Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Rakibe saygı futbola sevgi

KIRK yıl düşünsem size futbolla ilgili bir yazı yazacağım aklıma gelmezdi. Ama malum, son bir kaç gün futbolla yatıp futbolla kalktık... Hafta içi, Ziraat Türkiye Kupası için oynanan Fenerbahçe-Bursaspor finali ve geçtiğimiz Cumartesi Spor Toto Süper Lig final maçında Galatasaray-Fenerbahçe karşılaşması...

Malum, memlektte GS-FB maçı olunca hayat duruyor. Hele ki bu maç şampiyonu belirleyecekse. Bu seferki mücadele de, tam da bu nedenle Türkiye’de hayatın birkaç gün için durmasına neden oldu. Durmasa bile Dünya, Güneş’in etrafında değil de sanki bu maçın etrafında dönmeye başladı.

Enteresan değerler

Aslında ben bir BJK taraftarıyım, ancak bana “Beşiktaş ile ilgili birkaç cümle kur” deseniz “siyah-beyaz” dan öteye gidemem. Yalnız, geçen haftayı yaşarken uzun süredir kafama takılan bir soruya cevap almak için küçük çaplı bir araştırmaya giriştim. İnsanları bu kadar kendinden geçiren takım sevgisi nasıl bir şey ve bu sevgi neden uç noktalarda yaşanıyor merak ettim.
Üç büyük kulüpten yola çıkarak sevginin enteresan değerler üzerine kurulu olduğunu gördüm.
Mesela, Galatasaraylı arkadaşlarıma sorduğumda istisnasız herkes ilk önce ‘Metin Oktay’ diyor. ‘Taçsız Kral’ ı biraz okuyunca da arkadaşlarıma hak vermedim değil. Duruşu ve rakibine duyduğu saygı, kendisinin de önünde bir ömür saygı ile durulmasını sağlayacak boyutta.
Fenerbahçeliler’in ise ilk söyledikleri isim geçen sene kaybettiğimiz ‘Ordinaryüs’ lakaplı ‘Lefter Küçükandonyadis’ oluyor. Lefter deyince Fenerli arkadaşlarım seslerinde bir titreme, boğazlarında bir yumru ile yutkunuyorlar.


Efsaneleşmiş isimler

Beşiktaşlıların adını duyunca önlerini ilikledikleri ilk isim de sanırım ‘Baba Hakkı Yeten’. Lakabı duyunca biraz araştırma yapmak istedim ve ‘Baba’ lakabının bir insanın üstüne ancak bu kadar yakışabileceğini anladım. Ben de bir Beşiktaşlı olarak, ‘Baba Hakkı Yeten’ ismini her duyduğumda saygıda kusur etmemem gerektiğini öğrenmiş durumdayım. Efsaneleşmiş bu isimlerin en büyük özelliği, bu çağda ne yazık ki artık kalmamış olan ‘rakibe saygı’ duruşları. Her takım taraftarı ‘İşte biz bu isimlerden dolayı bu takımları seviyoruz’ dese de sevgi ve takımlarına bağlılıklarının ana nedenini inkar eder şekilde birbirlerine hiç tahammül edemeden yaşıyorlar.


Rakibe saygı

Bugün 19 Mayıs, yani ‘Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’. Ata’mızı saygı ve minnetle anarken, tüm gençlerin, tüm sporcuların ve tüm Türkiye’nin bu güzel bayramını kutluyorum. Bugün vesilesiyle de hatırlatmakta fayda görüyorum, bence spor için yapılabilecek en güzel hareket, rakip takıma ve rakip takımın taraftarına saygı göstermek.
Not: Bu küçük ararştırmam sonucunda, futbola olmasa da futbolu futbol yapan profillere olan ilgim son derece arttı. Ve, çapımı biraz daha genişleterek dünya merkezli bir araştırma yapmaya karar verdim. İlk aldığım öneri 1994 İlgiltere basımlı Football Against the Enemy (Futbol Asla Sadece Futbol Değildir) kitabını okumam gerektiği yönünde oldu. Bakalım okuduktan sonra futbola olan ilgide bir artış olacak mı? Gelişmeleri sizinle paylaşacağım...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI