« Hürriyet.com.tr

Rajastan’ın pembe başkenti

Rajastan, mimarisinden pazarlarındaki bolluğa, halkın giyiminden, misafirperverliğine pek çok açıdan Hindistan’ın diğer eyaletlerinden farklı. Okurumuz, işadamı Tahsin Tarhan, Hindistan’ın en büyük eyaletini ve başkenti Jaipur’u gezdi, izlenimlerini yazdı.

Hürriyet Haber
X
Hindistan’da birçok güzellik Tac Mahal’in gölgesinde kalır. Turistik amaçlı ilk seyahatler genellikle Delhi ve Tac Mahal’in bulunduğu Agra’ya yapılmakla beraber, biraz daha vakit ayırıp Rajastan’a da gitmek Hindistan’ı daha iyi anlama olanağı sağlıyor. Eğer bizim yaptığımız gibi, Jaipur’a aktarmalı uçarak değil de, Delhi’ye inip oradan karayoluyla gitmeyi tercih ederseniz, eyaletler arasındaki farkı daha iyi görebilirsiniz.
Rajastan, Hindistan’ın kuzeydoğusunda, Pakistan sınırında. 28 eyaletten yüzölçümü açısından en büyüğü. Biz Agra’dan yola çıkıyoruz. İlk durağımız Ranthambore Ulusal Parkı. Hindistan’da otoyollara kilometre hesabıyla bakmamak lazım. Çünkü Türkiye’de iki saatte geçtiğiniz 200 kilometre burada 4-5 saat sürüyor. Yollar pek iyi değil, sürekli köylerin kasabaların içinden geçtiğiniz için gerek deve arabaları, motosikletler ve gerekse meşhur inekler yüzünden sürekli yavaşlamak zorundasınız. Ayrıca bu ülkede yabancıların otomobil kullanması zor. Zira sürekli korna çalmak, makasa girmek ve her şeye hazırlıklı olmak lazım. Bizim şoförümüz oldukça deneyimli. Her sollamada paniklediğimizde bize gülüyor, her yere sağ salim ulaştırmayı başarıyor.

SANKİ BAŞKA BİR ÜLKE/images/100/0x0/55eb2ba9f018fbb8f8afe54c

Eyaletler arası geçişlerde gişeler var. Araçla geçerken sınırda durup geçiş ücretinizi vermeniz gerekli. Rajastan’a geçtiğimiz andan itibaren sanki tamamen başka bir ülkeye gelmiş gibiyiz. Agra’da turist olduğunuz için sizi süzen insanlar yerine size bakıp gülümseyenlerle dolu burası. Birçoğu fotoğraf çekmek için yaklaştığınızda poz veriyor. Kadınların kıyafetleri daha renkli, pazarlarda bile meyve sebze açısından bolluk var. Bu bölgede tarım daha yoğun yapılmakta.
Ranthambore’deki safariden sonra geç kahvaltımızı edip tekrar yola çıkıyoruz, bu sefer istikametimiz yaklaşık 115 kilometre uzaklıktaki Jaipur. Yol daha sakin bu aralıkta, koyunlarını güden çobanlar, öküz arabasıyla tarlasını süren çiftçiler görüyoruz.
Jaipur, Rajasthan’ın pembe başkenti. Maharajlara, yani krallara ev sahipliği yapmış olan şehir, şimdi de en önemli ticaret ve turizm merkezlerinden biri. Şehircilik anlayışı açısından Hindistan’ın modern şehirleri arasında en düzenlilerden biri. Şehir 1727’de Maharaja Sawai Jai Singh II tarafından Hinduizm mimari kuralları çok dikkatli incelenerek yapılmış. Kaleler, saraylar ve anayolların yapımı yaklaşık dört sene sürmüş. 1853’te Galler Prensi’nin ziyareti nedeniyle pembeye boyanan şehir o şekilde kalmış. Bu renk, şehrin en belirgin özelliği haline gelmiş.

ASTROLOJİ MERKEZİ VE AMBER FORT

Sabah yapılacak ilk şey, fillerle, kendini Maharaj gibi hissederek Amber Fort’a çıkmak. Bu sarayda kraliyetin zenginliğini kanlı canlı görmek mümkün. Duvarlarda altın yaldızları, yemyeşil bahçeleri, çeşmeleri ve havuzlarıyla inanılmaz bir ihtişam var her yerde. Aynalarla süslenmiş duvarları olan bölüm en çok ilgi toplayan yer. Ayrıca oldukça yüksek bir konumda olduğu için güzel manzaralara da ev sahipliği yapıyor. Jaipur’da ilave olarak, Hawa Mahal, Jal Mahal ve Jantar Mantar (astroloji merkezi) görülmesi gereken yerler arasında.
Bu şehrin bir özelliği de alışveriş. Upuzun caddelerinde yan yana, dizi dizi mağazalar var. Bunlarda altın, gümüş, plastik her türlü takı, çeşit çeşit kumaş, kitapçılar, elleriyle defter yapanlar, dini eşyalar satanlar görmek mümkün. Biraz daha özel takılar istiyorsanız dünyaca ünlü Gem Palace’a gidebilirsiniz.
Jaipur’da gece gündüz, sürekli bir hareket var. Çarşı sabahın ilk saatlerinden gece geç saatlere kadar her zaman dolu ve işler halde. Korna sesleri dükkânlardan duyulan ezgilere karışıyor.

MAYISTA YAĞMUR MEVSİMİ BAŞLIYOR

Jaipur’da nisandan ekime ortalama en yüksek gündüz sıcaklığı 37-40 derece arasında. Yağmur mevsimi mayıstan ekime. Yılın ilk iki ayında ise gündüz sıcaklığı ortalama 25 derece. Ekim sonu, kasım başında yolunuz düşerse Diwali Festivali’ne rastlayabilirsiniz. Bu “ışık festivali” en önemli bayramlarından biri. Hindu’lar ve Sihler birlikte kutluyor. Özel tatlılar ve her türlü süse ilave olarak havai fişek satılıyor sokaklarda. Tüm araçlar süsleniyor, her yer rengarenk. Havanın kararmasından itibaren patlamaya başlıyor havai fişekler, sabah saat 5 sularına kadar patırtılar sürüyor.

ULUSAL PARKTA KAPLAN SAFARİSİ

Ranthambore, 1980’den bu yana ulusal park. Ancak, 1973’ten beri kaplanları koruma projesi kapsamında koruma alanı. 392 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip olan ulusal park, yoğun kaplan nüfusu ile ünlü. Ulusal parkın yakınında güzel tesisler var. Bunlardan herhangi birinde kendinizi Afrika’nın ıssız bölgelerinde hissetmeniz mümkün.
Hindistan’ın kalabalık insan nüfusuna inat, burası sessiz ve çok sakin.
Sabah safariye gitmek için saat 5 gibi kalkmamız gerekiyor. Jipimiz bizi alıyor ve gerekli izinler tamamlandıktan sonra parka girmemize izin veriliyor. Ayrıca safarimiz için parkı çok iyi tanıdığını söyleyen, upuzun bıyıkları olan bir uzman da bizimle geliyor.

BAZEN BİRKAÇ GÜN BEKLEMEK GEREKİYOR

Parkın içinde üç saate yakın süre geziyoruz. Geyikler, karacalar, antiloplar, akbabalar, şahinler, başka değişik kuşlar, maymunlar görüyoruz. Yalnız kaplanı göremiyoruz. Uzmanımız, ayak izlerini bulmayı başarıyor, uzaktan seslerini bile duyuyoruz ama görmek kısmet olmuyor ne yazık ki. Zaten ilk safaride kaplanı görmenin büyük şans olduğunu söylüyorlar, anlaşılan o ki birkaç gün kalıp sürekli safariye çıkmak gerekiyor, ne yazık ki bizim o kadar zamanımız yok. Ama kaplan, o kadar büyük bir merak konusu ki, otel görevlilerinden safariden geldiğimizi anlayan yoldaki insanlara kadar herkes kaplanı görüp görmediğimizi soruyor. Safari esnasında iki yerde cipten inmemize izin veriliyor. Birinde suları, mevsim itibariyle kurumuş olan şelale bölgesinde, diğeri de orman güvenliğinin bulunduğu binanın yakınında, maymunların binanın üzerinde gezindiği yerde. Parkın içinde yaşayan, evleri olanlar var. Evleri ulusal park ilan edildiğinde buradaymış ve burada kalmışlar. Yakın köylerde bile kaplan saldırısı tehlikesi varken pek de güvenli bir yer değil yaşamak için. Nadir de olsa kaplanların, civar köylerde evcil hayvanlara ve çok ender, insanlara saldırdığı olabiliyormuş. Eğer, köyde saldırırsa hayvana, devlet hayvan için tazminat veriyor sahibine. Ancak hayvanınız parkın içerisine girip kaplana yem olursa o koşullarda bir şey alamıyorsunuz.

SEYYAHLAR İÇİN NOTLAR

YEMEK
Hindistan’a giden herkes yemekler konusunda endişelidir. Bu kuşku çok normal. Zira Avrupa’daki gibi caddede yürürken herhangi bir lokantaya girip yemek pek olası değil bizler için. Otellerde her tür yemek mevcut, baharat seviyorsanız Hint yemekleri oldukça lezzetli. Ama en vazgeçilmeyecek yiyecek ekmekleri, yani “nan”. Değişik çeşnilerle de yapılan nan’ı gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz. Yine de yolculuklar için çantanızdan bisküvi ve suyunuzu eksik etmeyin.

ALIŞVERİŞ
Kına, takı ve kumaş, Hindistan’da her bölgeden alınabilir. Pazarlık yapmakta fayda var.

Kaynak:

En İyi
Sonbaharda yapılacak en iyi 10 aktivite
36 Saat
36 saatte Brüksel
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
12 ay Los Angeles
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
‘Türkiye’nin en iyileri’ne büyük ilgi