Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Rapor alınır mı verilir mi?

    Hürriyet Haber
    12 Şubat 2000 - 00:00Son Güncelleme : 12 Şubat 2000 - 00:01

    Durmuş ODABAŞIYILLARDIR hep dikkatimi çeker... Tayini falan yere çıkan falan kişi, bir ay rapor aldı... Görevden alınan bilmem kim, bir ay rapor aldı... Hatta bu sözde raporları üst üste ekleyip, beğenmediği yeni görev yerine aylarca gitmeyenleri bilirim... Bu haberleri gazeteye koydukça da sinirlenir, ‘‘rapor alma'' olayına takılır kalırım. OYSA rapor iş görmezlik halidir. BİR gün önce turp gibi işinin başında olan biri, nasıl olur da bir gün sonra bir aylık ‘‘raporluk'' olabilir. DEMEK, öyle bir tayin virüsü var ki, kime vurursa komaya sokuyor. HEM de bu virüs, faks kağıdından, yazılı emirden geçebiliyor. BEREKET versin, sarılık, AIDS gibi bulaşıcı değil. VALİLER, kaymakamlar taşıyıcı olabiliyorlar, ama onlara geçmiyor. EĞER onlara da bu virüs girecek olsa, başka bir elden kapmış oluyorlar. BU virüsün en insaflı tarafı da, mutlaka etkiledediği eş ve çocukları ‘‘raporluk'' etmemesi. HEPBİNDEN de önemlisi, doktorlarımızın çoğunun bu virüs konusunda ‘‘uzmanlaşmış'' olması. *** BURAYA kadarı işin fantezisi. İstediği yeri tayini çıkan memur, güle oynaya yola çıkarken, istemediği yere tayini çıkanlar hastalanıyor. Bu bir memleket gerçeği. HAFTADA bir iki kez yazdıklarımı okuma zahmetinde bulunanlar, ‘‘kadrolaşma'' tayinleriyle, gerekçesiz sürgünlere kafayı nasıl taktığımı bilirler. Hatta tayin ve sürgünlere imza atmanın ‘‘vatan hainliği'' ile eşdeğer olduğunu sık sık savunduğumu da bilirler. ANCAK ben, doktorların çoğunun rapor için kapıyı çalan kişinin hastalık durumuna değil de, rapor sebebine bakarak imzayı atmaları. Sanki bu durum, her doktorun göreve başlarken törenle ettiği ‘‘Hipokrat yemini''nde de yeri olan bir durum. *** DOKTOR beyler; ister kızın, ister darılın... Bu yaptığınız, bir tür mesleki ahláksızlıktır. Ettiğiniz yemine ihanettir. Meslek kurallarını hiçe saymaktır. Belki raporlara imzayı, zor durumda olan birine yardım, onun moralini düzeltmek amacıyla atıyorsunuz. Ancak o kişi, sizden 10 milyon lira borç istese, iyilik konusunda bu kadar hassas, yüreğinizin bu kadar yufka olabileceğini zennetmiyorum. AMA siz, ropor isteyene iyilik edeyim diye, devletin kandırılmasına, vatandaşın devlet kapısındaki işlerinin aksamasına yol açıyorsunuz. Rapor verdiğiniz kişi, halen devlet kesesinden maaş almayı sürdürdüğüne göre, haksız kazanca da alet oluyorsunuz demektir. RAPOR verdiğiniz kişi (aslı rapor alan kişi olacak), bir kaç saat sonra ya kahvehanede ‘‘pişpirik'' oynamakta ya da özel işlerini takip etmektedir. Böylelerini görünce, kendinizi nasıl hissettiğinizi çok merak ediyorum... O durumlarda kendinizi kandırılmış bir kişi olarak mı görüyorsunuz; yoksa ‘‘teşhis'' koyarak rapor verdiğiniz kişinin, daha raporun ilk saatlerinde ‘‘turp'' gibi olduğunu görünce mesleki olgunluğa erişmiş olmanın onurunu mu duyuyorsunuz? LÜTFEN bir uzman cevap versin, çok merak ediyorum. ÖZELLİKLE bu konudaki ‘‘uzmanlıkları'' gazete sayfalarına yansımış Muğla'dan bir cevap olursa daha çok memnun olacağım. SAYIN doktorlar... SÖZÜN özü olarak şu ‘‘rapor almayı'', artık ‘‘rapor verme''ye dönüştürün. Aksi halde, inandırıcılığınızı kaybederken mesleki ‘‘piriniz'' Hipokrat'ın da kemiklerini sızlatıyorsunuz.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı