Gündem Haberleri

    Ramazana ve 15 tertemiz fidanımıza veda ederken

    Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu
    11.10.2007 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Bundan bir ay önce kapımızı güzel yüzlü, güzel sözlü, güzel ahláklı, güzel görünüşlü, güzel kokulu, güzel ve temiz elbiseli bir ihtiyar çaldı.

    Çok uzaklardan gelmişti, yüzyıllar öncesinden. Vakur, temiz ve sevecendi. Kapıdaki duruşu da öylesine sevgi doluydu ki!

    "Ben Allah misafiriyim, beni içeri alır mısınız?" dedi.

    Biz de elbette hemen buyur ettik. Sorduk, "Ne istersin? Bir arzun, dileğin var mı?" diye.

    Dedi ki; "Hayır, hiçbir isteğim yoktur! Ben şuracıkta kıvrılıp oturayım. Yemek ve içmek istemem. Başkaca rahatsızlık da vermeyeceğim. Sadece oturacağım ve sizi gözleyeceğim bir ay boyunca! Sonra yaptıklarınızı yazacağım. Bir ay sonra da bir akşam vakti, usulca hayatınızdan çekileceğim. Belki bir yıl sonra bu zamanlar yeniden gelirim."

    Evet, misafir bugün gidiyor. Hazırlanmış, bavulunu toplamış, notlarını almış, bizi hiç üzmeden, sıkmadan çıkıp gidiyor işte. Üstelik duruşuyla, oturuşuyla evimize ancak ve ancak sevgi, kardeşlik ve rahmet verdi.

    Siz bu misafiri tanıdınız mı?

    Elbette tanımışsınızdır! Misafirimizin adı Ramazan idi. Her yıl böylesine gelir, notlarını alır ve Yüce Allah’a gider, hakkımızda bilgi aktarır.

    Der ki: "Yüce Rabbim! Bu evde hoşluk gördüm. Misafirperverlik, sevgi, anlayış, inanç gördüm. Bu evdekiler misafirlerine iyilerdi. Fakir fukarayı gözetiyorlardı. Teravih ile meşgullerdi. Geceleri de Kur’án okuyorlardı. Yaşlıları gözetiyor, günahlardan sakınıyorlardı. Bu ayda birçok güzel özellik kazandılar. İşte bu rapor bizim de amel defterimize kaydolur. Ahiret áleminde, hesap ánında ve belki en zor olduğumuz bir demde ortaya çıkar. Aslında orucun ahiretteki karşılığını melekler bile bilmiyorlar.

    Evet, bugün Ramazan’ın son günü, yarın bayram.

    Ramazan ayında birçok güzelliğe alıştık. Oruca, namaza, merhamete, iyiliğe, bağışa, yardıma, Kur’án okumaya, affetmeye, fakiri hatırlamaya, komşuya karşı daha anlayışlı olmaya... Ve daha nice güzel alışkanlığa bir ayda imza attık.

    Bu ayda güzel şeyler yaşadık. İftarlarda evlere koştuk, teravihlerde camilere doluştuk. Kadir gecesinde ellerimizi semáya açtık.

    Zekát ve sadaka için fakir kolladık. Daha az günah işledik.

    Dileriz bu güzel özellikler ramazanla sınırlı kalmaz ve yıl boyu, hatta ömür boyu devam eder.

    Peygamberimiz "İbadetin en güzeli, az da olsa sürekli yapılanıdır" diye buyurur. Yani mesela, bir mübarek gecede, bir anda yüzlerce rekát namaz kılmak yerine, yıl boyunca her gün beş vakit namazı ihmal etmemek gibi. İşte güzel olanı budur.

    Bu mübarek ayın son günlerinde yüreğimizi darmadağın eden bir olayla yıkıldık. İki gün içinde 15 tertemiz fidanımızı toprağa verdik. Yıkıldık, yarıldık, savrulduk, ağladık!

    Ağlayan analara eşlik ettik.

    Şehitlerin kaybetmediğini, ilk kan damlası daha yere düşer düşmez günahların affedildiğini söyledik.

    Onları cennete, rahmete, şefkate uğurladık.

    Anne babalarına "Şehide ağlanmaz, zira onlar ölümsüzlüğe, diriliğe kavuşmuşlardır!" dedik ama yine de gözyaşlarımıza hakim olamadık.

    Şehit ailelerine, silahlı kuvvetlerimize ve tüm milletimize başsağlığı diledik.

    Yarın bayram...

    Sevinme ve sevindirme günü. Şüphesiz tüm şehitlerin acısı henüz taze iken biraz burukluk yaşayacağız. Ama önemli bir ibadeti yerine getirmiş olmanın rahatlığını da hissedeceğiz. Büyükleri ziyaret edip, ellerini öpeceğiz, küçükleri sevindirecek, kimsesizleri bulacak ve mutlu edeceğiz. Mezarlıklardaki dostları da Fatiha, dua ve Kur’án bekleyen kimsesizleri de hatırlayacağız.

    Aile birlikteliğini yeniden yaşayacağız.

    Özetle, bayramın farkını kalbimizde, sokağımızda, caddemizde ve káinatla hissedeceğiz.

    Biz de bir ay boyunca sizinle olan birlikteliğimizin "Ramazan" boyutunu sonlandırmış olacağız. Hissiyatımızı, hissiyatınıza tercüman yapmaya çalıştık. Dilerim sizleri üzecek veya incitecek bir şey yapmamışızdır.

    Hepinizin bayramını kutlarız...

    Allah yár ve yardımcınız olsun!

    Şehİtlerİmİzİ cennete uĞurladIk

    Bu mübarek ayın son günlerinde yüreğimizi darmadağın eden bir olayla yıkıldık. İki gün içinde 15 fidanımızı toprağa verdik. Şehitlerin kaybetmediğini, ilk kan damlası daha yere düşer düşmez günahlarının affedildiğini söyledik. Onları cennete, rahmete, şefkate uğurladık. (Fotoğraf: Sinan ÖZMÜŞ A.A)

    Resulullah (sav) buyurdular ki:

    "Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca, Allahü teálá, meleklere, "İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?" diye sorar. Melekler de, "Ücretini almaktır" derler. Allahü teálá da, "Siz şahit olun ki, ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celálim hakkı için istediklerinizi veririm" buyurur.

    "Kim salih bir amel işlerse kendi lehine işlemiş olur. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz!" (Cásiye; 15)

    Boş gururla Allah yolunda olunmaz

    Ka’b ibn-i Ucre radıyalláhu anh anlatıyor:

    Bir adam Nebiyy-i Muhterem sallalláhu aleyhi vesellem’e uğramıştı.

    Resûlullah’ın (s.a.v.) ashábı, bu adamın kuvvet ve kabiliyetini görünce,

    "Yá Resûlullah, bu adam Allah yolunda cihad etseydi ne güzel olurdu!" dediler.

    Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    "Bu adam, küçük çocuklarının geçimini temin etmek için çıktı ise, Allah yolundadır. Yaşlı anne ve babasına hizmet için evinden çıkmışsa, Allah yolundadır. Çalışıp nefsini dilencilikten korumak için çıkmışsa, Allah yolundadır. Áilesinin geçimini temin etmek için çıkmışsa, Allah yolundadır.

    (Çalışıp kazandığının) çokluğuyla övünmek, (zenginliğiyle gururlanmak) için çıkmışsa, táğutun (şeytanın) yolundadır!"

    Hadis-i şerifin bir başka riváyetinde, sahábilerin yukarıda zikri geçen temennileri üzerine sevgili peygamberimiz (s.a.v.) sözlerine, "Allah yolunda olmak, sadece ölmekle mi olur sanıyorsunuz?" buyurarak başlamıştır.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı