iyice azıttılar.

Beldeler unutuldu. Tüm para kaynaklarını Kuran kurslarına, şeriatçı vakıflara, şeriatçıların örgütlediği öğrenci yurtlarına ayırdılar. Koskoca külliyeler, camiler yapmaya başladılar.

Araziler onların elindeydi. İmar planlarında istedikleri gibi değişiklik yaptılar, trilyonlarca liralık rantları bir kalemde yandaşlarına hortumladılar.

Bütün bu dümenler sırasında, belediye meclislerindeki bazı ANAP'lı ve DYP'li üyelerle işbirliği içinde oldular. Onlara da avantadan pay verince, işler kolayca bitirildi.

Refahyol'un DYP'li İçişleri bakanları, bütün bu kepazeliği seyretmekle yetindiler.

***

Gün geldi, Hacı ile Bacı'nın kurduğu Refahyol hükümeti, görevi bırakmak zorunda kaldı. Bir anlamda kaçıp gitti.

Yerine bugünkü geldi!

Tam dokuz aydan bu yana işbaşındalar.

Bunların döneminde de bu konuyu yaza yaza bitiremedik. Hiç umursamadılar. İçişleri Bakanlığı geçmişten bu yana Refah kadrolarıyla doldurulmuştu. Açılan göstermelik soruşturmalarda, bazı bakanlık müfettişleri çok ilginç sonuçlara vardılar!

Örneğin İ. Melih hakkında ‘‘mahkeme kararlarını uygulamadığı gerekçesiyle’’ soruşturma başlatılıyordu... Ve konuyu inceleyen İçişleri Bakanlığı müfettişleri, rapor yazıyordu:

‘‘Yapılacak bir işlem olmadığına...’’

Bu dokümler, devletin resmi belgeleri elimde.

Mahkeme kararı uygulanmıyordu ama devletin müfettişleri dosyaları böylece kapatıyordu! İş bu aşamaya varmıştı.

Bugün sadece irticacı Refah'lı belediye başkanları için değil, bunlarla ilgili suç iddialarını böylesine inanılmaz yöntemlerle hasıraltı eden müfettişler hakkında da soruşturma açılmalıdır.

***

Evet, aradan tam dokuz ay geçti. İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu bu konuda hiçbir şey yapmıyordu. Medyaya Refah belediyeleri konusunda yüzlerce olay yansıyor, bunlar belgeleniyor ama Murat Bey'den en ufak bir ses çıkmıyordu.

Kamuoyundan gelen baskılarla, galiba gerçekleri görmeye başladılar. Bu konuda yavaş yavaş adımlar atılmaya başlandı.

Refah'Kartal belediye başkanını ve birkaçını daha görevden aldılar! Günaydın!.. Çok şükür!..

Sırada başkaları varmış! Oh oh!.. Ne demiş atalarımız!..

Geç olsun da güç olmasın!

***

Türkiye'de irtica, maalesef bazı siyasetçilerin oy hesabı yüzünden tırmanışa geçti. Eğer özellikle Refahyol döneminden başlayarak sadece İçişleri Bakanlığı koltuğuna babayiğit, inançlı, yürekli ve korkusuz bir tek bakan otursaydı, Türkiye bugün farklı konumda olurdu.

Hepsi oy hesabı yaptı.

Daha doğrusu, bir bölümü oy hesabı yaparken, bir bölümü de bilinçsizdi. Bazı Refah'lı belediyelerin nasıl örgütlendiğini, paraların kimlere nasıl hortumlandığını görmek bile istemediler.

Bütün bu olup bitenlerin, şimdiki bakan Murat Başesgioğlu'na ders olmasını diliyorum.

Devletin ve milletin trilyonları senin gözünün önünde yağma edilecek, din tüccarlarına hem de bir kamu kuruluşu olan belediyeler tarafından peşkeş çekilecek ve sen olup biteni sadece seyretmekle yetineceksin!

Olacak şey değildir ama oldu. Türkiye'de bunu bile bize yaşattılar.

***

Herifçioğlu, belediye başkanı olduğu kentte çete kurmuştu. Ona buna sataşır, tehditler yağdırır, posta koyar, adam dövdürürdü. Sonra tükürdüğünü yalatıverdiler! Şimdi kuyruğunu bacaklarının arasına aldı, suspus oturuyor.

Ona buna din tüccarlığı yapar, ama akşamları evinde rakı çekerdi. Kapıcısı, kapının önüne naylon torbalar içinde bırakılan içki şişelerini gecenin geç saatlerinde alır, çaktırmadan çöpe atardı.

Kentlerinde fakir fukara Müslümanlar ayın sonunu getiremezken, bunlar ayda en az 500 milyon maaş alır, diğer din tüccarlarına akla hayale gelmez avantalar, rantlar ihsan ederlerdi.

‘‘Müslümanlık’’ diye diye seçildiler, binbir yolsuzluk yaptılar. Kentleri yağmaladılar, yandaşlarını zengin ettiler.

Hemen her ihalede dümen çevirip beldelerinin trilyonlarını eşe dosta dağıttılar.

Bugüne kadar haklarında açılan göstermelik soruşturmalardan, kendi yandaşları olan kişiler tarafından verilen raporlarla aklandılar!

Hemen belirteyim, bir de bu belediyelere bağlı şirketler var. Dümenlerin esas büyüğü oralarda dönüyor. Onları İçişleri Bakanlığı değil, Sanayi Bakanlığı müfettişleri denetliyor.

Ne olmuş acaba o denetimlerin sonucu? Ne olmuş? O şirketlerin paraları maaş, ihale, avanta vesaire olarak kimlere nasıl hortumlanmış?

Sanayi Bakanı Yalım Erez acaba ne der?

Neyse, İçişleri Bakanlığı galiba kıpırdanmaya başladı ve birkaç tanesini görevden aldı. Bundan sonrasını hep birlikte izleyeceğiz!

Unutmayalım, Türkiye'de irticanın en büyük parasal kaynağı, bu belediyelerdir.

(Not: Yarınki yazımda size İ. Melih'ten biraz daha söz edeceğim.)













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI