Raylı hayat, oh ne rahat

Güncelleme Tarihi:

Raylı hayat, oh ne rahat
Oluşturulma Tarihi: Ekim 12, 1999 00:00

Haberin Devamı

Ulaşımını raylı sistemle sağlayan İstanbullular'ın sayısı şimdilik 350 bin.

Eminönü'nden beş dakika sıklıkla kalkan ‘‘Cadde Tramvayları’’, yolun bir yerinde metroya bağlanarak sizi Ataköy'e, Yenibosna'ya, Bakırköy'e, bırakın otobüs ya da dolmuşu, özel otomobilinizle bile gidemeyeceğiniz çabuklukta götürüyor.

İstanbul Belediyesi 1992 yılında, bilinen adıyla Hızlı Tramvay, teknik tanımıyla ‘‘Cadde Tramvayı’’nı hizmete soktuğunda, sistem oturana kadar ulaşım ücretsiz yapılmıştı. Bu nedenle tıklım tıklım olan Tramvay'da bir gün makinist nazik bir dille şu uyarıyı yaptı: ‘‘Sayın yolcular lütfen kapılardan uzak durunuz.’’ Dikkate alınmadığı besbelliydi ki, uyarısını aynı nezaketle tekrarladı. Bir süre daha geçti ve üçüncü uyarı daha kesin bir dille geldi: ‘‘Sayın yolcular, lütfen kapılardan uzak durun!’’ Tramvay bir süre daha gitti ve sinirine hakim olamadığı belli olan makinistin sesi vagonların içinde çınladı:

‘‘Beyaz torbalı kardeşim, şu kapıdan uzak dur!’’

Vatandaş, kapısından asılmaya -ve düşerek ölmeye- alıştığı bakımsız ve güvensiz banliyö trenlerinden; arkasından çocukların tutunduğu nostaljik Beyoğlu tramvayından; ve bir dakikalık Karaköy-Tünel yolculuğundan ibaret ‘‘Metro’’dan sonra, ciddi raylı sistemle böyle tanıştı.

Yıllar geçti, Cadde Tramvayı'nın ulaştığı semt sayısı artar, metroyla bağlantısı sağlanır ve yeni hatlar birbiri ardına hizmete girerken, ‘‘bir kısım’’ İstanbullu da tramvaylı-metrolu hayata uyum sağladı. Cep telefonu kullanmama uyarısına pek uymasa da çoğu kapılarla barıştı, peronlara doğru yerden girip, ‘‘exit’’ten çıkmayı öğrendi, işe gidiş gelişlerini daha kısa sürede ve oldukça ucuza yapmanın rahatlığına alıştı.

Rakamlar ne diyor

Bugün Eminönü'nden beş dakikada bir kalkan Tramvay, en fazla yarım saatte Zeytinburnu'na ulaşıyor. Dileyenler Aksaray'dan ya da Zeytinburnu'ndan ‘‘Hafif Metro’’ya kolaylıkla ulaşarak Otogar'a, Bayrampaşa'ya, Yenibosna'ya aynı çabuklukla gidebiliyor. Şu anda deneme seferleri yapılan Levent-Taksim hattı önümüzdeki beş yıl içinde Yenikapı'ya; oradan Topkapı ve Ataköy'e bağlanacak. Yenibosna'dan Havalimanı'na ulaşacak. Ayrıca Esenler'den Mahmutbey ve İkitelli'ye yolcu taşıyacak ve kentin bir bölümünde müthiş kolaylık sağlayan raylı sistem, biraz daha genişleyecek.

Peki, on yıldır hayatımızda olsa da biz İstanbullular'ın kaçta kaçı raylı sistemi tanıyor ve kullanıyor? Bunun istatistikleri sistemin bağlı olduğu belediye kuruluşu İstanbul Ulaşım'da mevcut: Doluluk oranı yüzde 90 olan Tramvay'ı günde 170 bin, yüzde 85 kapasiteyle çalışan Hafif Metro'yu ise 180 bin kişi kullanıyor. Hafif Metro'nun en yoğun durağı Aksaray, günde 35 bin kişinin uğrak yeri. Onu günde 22 bin yolcuyla Ataköy-Şirinevler durağı izliyor. Otogar durağı, günde 20 bin yolcuyu ağırlıyor. Tramvay ve Metro'yu kullananların yüzde 71.14'ü daha ucuz ve kullanımı kolay olan Akbil'i tercih ediyor. Raylı sistemde toplam 900 kişi görev yapıyor.

Ama rakamları bir yana bırakıp, üst paragraftaki soruya dönersek, İstanbullu'nun çoğunun raylı sistemi pek tanımadığı ortaya çıkıyor. Çünkü tanısa, ‘‘Ben de yaşadığım semte istiyorum, hemen!’’ diye feryadı basardı. İşte bu yüzden, tanımayanlar için bizim metro sistemimizi detaylı bir şekilde ele aldık. Raylı sistemi kimler neden kullanıyor, sistem vatandaşa ne tür kolaylıklar sağlıyor, aksaklıkları neler, vb. gibi bilgilerin yanında, biletçileri, makinistleri, belediye yöneticileri, yerli ve yabancı yolcularıyla ‘‘Metroda bir günün hikayesi’’ çıktı ortaya.

Yolculuk başlıyor

Eğer Anadolu yakasından gelip Eminönü'nde vapurdan indiyseniz, hemen gözünüze çarpacak bir yerde tabela: Tramvay-Altgeçit. Balık tutanları, satanları, yiyenleri sağınıza alarak çağrıya uyuyorsunuz. Zabıtadan kaçan çocuk yaşta seyyarların yanından alt geçidin çoğu kırık dökük merdivenlerine seğirtiyorsunuz. Uçan oyuncak helikopterlerin altından, son günlerin popüler marşı ‘‘Hepimiz kardeşiz’’in bangırdaması ve yoğun döner kokusu eşliğinde perona çıkan merdivenleri aşıyorsunuz. Yukarıda bambaşka bir hava var: Tertemiz bir peron, sık sık gelen rahat trenler.

Raylı sistem cahiliyseniz, görevli kibarca, biletin ister iki durak git, ister son durağa kadar, 200 bin lira olduğunu anlatıyor. Yol ve duraklar boyunca görevlilerin görünür ve İstanbullu'yu şaşırtır nezaketi hep dikkatinizi çekecek, ama bunu henüz bilmiyorsunuz. Toplu ulaşım cahili olmayanlar, bu yolculuğu, şehir hatları vapurlarında da, deniz ve kara otobüslerinde de geçen Akbil sayesinde 150 bin liraya yapıyor. Üstelik, metro geçişlerinde, eğer bir saat içinde kullanırlarsa ek bir ücret ödemiyorlar.

Peron'da en fazla bekleme süresi beş dakika. Hem Tramvay'da hem de Hafif Metro'da kullanılan araçlar aynı. ABD-İsveç üretimi. Bilgisayar denetimli, dahili ve harici anons donanımlı, üç ayrı fren, acil durdurma ve aydınlatma sistemli, manuel kapı kumandalı, aşırı akıma ve enerji kesintisine karşı korunmalı. Yani oldukça güvenli. Ayrıca vagonlar temiz, bakımlı. Oturacak yer bulduysanız; 1-1,5 dakika süren istasyon aralarında keyifle seyreyleyin İstanbul'u. Son durağa kadar 30 dakika içinde, en az 30 ayrı İstanbul göreceksiniz.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!