Rahmi Koç: İçeride sorun yok, dışarı dikkat edelim

Nilgün KARATAŞ
01 Ağustos 2006 - 00:00Son Güncelleme : 31 Temmuz 2006 - 21:17

Kriz konusunda içeride bir risk olmadığını söyleyen Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, "Herhangi bir olumsuz hadise olmazsa seçimlere kadar herhangi bir ekonomik dalgalanma, kriz olmayacak. Ancak bizim için en büyük risk Ortadoğu. O bölge artık eskisi gibi olmayacak, her isteyen at oynatamayacak" dedi.

KOÇ Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik dalgalanma olduğunu belirterek, "Ancak bizim için en büyük risk Ortadoğu. Ama içerde bir risk yok. Herhangi bir olumsuz hadise olmazsa seçimlere kadar herhangi bir ekonomik dalgalanma, kriz olmayacak" dedi. Deniz Temiz Derneği-Turmepa tarafından Göcek’te hizmete sokulan atık alım teknesi Turmepa-1’in hizmete başlaması nedeniyle düzenlenen törene katılan Rahmi Koç, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Terörizmin dünyanın derdi olduğunu belirten Rahmi Koç, "Onu halletmek için de bunu mali bakımdan besleyen araç gereç silah roket veren ülkeleri konuşmak lazım. Tek taraflı konuşmayla bu iş olmuyor. Mesela Çin, Rusya, İran, Suriye’yi karşınıza alarak, Amerika, Avrupa ve İngiltere’nin beraber konuşması lazım. Bu işe ancak o şekilde son verilir diye düşünüyorum" diye konuştu. "Ortadoğu artık eskisi gibi olmayacak. Her isteyen at oynatamayacak" diyen Rahmi Koç’a yöneltilen sorular ve Koç’un yanıtları şöyle:

Cuma günü ateşkes olacağı söylentisini duydunuz mu?

- Valla Cuma günü olacak dediler. Ben duymadım. Kaptanım İsrailli olduğu için o taraflara çok meraklı. Ortadoğu artık eskisi gibi olmayacak. Her isteyen at oynatamayacak. Ortadoğu’nun özelliği ne Afrika’dır, ne de Uzakdoğu’dur. Ortadoğu petrolün merkezi. Japonya, Avrupa Topluluğu, bir miktar da Amerika petrole bağımlıdır. Dolayısıyla oralara birileri, yani dünyanın jandarması muhakkak el koyacak. Ve istedikleri gibi hareket edemeyecekler. İkincisi de terörizm tabii ki dünyanın başının derdi. Onu halletmek için de bunu mali bakımdan besleyen araç gereç silah roket veren ülkeleri konuşmak lazım. Tek taraflı konuşmayla bu iş olmuyor. Mesela Çin, Rusya, İran, Suriye’yi karşınıza alarak, Amerika, Avrupa ve İngiltere’nin beraber konuşması lazım. Bu işe ancak o şekilde son verilir diye düşünüyorum. Orada iş yapan bir takım şirketler zarar gördü. Turist az geliyor. Bir kısım şirketler de orada ileride fayda görecek. Bu iş durur durmaz dehşet bir inşaat faaliyeti başlayacak. Bizim inşaatçılar da dış ülkelerde epey deneyim kazandı. Ümit ediyorum ki onlara büyük iş çıkacak.

Terör nasıl hallolabilir?

- Terör aslında bütün ülkelerde var. Bu ancak miletlerarası istihbarat ve dayanışma ile hallolacak. Ondana sonra ekonomik tarafları varsa onları halletmek lazım. Mesela adam açsa, aç adam her şeyi yapar. Onu aç olmaktan kurtarmak lazım. Adamın kaybedecek hiçbir şeyi yoksa herşeyi yapabilir. Bunu halletmek lazım. Bu uzun soluklu ve moda gibi bir şey gelip geçecek.

Türkiye’de yeni bir kriz öngörüyor musunuz?

- Krizi olduracak herhangi bir şey yok. Bugün Türkiye’de içeride beklenmedik bir hadise göremiyorum.

En büyük risk Ortadoğu mu?

- Bizim için ben öyle görüyorum. Ama içerde bir risk yok. Herhangi bir olumsuz hadise olmazsa ben seçimlere kadar herhangi bir ekonomik dalgalanma kriz olmayacak.

Seçim ekonomisi muhakkak olur

Seçim ekonomisi olacak mı?

- Ekonomideki hiçbir şey olmasa bile seçimlerden bir yük geliyor biliyorsunuz. Bir harcama furyası geliyor. Kararlar duruyor. Kampanyalar başlıyor. Herkes vereceğinden daha fazla söz veriyor. Bu bizim memlekette değil, İngiltere’de de Amerika’da da böyle oluyor. Dolayısıyla seçim ekonomisi muhakkak olacak. Bir yerlerden bir paralar harcanacak. Bu yalnız bu seçime mahsus değil, her seçimde böyle oluyor. Bizim de bunu bilmemiz lazım. Seçimden istifade kaçak yapılar yapılıyor. Ruhsatı olmayan binalara ruhsat veriliyor. Seçime giren bütün taraflar hemen popülist olmaya çalışır. Bu sefer de öyle olacaktır. Tabi seçimin zamanında olması lazım. Bir de Cumhurbaşkanlığı meselesi var. Hep sorarlar seçimden önce mi olsun, sonra mı olsun diye, ona da zamana karar verecektir.

Bu durum uygulanan programı olumsuz etkileyecek mi sizce?

- Zannetmiyorum, çünkü programa şimdiye kadar hükümet sadık kaldı, bilhassa Maliye Bakanı sadık kalmaya çalıştı. Ve de muvaffak oldu. Muvaffak oladığı tek alan var, vergi vermeyenden yine vergi alamıyoruz. Vergi verenden de daha fazla vergi alıyoruz. Bu bakımdan vergi vermeyenlerden alabilseler vergileri de biraz indirirler.

Dalgalanma dünyada oluyor, bizde de olacak

Ekonomideki dalgalanmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Ekonomide dalgalanma bütün dünyada oluyor bizde de olacak. Yalnız bizdeki iç dinamikleri getirdiği ivme ile yani verilen hızla bizde biraz daha fazla oldu yoksa bütün dünyada vardı. Zaten Türk Lirası da daha kıymetliydi. Herkes onu bekliyordu. Herkes yüzde 15-20 değer kaybetmesini bekliyordu. Aksi takdirde lüzumundan fazla kıymetliydi ve ihracatçılar büyük sıkıntı çekiyorlardı. Ama bunun üzerindeki kısım tamamen içerideki durumdan gelmiştir diye düşünüyorum.

Merkez Bankası kriz yönetiminde başarılı mı?

- Amerikalı’nın bir lafı vardır. Çok geç, çok az oldu diye. Bizimki çok iyi idare etti. Dalgalanma geçsin diye bekledi, kendiliğinden olmayınca müdahale ettiler. Bence çok iyi idare etti.

Eskiler siyasete geri dönmemeli

Emekliye ayrılan siyasetçilerin durumunu nasıl görüyorsunuz?

- Dış dünyaya bakıyorum, orada emekli olan, dönüşü olmayan bir yola giriyor. Tabii koltuk çok tatlı. Almanya eski şansölyesi Schröder, işi bıraktı kendine başka bir yol seçti ve o yolda gayet kararlı adımlarla yürüyor. Clinton da öyle. Yine dünyada meşhurlar konuşmaya çağırılıyor. Dolayısıyla (Schröder) akıllıca iş yaptı. ’Şimdiye kadar hiç para kazanmadım. Bundan sonra bir evvelki mevkimin gücünü kullanarak para kazanmaya başlayacağım’ dedi. İyi bir şey yaptı.

Şirketler de, şahıslar da fakirleşti

İstanbul Sanayi Odası’nın ilk 500 listesinde durum pek parlak değil. Tüpraş gibi bir alım yaptınız. Kurdaki dalgalanmanın size faturası ne oldu?

- Onu söylebilirim, ama söylemeyeceğim. Yalnız o sene sonundaki kura göre hesap edilecek. Çünkü bu arada herhangi bir borç ödeyecek durumumuz yok. Borç orada duruyor ve kur devamlı oynuyor. Sene sonunda kur ne olacaksa oradan hesap edeceğiz bize getirdiği yükü. Bir taraftan da 7 milyar dolarlık dış girişimlerimiz var. Döviz kazandıran hareketlerimiz var. İhracat ve diğer işlerimizden. Dolayısıyla bunu birbiriyle mukayese ederseniz, dalgadan karlı çıkma ihtimalimiz bile var. Ancak borcu olan şirketler, başka döviz kazanan şirketler başka. Elmayla armutu karıştırmamak lazım. Neticede sene sonundaki kur durumumuzu takdir edecek.

İkinci 500’de sonuç aynı mı çıkacak?

- Biliyorsunuz devalüasyonla kayıp yüzde 35 mi oldu? Bunu hesap ederseniz hepimiz o kadar fakirleştik dış dünya gözünde. Şirketler de, şahıslar da fakirleşti. Bunun tekrar buradan alıp ileri götürmemiz lazım.

Krizde çıkardıklarımızı geri almadık

IMF’nin istihdam ve Çin gibi ülkelerle rekabete ilşkin önerilerini nasıl değerlendiriyorsunuz.

- Ekonomi krizi olunca hepimiz adam çıkardık. İşler biraz açılınca o adamları almadık. Çünkü daha rasyonel çalışmaya alıştık. Böyle çalışmaya alışıp tekrar işler açılınca bir daha adam alınmıyor. Dolayısıyla, o işsiz vatandaşlarımıza iş bulmak için yeni yatırımlar yapmak lazım. Türkiye’de birikim az. Çünkü biz her ne kadar enflasyon bilançosu çıkarıyorsak da vergileri kanuni bilançoya göre ödüyoruz. Bu nedenle kár etmediği zaman hakikatte kár etmiş gibi gözüküyoruz. Onun üzerinden vergi alıyorlar bizden. Onun içinde şirketlerimizin yatırım yapmak için birikimleri az. Kendimizi ancak çevirebiliyoruz. Memlekette yeni yabancı sermayeye ihtiyaç var. O olmadığı sürece işssizlere iş bulmak zor olacak. Yabancı sermayeyi çekmek için bir şey yapmak lazım.

Bölgesel asgari ücret Çin gibi ülkelerle rekabet için çözüm olabilir mi?

-
Valla bedava çalıştırsanız bile Çin’le kimse rekabet edemez.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı