Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Pusulayı keşfedenler pusulasını şaşıranlar

Kurthan FİŞEK

Arkadaşlar bana sordular: ‘‘En beğendiğin edebiyatçı kim?’’

Tereddüt etmedim, ‘‘Mark Twain’’ dedim...

Şaşırdı, sinirlendi herkes...

‘‘Demokratiklâikdevrimci’’ takılmam gerekiyormuş meğerse... Nobel edebiyat ödülünü almaları aslâ mümkün olmayan, ama, kendi kendilerini çok ciddiye alan Türk yazarlarını sevmem gerekirmiş...

I-ııhhhh! Mark Twain'i seviyorum, kime ne?

Niye seviyorum?

Seviyorum, çünkü, önce kendisiyle alay eder...

Kendisiyle alay edebilecek kadar özgüvenli insan, başkalarına hakaret etme hakkına sahiptir.

* * *

Mark Twain kendi kendine alay ederdi.

‘‘Aritmetiğin dört işlemine aklım basmadığı için, ilkokuldan sonra tahsilimi bıraktım... Yazar olmaya çalıştım, galiba da oldum...’’

Mark Twain'in sevmediklerini ben de sevmem, eleştiririm...

Meselâ, ‘‘Amerika'yı keşfeden’’ Kristof Kolomb'u hiç sevmedim...

Sevmedim, çünkü, İspanya'nın Palos limanından üç gemi ve seksen sekiz denizciyle yola çıkmak için para ve izin istedi, yalamadığı popo kalmadı, İspanya Kralı Ferdinand'ın müşavirlerince oluşturulan barikatı aşamadı.

Kraliçe İsabella'yı kafaya aldı. Rasputin benzeri...

Muradına erdi.

* * *

Dünyayı herkes ‘‘tepsi’’ zannediyordu o sıralarda...

‘‘Fazla batıya gitmeyin, tepsinin kenarından düşersiniz!’’ dediler. Kristof (orijinal adı ‘‘Cristoforo’’) batıya giderek doğuyu bulacağını, yani dünyanın yuvarlak olduğunu söyledi, inatlaştı, batıya hareket etti, yani kulağını tersten gösterdi.

‘‘Amerika'yı buldum!’’ diye bağırdı.

Ne zaman bağırdı? Amerika'ya epey uzakta bulunan San Salvador'da karaya oturduğunda...

Mark Twain'i seviyorum, çok seviyorum... Yorumladı olayı...

‘‘Amerika'yı pusulasız keşfetmek çok harika, çok şaşırtıcı bir meseledir. Ama, Kristof Kolomb'un karşısına o kıta çıkmamış olsaydı, keşfedememesi daha harika, büsbütün de şaşırtıcı olurdu...’’

* * *

Batıya giderek doğuyu bulacağını zanneden bir sürü ‘‘pusula şaşkını’’ var aramızda... Doğuya bakarak batıyı göreceğini farzeden ‘‘keriz takımı’’ de az değil...

Çiller ve Yılmaz (alfabetik sırayla) rahmetli RP'nin oy tabanına sulanıyor. Ecevit'le Baykal, ama sola, ama sağa giderek, birbirlerinin oyuna dadanıyor. Cindoruk, Yassıada'dan bu yana Jurassic takılıyor.

* * *

Çok soyut bir yazı oldu. Somutlaşalım...

Benim şu satırları yazdığım sırada, henüz Fazilet'e geçmemiş RP'liler vardı. Bazılarıyla, 12 Mart'ta, askeri mapusane koğuşu paylaşmıştım.

Oğuzhan Asiltürk / Fehim Adak

Süleyman Arif Emre / Cevdet Akçalı

Mukadder Başeğmez / Seyyid Haşim Haşimi

Hasan Belhan / Abdüllilah Fırat

Göksal Küçükali / Nurettin Aktaş

Lütfü Doğan / Mehmet Fuat Fırat

Arif Ahmet Denizolgun

* * *

Bunların çok büyük bölümü eski dostlarımdır.

Sapına kadar köktendincidir.

Fazilet'li olmak için niye bu kadar tereddüt ediyorlar?

Pusulalarını şaşırdıkları için mi?

Yoksa, pusulanın ne boka yaradığını bildikleri için mi?













X