Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Rapor açıklandığında bazıları çok utanacak

    Gülden AYDIN /gaydin@hurriyet.com.tr
    09.08.2009 - 00:00 | Son Güncelleme: 08.08.2009 - 20:57

    Hükümetin Kürt Açılımı kapsamında, 1 Ağustos’ta Ankara Polis Akademisi’nde 15 gazetecinin katıldığı 5 saat süren bir çalıştay yapıldı. Bu çok ses getiren çalıştayın ve katılımcılar listesinin perde arkasında, Polis Akademisi Öğretim Üyesi, Terör ve Güvenlik Uzmanı Prof. İhsan Bal var. Çalıştaya katılacak kişilerin listesini o belirledi. Bal, aynı zamanda Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu USAK’ın da bilim danışmanı.

    Yıllardır terör sorunu üzerine kitaplar, makaleler yazıp uluslararası sempozyumlar düzenliyor. İhsan Bal ile Ankara’daki USAK’ta görüştük. Çok yoğun bir trafiği var. Bal’ın bizden sonra ABD Büyükelçiliği’nden gelecek heyetle randevusu vardı. Önceki günlerde de İngiltere Büyükelçiliği’nden gelmişlerdi. 15 gün sonra Kürt meselesiyle ilgili bu kez bilim insanlarının katılacağı yeni bir çalıştaya hazırlanıyor.

    *   Hükümet bu çalıştay için neden Polis Akademisi’ni seçti?
    -Polis Akademisi, özel bir kanunla kuruldu. Yasa, eğitim faaliyetlerinin yanında araştırmayı emretmiş ona. “Siz, Türkiye’nin güvenlik sorunlarında araştırmalar yapacaksınız” denmiş.
    *   “Kürt Meselesinde Demokratik Açılım Projesi” için nasıl bir hazırlık yaptınız, yazar listesini neye göre hazırladınız?
    -Akademi Başkanı Prof. Zühtü Arslan’ın başkanlık ettiği kurul, son iki ayda iki çalıştay yaptı. Biri, sınır illerindeki terörün finansmanıyla ilgiliydi. Diğeri de terör örgütleriyle mücadelede uluslararası deneyimlerin gündeme geldiği ABD, İngiltere merkezli uzmanların, IRA ile müzakere sürecini yürüten Lord John Alderdice’ın da katıldığı bir çalıştay. Serinin üçüncü çalıştayına da bu konuya kafa yoran ve bunları gazetelerde yazanların katılmasına karar verildi.
    ALİ SİRMEN’İ UNUTTUK KEŞKE O DA OLSAYDI
    *   Sadece liberal yazarların çağrılması, çalıştayın Türkiye’yi kucaklamadığı eleştirilerine neden oldu. Neden Yeni Çağ’dan, Milli Gazete’den, sosyalistlerden çağrılan olmadı?
    -Muhakkak çok doğru ama şunlar olmasın, demedik. Mesela keşke olsaydı dediğim, aklımıza gelen ama koşturmacada unuttuğumuz Ali Sirmen vardı. Çalıştaylar serisi olacak, devamı gelecek. Gelemeyenlerle üniversiteleri yan yana getireceğiz. Bu çalıştayda o kadar çok farklı fikir dile
    getirildi ki. Rapor olarak yayımladığımızda, bazı kişiler çok utanacak.
    *   Ama açılımının daha ilk adımında ayrışma başladı...
    -Sorunu başında doğru teşhis etmez, ilgili dinamikleri doğru kullanmazsanız, o sorunun faizini ödemekle meşgul olursunuz. Bugün neden daha büyük bir sorunla karşı karşıyayız? Vaktiyle küçükken çözebileceğimiz sorun, yeni sorunlar üretti. Düşman ve psikolojik harekat gibi sınır dışında kullanılması gereken tabirleri, ülke içindeki bir kısım vatandaşlar için söylem haline getirdi. Çözüme değil kavgaya endeksli bir beyin yapısına götürdü.
    *   Hükümetin bu açılıma milliyetçileri katması gerekmiyor mu?
    -Kesinlikle ben katacağını düşünüyorum. Ama milliyetçiliğin tapusu Bahçeli’nin elinde değil. Olmazsa Bahçeli’nin eski danışmanı, GÜ öğretim üyesi Prof. Vedat Bilgin olur. Sokağa dökülmeye meyilli BBP’nin yeni lideri Yalçın Topçu’ya gidip bir sıkıntı olmasın dersiniz.
    *   Türk basketbolunun 12 dev adamı gibi Kürt açılımının da 12 kötü adamı oldu...
    -Toplantıya 15 kişi katıldı ama Devlet Bahçeli, bir kelime dahi üretemeden, var olan bir sözü beyin ucuzluğuyla ithal etti. Bu süreçte, olumluluğun dilini öne çıkarmaya dikkat etmek gerekir. Büyük liderlik, geleceği olumluda kurgulamak ve toplumu yönlendirmektir. Sadece mangal gibi yürek ve cesaret değil, aynı zamanda aklıyla yüreğini birleştiren liderlik gerekir. 12 kötü adam! İnsaf. Bu kadar kolay mı?
    15 YIL SONRA BÖYLE BİR SORUN KALMAYACAK
    *   Bu açılım, Türkiye’nin toprak bütünlüğü endişelerini artırdı mı?
    -Türkiye için bölünme lafı etmek ahmaklıktır. Türkiye’nin bölünme riski kalmamıştır. Bu kadar aklı, dinamiği, bu kadar cazibe merkezi olan, demokrasisiyle, hukukuyla, onlarca televizyon kanalıyla, dizileriyle Arap sokaklarında yarattığı heyecanıyla, Kafkaslarda, Balkanlar ve Ortadoğu’da güç kazanıyor. Rusya’nın eşit ortağıyız. Türkiye artık büyük ülke.
    *   Kürt açılımını dikenli ve sarp yollar bekliyor. Barış ve çözüm sürecini provoke edecek eylemler bekliyor musunuz?
    -Türkiye belli bir büyüklüğe gelince, aynaya bakabilme cesaretini kendinde göstermeye başladı. Bu, Türkiye’nin aydını, bürokratı ve üniversitesine de yansıyor.  Demokrasi ve insan haklarında mesafe kat ettikçe bir arada yaşama arzusunun da yükseldiğini gördük. Mersin, Balıkesir’deki provokatif olaylardan sonra halkın Kürtlere kötü davrandığını görmedik.
    *   Sizce bugün doğanlar, Kürt meselesini çözmüş Türkiye’nin genci olacaklar mı?
    -Tarihi öngörmek mümkün değil ama 15 yaşına geldiklerinde Türkiye’nin dünya yönetiminde söz sahibi, Kürt sorununu çözmüş, 1’inci sınıf ülke olacağına bütün kalbimle inanıyorum. Hakaretlere rağmen buradaysak, sorunları çözeceğiz ve büyük Türkiye’yi yaratacağız demektir.

    İHSAN BAL KİMDİR

    1966 Ordu doğumlu. Evli ve üç kız babası. Ankara Polis Koleji ve Polis Akademisi’nden mezun oldu.  İngiltere’de kriminoloji master’ı ve PKK üzerine doktora yaptı. PKK ile IRA ve BASK’ı karşılaştırdı. Polis Akademisi’nde öğretim üyesi. Birkaç gün önce de profesör oldu. Terör ve güvenlikle ilgili 7 kitabı, yüzlerce makalesi var.

    DÜNYAYI AYNI YORGANIN İÇİNDE TEPİŞEN TÜRK VE KÜRT OLARAK OKUYAMAYIZ ARTIK

    Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 14 Nisan’da “Biz Osmanlı’dan beri beraberiz” dedi. İlk defa modern dönem Türkiye’sinde, üst rütbenin Osmanlı’yı refere ederek çoğulculuğa atıfta bulunduğunu gördüm. 21’inci yüzyıl Türkiye’sini okuyanlarla okuyamayanlar arasında uçurum oluşuyor. Dünyayı aynı yatağın yorganın içinde tepişen Türk ve Kürt olarak okumamalıyız artık. Bu yataktan kalkıp hem Türkiye’nin sorununu çözen hem de çevremizdeki sorunları çözen, kuralları koyabilen bir ülkeye dönüşmeliyiz. Irak’taki Kürtlere onların bize ihtiyacı olduğu ölçüde o ihtiyacı karşılayacak, oradaki gazı petrolü dünyaya pazarlayan ülke olarak refah dağıtacağız. Türkiye savunma hattını artık Hakkari’de kuramaz. Dağda komandoluk yapmaktan, özel harekatın operasyonundan daha büyük ve en az onun kadar meşakkatli olan bu fikirleri Türkiye’nin çözüm haritasında ortaya koymak gerek. Ağustos sıcağında 35 derecede Akademi’de saatlerce ter döken insanlar da aynı duyguyla hareket etti.

    ANAHTAR DELİĞİNDEN KÜRT ÇALIŞTAYI

    *   Toplantıya katılanlar bir etik anlaşması yaptı, içeride konuşulanlar açıklanacak ama isim verilmeyecekti.
    *   Kimi gazeteciler arasındaki tartışmaların tansiyonu bazen o kadar yükseldi ki çalıştayı yönetenleri ciddi olarak kaygılandırdı.
    *   Kürt açılımı sürecinin ulusal ve uluslararası boyutu ile iç dinamikler konuşulurken birbirine sert açılı görüşler çarpıştı.
    *   İçişleri Bakanı Beşir Atalay, toplantı boyunca sessizliğini korudu. Hararetin arttığı anlarda da sükunetini korudu, müdahale etmedi. Masada en başa oturmak yerine Hasan Cemal ile Cengiz Çandar’ın arasına oturmayı tercih etti.
    *   14.00’te başlayıp 17.00’de biten toplantıda bir kez 20 dakika mola verildi. Hararetli tartışmalar, ikili halde molada da devam etti.
    *   Çalıştay öncesi bir kısım gazeteciyle yemek yendiği için salonda yiyecek olarak kanape, kurabiyelerle yetinildi. Soğuk ve sıcak içecekler bol bol tüketildi.
    *   Salonda çay içme rekorunu İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile gazeteci Hasan Cemal kırdı. Hatta servis elemanlarına, çay istemeden sürekli getirmeleri tembihlendi.
    *   Toplantıya İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve dört gazeteci Fehmi Koru, Hasan Cemal, Ruşen Çakır ve Mümtaz’er Türköne kravatsız katılmıştı.
    *   Çalıştayın en şıkları Deniz Ülke Arıboğan ile Ali Bayramoğlu idi. Arıboğan, krem rengi askılı ve sırt dekolteli elbise tercih etmişti. Bayramoğlu ise lacivert takım elbise, uçuk mavi gömlek ve bordo kravat kombinlemişti.

    Tepkilere ne diyor?

    BAYKAL AKADEMİYLE POLİS KARAKOLUNU KARIŞTIRIYOR

    Sayın Baykal 1989 Kürt Raporu’ndan yargılanmış bir insan. Artık sabah sporundan, yüzmeden öte liderlik vasfı olmalı. “Kürt açılımının arkasında ben de varım, bu hükümet korkak davranıyor, CHP olarak biz zamanında neşter vurduk, esas sahibi biziz” dese ne olur? Sayın Baykal, yıllardır bilimsel çalışmalar yapan akademiyle polis karakolunu karıştırıyor. Polis Akademisi, polis teşkilatının uygulama karakolu değildir. Güvenlik Bilimleri’nin geliştirildiği, felsefi altyapısının oluşturulduğu, uygulamadaki zaafların saptandığı bir üniversitedir.

    AYSEL TUĞLUK KÜRT KADINININ ÖNEMLİ CESARET ÖRNEĞİ OLDU

    Özellikle PKK terörünün tehdidinden kendisini sıyırmaya çalışanların, süreç normalleştikçe psikolojik duvarın zayıflamasıyla birlikte artacağını göreceğiz. “Türkiye’nin partisi olmaya çalışmadık, çözümün bir parçası olmak için gerekli projeleri üretemedik, bu bizim eksikliğimiz” diyen DTP’den Aysel Tuğluk, Kürt kadınının önemli bir cesaret örneği. DTP lideri Ahmet Türk’ün Başbakan Erdoğan’la görüşmesi öncesinde “72 milyonun hassasiyetini gözeteceğiz” sözlerini de önemsiyorum.

    MHP 50 YIL DAĞDA KALIRIZ DİYEREK APO’NUN YAPTIĞINA ÖZENİYOR

    Çocuklarını askere gönderen anne-babaların “Oh ne iyi, Hakkâri’de askerlik yapacak” dediklerini mi zannediyorsunuz? Öyleyse neden “50 sene dağda kalırız” gibi bir laf kullanıyoruz? Apo’nun yaptığına mı özeniyoruz? Onun ne kadar yanlış yaptığını ömrü billah söyleyen bir oluşumun başındaki kişinin sözleri Apo’nun izdüşümü olabilir mi? Bizim için can, toprak önemli. Ama nutukla değil. Bu ülkeyi sevmek demek her koşulda şehit olmak değildir. Ülkemizin, yaşayan, yaşatan ve devasa Türkiye’yi kurgulayan insanlara ihtiyacı var.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı