"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Reddettiğim eski aşkım boşanıyor

Sevgili Güzin abla, ben 20 yaşında bir genç kızım, şu an beraber olduğum genç, eskiden erkek arkadaşımdı.

Daha sonra ayrılmıştık. Aslında evli ama mutsuz bir evlilik yaşıyor ve boşanmak istiyor. Boşanma sebebi ben değilim. Bu genç, daha önce bana evlenme teklif etmişti ama, ben reddetmiştim. Arkadaşlarımız bizim evlenmemizi beklerken, ayrlmıştık ve ondan uzaklaşmıştım. Telefonlarımı değiştirmiştim. Uzak da olsam, aklım, kalbim, yani tüm benliğim onunlaydı. Arkadaşlarım da bana çok kızar, beni çok seven birine acı çektirdiğimi, söylerlerdi. Bana iki kez evlenme teklif etti. Onu çok sevmeme ve annesiyle babasının beni çok istemelerine rağmen ben hep reddettim. Ayrıldıktan sonra bir gün düğün davetiyesi geldi. Ben de düğününe gittim. Kapıda babası karşıladı, annesi de o da ‘Gelinimiz olarak seni görüyorduk’ dediler, ağladılar. Ben de ‘Kısmet!’ dedim. Ama onu damatlıklar içinde görünce o kadar pişman oldum ki... Yanıma geldi ve ‘Şu an yanımda senin olmanı isterdim’ dedi. ‘Ben de isterdim’ dedim. Şimdi ise boşanmak üzere ve yeniden benimle. Beni bir kez daha kaybetmek istemiyor. Bu defa ben de onu kaybetmek istemiyorum. Sadece boşanmasını bekliyoruz ama, bilmiyorum doğru mu yapıyorum? Arkadaşlarımız da, ailesi de birlikte olduğumuz için çok mutlular ama ben hala kararsızım. Ne yapacağımı gerçekten bilemiyorum.

<ı>RUMUZ: EVLİLİK


Kızım, arka arkaya attığın maillerle, beni bombardımana tutmuşsun. Bu kadar telaşının nedenini anlayamadım. Bana sorarsan istediğin olmuş işte. Sevdiğin gence her nedense hayır, demişsin, nedenini de yazmamışsın. Reddettiğin genç, şimdi bu hatalı evliliği bozmak istiyor, seninle evlenmeyi düşünüyor. Boşanmasını bekler, daha sonra evlenir, mutlu olursunuz. Belli ki bu genç adam, sırf sana inat evlenmiş. O kızcağızın da başını boş yere yakmış. Sen de onu bu kadar severken neden evlenmemişsin ki, anlayamadım. Düğününe kadar gitmiş, onun kafasını karıştırmışsın ama, şimdi yeniden seninle evlenmeyi istediğinde, yine kararsız kalıyorsun. O zaman ailen mi karşı çıktı? Şimdi belki daha da çok karşı çıkacaklar. Bütün bu yaşananlardan sonra hala ne yapacağımı bilemiyorum, demeni gerçekten aklım almıyor. Sanırım, oldukça kararsız ve bir o kadar da sabırsız bir insansın. Sahi kızım, hem seviyor, hem de neden bu gençle evlenmekten bu kadar korkuyorsun?

Kız arkadaşımla gezmem bile sorun oluyor

Merhaba Güzin abla, ben Düzce gibi bir şehirde nasıl bir ilişki kurabilirim?Ne zaman bir kız arkadaşımla dışarı çıksam, karşılaşmadığımız laf kalmıyor. Toplumumuz cehaletten, bu tür ilişkileri kaldıramıyor. İstediğim sadece biraz anlayış! Sizin gibi geniş fikirli insanların ülkemiz halkının sorunlarına eğilerek, onları aydınlatması gerektiğini düşünüyorum. O şirin köşenizde yanıtınızı bekliyor olacağım. RUMUZ : E. AK

Sevgili oğlum, seni çok iyi anlıyorum. İstanbul gibi bir metropolde bile, seninkine benzer sorunlar yaşanıyor hala. İnsanlar, gençlerin karşı cinsten yakın arkadaşlar edinebilmelerine, evlenmeden önce, karşı cinsi tanımak için bir süre birlikte gezmelerine akıl erdiremiyorlar. Hatta ailesini her açıdan aşmış bir genç bile, bu baskılarla karşılaşabiliyor.

Daha da önemlisi, aile zoruyla evlendirilmek isteniyor. Ben tüm geri kalmış fikirlere karşı çıkmak ve uygar bir gençliğe yaraşır şekilde davranmak konusunda, sizlere destek veriyorum. Hemen pes etmeyip, içlerinden geldiği gibi davranmalılar.

Sakıp Sabancı’nın ölümü beni çok etkiledi

Merhaba sevgili Güzin abla. Ben 17 yaşındayım. Almanya’da doğup büyüdüm. Allah’a şükür benim öyle büyük bir sorunum yok. Köşenizi babam gazete aldıkça okuyorum. Dertsiz insan yoktur, diye boşuna dememişler. Herkesin kendine göre sorunları var elbette, ama önemli olan o sorunları sabırla aşabilmektir, bence. Ölümden başka her şeyin çaresi var. 10 Nisan’da Türkiye bir duayenini kaybetti. Büyük insan, sevgili Sakıp Sabancı’yı kaybettik. Sayın Sakıp ağanın hayat hikayesini yayınlayan bir programı izlerken, içimden sana yazmak geldi. Bu kadar zengin ve başarılı bir iş adamının bile ölüme yenilmesi karşısında, düşünmekten kendimi alamadım ve bu düşüncelerimi seninle paylaşmak istedim. Hayat ne kadar kısa ve cimri değil mi? Hep mutlu olmak, bir şeyler başarmak için çaba harcıyor insanoğlu. Sonunda, gideceği yerin bir avuç toprak olduğunu bile bile. Benim çok sevdiğim bir cümle var: ‘Hayat her şeye rağmen yaşanmaya değer!’ diyorlar. Keşke korkmadan, cesurca yasamayı başarabilse insan. Rumuz: Hayat güzeldir

Canım yavrum, bu gencecik yaşında, aslında hayatın en önemli ve karşı konulmaz gerçeğini yakalayabilmiş olman, inanılacak gibi değil. Çünkü Peygamberimizin dediği gibi, ‘Her fani sonunda ölümü tadacaktır.’O halde, dünyanın en zengini olsan ne fayda, sonumuz belli. O halde bu para ya da mevki hırsı, bu mücadele, bu yarış niye? Neden insanoğlu bu kadar doyumsuz? Neden bu kadar hainlik kol geziyor ortalıkta? Şu sözün çok hoşuma gitti : ‘Hayat ne kadar kısa ve cimri’ diyorsun. Gerçekten sana katılıyorum, sevgili kızım. Ve ben de, Sakıp Sabancı gibi, çok değerli bir vatansever işadamının erken ölümü karşısında, üzüntümü bu vesileyle belirtmek istedim.
X