Gündem Haberleri

    Radikalizm ve terörizm

    İsmet BERKAN
    22.09.2013 - 01:12 | Son Güncelleme:

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısına katılmak ve bir dizi görüşme yapmak için New York’ta. Uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, en önemli konunun Suriye olduğunu belirterek, “Türkiye’nin Suriye konusunda çok aktif olmasının anlaşılması gerekir çünkü çok yakındayız. Olayların yansımaları bizzat radikalizm, ticaret, göçe kadar her şey etkileniyor” dedi. Gül’ün mesajları şöyle:

    New York programı
    BM toplantısı büyük fırsat. Siyasetçiler bir araya geliyor. Siyasiler için bir fuar, bir panayır. Herkes orada. Rahatlıkla protokolsüz konuşmalar yapılıyor. Bu yıl yoğun programım. Fransa ve İran Cumhurbaşkanlarıyla ve medyayla yoğun görüşmelerim var. ABD Başkanları genel kurulda prensip olarak ikili görüşme yapmazlar. Böyle talebimiz de yoktu. Bazı şeyler yazılmış, doğru değil. Merrill Lynch toplantısına katılıyorum. Gerekli açıklamaları yapmak ve yatırımcıların ilgisinin devamını sağlamak lazım. Ekonomide uzun vadede istikrar ve yabancı yatırımın sürmesi gerek. Muhtar Kent bir davet verecek. Eskiden rahmetli Ahmet Ertegün yapardı. Şimdi o misyonu Muhtar Kent devraldı. Yatırımcılarla yemek yiyeceğiz.

    Radikalizm ve terörizm
    Suriye en önemli konu

    Bizim için en önemli konu Suriye. Suriye’yle ilgili perde arkaları ve görünenler, bu toplantıyı çok önemli hale getiriyor. Görünen ve görünmeyen yüzüyle müthiş bir diplomasi trafiği var. Bizim açımızdan Suriye en önemli dış politika ve milli güvenlik meselesi. Suriye’de yaşananlar bizi çok yaralıyor. Kimyasal silah kullanılması, yüz binlerce insanın ölmesi, nüfusun yarısının göçmen hale gelmesi ve şehirlerin yıkılması. Bu acıları komşu olarak yakından duyuyoruz. Bunlar olayın birinci dereceden yansımaları. Bir de ikinci boyutu var, bizi uzun vadede etkileyecek sonuçlar. Türkiye’nin Suriye konusunda çok aktif olmasının anlaşılması gerekir çünkü çok yakındayız. Olayların yansımaları bizzat radikalizm, ticaret, göçe kadar her şey etkileniyor. Daima birinci gündem maddemiz. BM Suriye konusunda aciz mi kaldı? Şüphesiz ki ama BM nihayetinde önemli bir aktördür. Kuruluşu, 2. Dünya Harbi’ne benzer olaylar olmasın diye gerçekleşmiştir.

    Dünyada katliamlar olmasın diye. Maalesef gelinen noktada soğuk savaş mantalitesine bir dönüş var. Ortadoğu’da ‘proxy war’ denilen vekalet savaşları yaşanıyor. BM’nin dünya kamuoyu ve vicdanındaki yeri yıpranmış vaziyette. Kredisi azaldı. BM’yi kuranlar, uluslararası dünya bu hale gelmesin diye kurmuş. Biz de kuruculardanız. BM’nin bu duruma düşmesinde P5 ülkelerinin de büyük sorumluluğu var...

    ABD-Rusya anlaşması
    Şüphesiz kimyasal silahlardan tamamen arındırılmış bir Suriye’nin ortaya çıkması, görmek istediğimiz bir manzara. Ama bunun bir kandırmaca olmaması ve gerçek anlamda kurallara bağlı ve doğrulanabilir olması önemli. Bunun bir geçiştirme olmaması lazım. Ama unutmayın, Suriye kimyasal silah kullandı diye bu hale gelmiş değil. Bu çok net. ‘Kimyasal silahlar yok ediliyor, bunun dışındaki olaylar tolere edilebilir’ izlenimi doğmaması lazım. Başından beri (Suriye’de) siyasi strateji olmadan, askeri müdahale de olsa netice vermeyeceğini söyledim. Uluslararası toplumun en büyük noksanı budur.

    Radikalizm ve terörizm

    Ortak karar, ortak bir tavır alamamış olması. Rejimin yanında olmayanların bile destekleyeceği müşterek bir çıkış stratejisini başından ortaya koyamadık. Olaylar o yüzden bu noktaya geldi. İran önemli bir ülkedir. Türkiye, Suriye ile ne kadar ilgiliyse, İran da o kadar ilgilidir. İran’la çok konuşuldu ama bu zamana kadar ortak anlayış çıkmadı. İran’ı dışlayarak da olmaz. Öyle ne Cenevre olur, ne başka bir şey. İran’ın da işin içinde olması lazım. Rusya ve İran’ın (Suriye için bulunacak çözüme) muhakkak angaje edilmesi lazım. (Kimyasal silahlar) Tamamen temizlendi mi, temizlenmedi mi doğrulanması çok önemli. Bu kirli silahları bir kez yaparsın ama sonra temizlemesi çok zordur. Biz bunu bir ara Suriye sınırındaki mayınları temizlemeye çalışırken yaşadık. Önümüze öyle bir fatura çıktı ki... Ama artık kimse bu işe mani olamaz. Çünkü bu işe girişenler, ABD ve Rusya, bu işin her boyutunu, maliyetini bilen ülkeler. Çıkıp da yarın yapamadık, çok maliyetliymiş diyemezler. Bir kere kefil oldular. Memnunuz ama ihtiyatlı bir iyimserlik. Başta Putin bile kefil olamam dedi.

    Ruhani... İran’da değişim var mı?
    İran köklü bir devlet ve diplomasisi de çok köklü. Cübbe, sakal ve sarık içinde görünce dışarıdan bazen yanılgıya düşersiniz ama İran’ın çok vasıflı ve sağlam diplomatları vardır. Ehil insanlar. İran’da Ruhani’nin seçilmesiyle yeni bir dönemin başladığı kesin. Sadece özgeçmişi ve konuşmaları değil, yaptığı atamalar da bunu gösteriyor. Bunlar arasında en önemli gösterge, atadığı Dışişleri Bakanı’dır. En önemli gösterge, Cevat Zarifi’yi çok yakın tanırım. Diğer atamalarını da takip ediyoruz. İran’da farklı bir dönem ve siyaset başlıyor. Bunu müspet görüyorum. Kabili hitap kişiler çıkıyor karşımıza.

    Sistem izin verir mi? Hatemi örneği
    Bu adım nereye gider onu görmeli. Ne kast edilir ona bakmak lazım. İran İslam Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden sapma olacağını zannetmiyorum. Ama politikalarda daha uzlaşmacı, diyaloğa açık, kendi içinde daha özgürlükçü olacaklarını tahmin ediyorum. Daha iki gün önce bazı siyasi tutukluları serbest bıraktılar. İyi gelişme olduğu kanaatindeyim. İran pragmatik bir ülkedir.

    Sınıra El Kaide’nin dayanması
    Türkiye’nin Suriye’ye olan ilgisini anlatırken, Türk halkının çektiği ıstırapları da söyledim. Bu olayların yansımaları bizi ilgilendiriyor dedim. Bunlardan biri radikalizm. Bu, terörizme kadar gider. Bunları düşünmek lazım. Bunlar Türkiye’nin en önemli konuları. MGK ve askerlerle yaptığımız konularda da tartıştığımız meseleler. Kesinlikle bunu tolere edemeyiz. Sınırlarımızın ötesinde Türkiye ve bütün bölgeye tehdit oluşturacak bir yapılanmaya izin vermeyiz.

    Mısır’daki açmaz için girişim var mı?
    Açmaz var ama doğrusu herkese açık ithamlarla olmaz. Diplomasinin de bu konuda yöntemleri vardır. Ancak o şekilde olur. Bizim bütün arzumuz, Mısır’da olup bitenlerin bir an önce bitmesi ve demokrasinin kaldığı yerden devam etmesidir. Yoksa başka büyük ve önemli bir ülkenin kendi problemleriyle zayıfladığını hiç görmek istemeyiz. Mısır bizim için önemli bir kardeş ülkedir. Mısır’ın enerjisini bizim geçmişte enerjimizi harcadığımız gibi harcanmasını istemeyiz.

    Demokratikleşme paketi
    Ben her zaman Türkiye’de demokrasi ve reform zihniyetini destekledim. Ve her zaman bunun Türkiye’ye faydalarını görmüşüzdür. Hükümet bunun farkında olduğu için bazı çalışmalar yapıyor. Bu konudaki görüşlerimi bütün görüşmelerimde paylaşırım ve sağolsunlar hükümetimiz tarafından da itibar görür.

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı