Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ramazan eğlencesi

Emin ÇÖLAŞAN

Benim halaoğlu Hüsamettin Cindoruk iyi espri yapar, güldürür. Hele siyaset benzetmeleri muhteşemdir. Dün düzenlediği basın toplantısında diyor ki: ‘‘Hükümeti kurma çalışmaları ramazan eğlencesine dönüştü. İşin ciddiyeti kalmadı.’’

Doğrudur.

Eskiden ramazan eğlenceleri görkemli olurmuş. Göbekli dansözler, kantocular, şarkıcılar, türkücüler, dalkavuklar, hokkabazlar, davulcular, zurnacılar, karagözler, hacıvatlar, orta oyuncuları...

Perde açılır, bunlar sırayla sahneye çıkarmış.

‘‘Yaaar bana bir eğlenceee’’ diye başlayan atraksiyon sahur sonuna kadar devam eder, sonra dağılırmış.

İnsanlar bunlara bakar, bazen gülermiş...

*Ê*Ê*

Hüsam abim dün ramazan eğlencelerini gündeme getirdikten sonra, bizim Meclis muhabiri Saffet Korkmaz'la konuşuyorduk. Saffet'in yorumu farklıydı:

‘‘Hükümeti kurma olayı ramazan eğlencesinden çok Dallas dizisine dönüştü. İhtiras, entrika, üçkâğıt, tehdit, şantaj, ihanet, şehvet, her şey var...’’

İtiraz ettim:

‘‘Bu olayda hepsi var ama şehvet yok...’’

Bu kez Saffet espriyi koydu:

‘‘Bunlarda iktidar şehveti var.’’

Valla diyecek bir şey bulamadım!

*Ê*Ê*

Şu son aylarda dünyanın en ünlü dansözlerini, kantocularını, hokkabazlarını, soytarılarını bir araya getirsek, herhalde bizim siyasetçilerin yüzde biri kadar kıvırtamaz, rezil olurlardı!.. Ve şöyle derlerdi:

‘‘Meğer bu işin mektebi Türkiye'de imiş de, bizim dünyadan haberimiz yokmuş.’’

Yarabbim, bu nasıl kıvırtmadır ki, müziğin ritmine uygun olarak kalçalar bir yanda, göbekler öte yanda bazen hafifçe titriyor, bazen acayip bir biçimde sallanıyor.

Sadece kalçalarla ve göbeklerle kalsalar yine iyi!

Beyinleri sallanıyor, beyinleri kıvırtıyor!

Bütün bunlar olurken, hepsi ağız ishali vaziyetinde. Her gün ve her fırsatta konuşup ahkâm kesenler, vecize ve inci yumurtlayanlar, dün ak dediğine bugün kara, bugün kara dediğine yarın ak diyen parti genel başkanları ve onların akıl hocaları.

*Ê*Ê*

Hanımefendi'ye bir süre önce öneri götürülüyor:

‘‘Ecevit'in azınlık hükümeti...’’

Elinin tersiyle itiyor:

‘‘Olmaz. Demokraside böyle bir şeye izin veremem. Haydi güle güle.’’

Aradan bilemediniz iki hafta geçiyor ve Hanımefendi bakıyor ki ayağının altı kaymaya başlamış, bu kez kendisi tıpış tıpış gidiyor:

‘‘Ecevit'in azınlık hükümeti kurmasını istiyoruz...’’

Dün kendisine bu öneriyi götürüp geri çevrilenler, Hanım'ın bu sözlerini duyunca zevkten sekiz köşe oluyorlar! Ağızlarının suyu akmaya başlıyor...

‘‘Tamam ablam, biz varız ama yetki Baba'da...’’

Gözlerinin içi gülüyor. Ama aralarından bir tek ilkeli, omurgalı, düzgün genel başkan çıkıp da ‘‘Kardeşim sen bizimle dalga mı geçiyorsun, jetonun şimdi mi düştü?’’ diye soramıyor.

Bir gün sonra öğreniyoruz ki, bu yemek birkaç gün önce pişirilmeye başlanmış. Tezgâh önceden kurulmuş ama kimsenin ruhu duymamış.

*Ê*Ê*

Adına ister ramazan eğlencesi, ister Dallas deyin, Ankara'da bir rezalet sergileniyor. Bir komedi oynanıyor.

Cazbant çalıyor, hepsi ayrı taraftan kıvırtıyor.

Sahnede kadınlı erkekli soytarılar, palyaçolar, hokkabazlar, cambazlar...

İzleyenler şaşkın.

Dün daha tutarlı gördüğünüz parti genel başkanı, bir bakıyorsunuz bugün öyle bir davranış sergiliyor ki, aklınız almıyor.

Önümüzdeki 18 Nisan tarihinde seçim yapılacağı varsayılıyor ama henüz o bile kesinleşmedi.

Peki biz bunların arasından hangisine oy vereceğiz?

Aralarında şöyle coşkuyla destek vereceğimiz bir tek parti, bir tek genel başkan var mı?

Tabii bu soruyu parti militanları için değil, milyonlarca sıradan vatandaşımız adına soruyorum.

*Ê*Ê*

Yine de bir gerçeği bilelim ve onunla gurur duyalım. Türkiye Cumhuriyeti, dünyanın en güçlü ve sağlam ülkeleri arasında yer alıyor. Bunca kepazeliğe ve ciddiyetsizliğe karşın, dimdik ayakta durmayı başarıyor.

Aksi takdirde bunca vurguna, soyguna, hortumlamaya, siyaset bezirgânlığına, iş yapmayan Meclis'e, aylak gezen milletvekillerine, böylesine çapsız siyasetçiler tarafından yönetilmeye bir dakika dayanamaz, göçer giderdik.

İçeride ve dışarıda pusuda bekleyen Kürtçü, din tüccarı ve hain takımı üzerimizden bir değil, yüz tane Sevr anlaşması geçirirdi.

Ne günlere kaldık ey gazi hünkar/ Katır defterdar oldu, eşek mühürdar!



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI