Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Recep Bey

NUMARAMI nereden buluyorlarsa buluyorlar, mesela kafadan telefon açıp bilmem ne ürününün promosyonunu yapan hatun kişi bana ahizede “Mehmet Bey” diye hitap ediyor.

Yahut bir dairede sıra bekliyorum, mübaşir hazretleri bendenizi yine “Mehmet” diye gişeye çağırıyor. Veya adresime gelen posta ya da fatura zarfında tekrar aynı isim yazıyor.
Yetti yahu ve de elinizin körü!

EVET elinizin körü, çünkü sizler bu kadar mı kör cahilsiniz?
Milletinizin, ülkenizin, hatta dininizin kültür referanslarına bu denli mi yabancısınız?
Yalnız ön vaftiz isminin geçerli olduğu İsevî toplumlarda mı yaşıyorsunuz ki, oralarda çekmiş olduğum “gavur eziyeti”ni (!) kendi öz vatanımda da aynısıyla reva görüyorsunuz? 
Zira şehirli gelenekten inen önemli bir bölüm Türk gibi ben de göbek adı taşıyorum.
Yani nüfus kâğıdında ilk zikredilen o “Mehmet” hiçbir kıymet-i harbiye ifade etmiyor Çocuklarının gelecekteki çilesini umursamaz ebeveynlerin bir kaprisi olarak duruyor.
Her halükarda da, Türkçede çok az olan ve aslında tireyle yazılması gereken bileşik kişi isimleri hariç, bizim dilimizde insanlara ikinci unvanlarıyla hitap edildiği artık bilinmiyor.
Dolayısıyla, bana “Mehmet Bey” demek ne ölçüde cehalet simgesiyse, CHP’ye yeni lider Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha ilk konuşmada Başbakan’a göbek adıyla “Recep Bey” diye yüklenmesi aynı tür cehalete tekabül etmese bile, ahlâki vehâmet açısından yukarıdakiyle aynı oranda bir belden altı vuruşun ve siyasi demagojinin simgesini oluşturuyor.

ÖYLE, zira tabii ki unutmadık ve unutmayacağız ama hadi yine de, ilahların Deniz Baykal’ı rezil bir kumpasla ve kaşla göz arasında tasfiye etmiş olmasını bu aşamada geçelim.
Artı, önce söz konusu komployu lânetlermiş gözüken ve alçakların derhal bulunmasını isteyen kalemşörlerin şimdi ani bir hafıza kaybıyla havaya bakıp ıslık çalmasını da geçelim.
Hatta daha artı, dün seküler varyantlı bir biat kültürünün ve kişi putlaştırmasının yansıması olarak o Baykal için timsah gözyaşı döken aynı CHP’lilerin bugün de inanılmaz bir riyakârlıkla o Kılıçdaroğlu için, aynı kültüre ve aynı putlaştırmaya sarılmasını bile geçelim.
Geçelim, fakat bazılarının sandığı gibi hiç de “avanak” olmayan “sıradan yurttaş”ın ve “sokaktaki adam”ın bütün bunları bir kenara yazmış olduğunu da biz beynimize yazalım.

KABUL geçtik ama yine de, yeni önderin daha baştan “Recep Bey” yakıştırmasından medet umması, bir bölüm medyanın son “değişim”i (!) muazzam biçimde şişirmesine rağmen aslında altı oklu partide eski hamam, eski tas rotanın sürdürüldüğünü ortaya koyuyor.
Çünkü, zaten Kurultay’da Kürt meselesine çözüm arayışı; laiklik kavramını tanımlayış biçimi; anayasal demokratikleşmeyi özümseyiş süreci; askeri sultaya dur deyiş atılımı veya Ergenekonvâri yapılanmaya son veriş hamlesi gibi en hayati sorunlara ya değinmeyen, ya da değindiği oranda statüko lügatini kullanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir de göbek adı telaffuz ederek Recep Tayyip Erdoğan’a o göbeğin altından vurmaya kalkışması, polemist siyasi üslûbun ötesinde, halefin selefe özgü demagog belâgatten de caymayacağı sinyalini veriyor.
Yani Kılıçdaroğlu’nun yansıttığı ilk kimlik Baykal’la benzeşen bir çehre çiziyor ki, çok mecazi “Bey” unvanı hariç, yeni liderin laubai bir “Tayyip” yerine bir o kadar laubai “Recep Bey” hitabını kullanması CHP’yi kitleler nezdinde cazibe merkezi kılmaya yetmiyor.
Tersini düşünmek ise tekrardan büyük yanılgı ve hezimetlerin kapısını aralıyor.
Zira en başta dediğim gibi, aynı kitleler artık göbek adını dahi gerçek isim sandığından yukarıdaki demagojik kelime oyunu onların sol kulağından giriyor ve sağ kulağından çıkıyor.
Dolayısıyla, “Recep Bey” Başbakan’ın ha göbek adı, ha resmi adı, halkı tanıdığı iddia edilen Kılıçdaroğlu en azından o halkın bugün yaşadığı “dilsizleşme kültürü”nü tanımıyor.

X