"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

R.E.M. ekimde geliyor ciddiyim

Konser vermek üzere Türkiye’ye gelip gelmeyeceği her yıl düzenli olarak tartışılan belli başlı isimler vardır:

1- U2

2- Radiohead

3- R.E.M.

Bir de ustalara saygı kontenjanından "Tom Waits" vardır, fakat onun geldiğine ikna olmam için, İstanbul’a gelirse benim eve uğrayıp konsere çağırması gerekecek. Sıtkım sıyrıldı yıllardır beklemekten.

*

Özlemle beklenen üç topluluğun U2, Radiohead ve R.E.M. olmaları normal.

Bir de Red Hot Chili Peppers’ın eklenebileceği bu listedeki toplulukların ortak özellikleri "Dev" topluluk olmaları.

Laf olsun diye "dev" değil.

R.E.M., 1990’larda 5 albüm için 80 milyon dolara imza atarak rekor kırmış bir topluluktur mesela.

U2, R.E.M. veya Radiohead’in dünyanın herhangi bir noktasında verecekleri konser muhakkak biletlerin tamamını satar.

Mali açıdan dev şirket, kendi adıyla anılan birer sektöre dönüşen 10 topluluk sayacaksanız bu üç topluluk muhakkak ilk sıraları işgal eder.

*

Ancak böyle rakamsal büyüklüklere ulaşmak için bir detayı ıskalamamak gerekiyor: İyi müzik yapmak.

1980’lerden itibaren kitleleri etkileyen ve mesaj vermek gerektiğinde de elini, dilini korkak alıştırmadan ortaya çıkan R.E.M. ve U2 ve 1990’larda katara eklenen Radiohead, saygınlıklarını iyi müzikle sağladılar.

R.E.M.’in artık neredeyse 30 yıllık bir topluluk olduğunu unutmayalım bu arada.

*

R.E.M., U2 ve Radiohead’in kitlesel arzu nesnelerine dönüşme sürecine böyle manasızca değindikten sonra müjdeyi vereyim: R.E.M. 4 Ekim, bilemediniz 5 Ekim’de İstanbul’da olacak.

Nereden mi biliyorum?

Reklam filmindeki arkadaşın repliğini araklayarak cevap vermek isterim: Neden? Kaplumbağa deden! John Lennon ak sakal takıp rüyama girdi ve söyledi, iyi mi?

Kaynak sağlam, direkt Michael Stipe arayıp söyledi diyeyim, daha havalı olur belki.

*

Ancak haber doğru arkadaşlar. R.E.M. İstanbul’da konser davetine "Bir dava için geliriz ancak!" cevabını çaktıktan sonra hadise hızlı gelişti.

Konser 4 veya 5 Ekim’de tek günlük festival şeklinde gerçekleşecek.

Festvalin ismi S.O.S. İstanbul.

Irkçılığa ve insan hakları ihlallerine karşı, çevreye duyarlı bir barış festivali olacak.

R.E.M.’in İstanbul’dan önceki Avrupa turnesi konserlerinde ön grup Editors ve We Are Scientists?, fakat İstanbul’daki ön gruplar kesinleşmiş değil.

R.E.M. dışında bir yabancı ve iki yerli topluluk düşünülüyor.

Tek günlük festivalin stadyumda mı yoksa Kuruçeşme Arena tarzı bir alanda mı yapılacağına kısa süre içinde karar verileceğini söyledi John Lennon ve ekledi: "Ak sakal yakışmış mı?"

"Sakal yakışır usta sana zaten, takılma..." dedim.

*

Konserlerindeki şarkı listelerine baktım bir de web sayfalarından.

1980-1990 geçiş sürecinin eski Hey tabiriyle "dillerde marş olmuş" şarkısı "Losing My Religion"dan "Man On The Moon"a, eskilerden "The One I Love" ve "Orange Crush"a kadar herşeyi çalıyorlar.

Yıllardır sorup duruyordunuz: "Geliyor mu R.E.M.?" diye, cevap veriyorum: "Geliyor".

Sihirli kutum benim canım programlarım!

Televizyonda "acayip" bir şey bulduğumda etki alanına kapılıyorum ve bağımlı vaziyette seyrediyorum.

Genelde "kötü prodüksiyon"lu yapımlar oluyor bu programlar.

Fakat garip bir çekicilikleri var.

Ed Wood filmleri gibi...

"Kötü program" konsepti ayrı bir şey. Başta diziler olmak üzere kaynıyor kanallar kötü programlarla.

Benim takıldıklarım, yaşarken "kült" mertebesine erişenler.

*

Mesela Flash TV’deki "Yalan Testi."

Bomba program. Üç kişilik sorgu ekibi ve programın yöneticisi "Yalan Yok Yalçın Çakır" soruyor, "Dünyayı Kurtaran Adam"ın dekoru gibi duran elektronik alete bağlı vatandaş Osman’a:

"Osman, buradan çıkınca Güllü Hanım’ın yanına mı gidecekesin?"

"Hayır" diyor ama doğruyu söylüyor Osman. Makine doğruluyor çünkü.

Aynı makine Osman’ın "Kadınlar mavi gözlerime dayanamıyor benim" cümlesini de doğrulamıştı.

İnanıyor buna Osman, makine de doğruluyor. Makinede göz ve izan yok galiba ama o söz ölçüyor zaten.

*

Kanal T’deki "Velet Dada" da enteresan bir prodüksiyon.

Enerjik bir DJ’in,VJ’liğe geçiş süreci.

"Seni gidi seni/ Güzelsin besbelli/ Havan da 49-50" adlı şarkıyı bu program sayesinde tanıdım mesela. Etkisinden çıkabilmiş değilim.

*

Vahşi Batı’nın "Freak Show"larının duyurularını andıran bir tanıtımla karşıma çıkan "Göster Kendini" ise favorim.

Kanal 7’de rastladığımda "Çocukların sevgilisi Komedi Dans Üçlüsü" vardı. Biraz yaş ilerlemiş ve kadro da değişmiş.

Neymiş bu program diyerek "info" tuşuna bastım.

Metni aynen aktarıyorum:

"Hapkido ustası Kim Yang Hun ve öğrencisi Yuşa, matematik dehásı Ankaralı Seyfullah, ilkokul öğrencileri Bekir/Yasin/Ahmet, Lastik Kız Şimal ve ünlü illüzyonistler..."

Gel de seyretme!

Sunucu "Bugün ben bambaşka biriyim" dedikten sonra "Bu Adam Benim Babam!" şarkısına geçti.

Bu kadar eğlenceyi kaldıramayacağımı hissedip, seri tuş hareketleriyle kanal değiştirdim...
X