Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Pusulasını yitiren ülke

ANAYASA Mahkemesi’nin DTP’yi kapatma kararı maalesef “siyasi” değil. Kararın “yasal” ama hukuki olmadığını söyleyenler oldu.

Doğru, ama bunu açmak lazım. Hukuki değil yasal demek, mevcut yasal sistem, hukuk, yani adalet sağlayamıyor demek. Bu Anayasa ile ilgili bir tartışmadır, aslında bu tartışmayı yapıyoruz, daha da yapacağız.   

SORGU OLMALI

Doğrudur, demokratikleşme, köklü bir anayasa tartışması yapılmadan gerçekleşemez. Bu da doğrudur. Ancak “demokratik anayasa” diye, raftan alıp kullanabileceğiz bir metin söz konusu olamaz. Demokratik siyaset alanını genişletmek adına, mevcut olanın yerine koyabileceği yeni çerçeveyi bulmak, kurmak durumundayız. Bunun için, yeni bir asgari mutabakat zemini bulmak gerekir. Bu arayış, mevcut düzeni, resmi ideolojiyi ve dolayısıyla tarihi sorgulamaları içermek durumundadır.

Halihazırda, tüm bunları yapıyor görünüyoruz. Ancak bu derin hesaplaşmaların el yordamı ve pusulasız bir yolda ilerlemesi ile gerçekleşebilecek bir süreç olamaz. Öyle yaparsanız, söyledikleriniz, yaptıklarınız ufku belirsiz bir dalaş dövüşten başka bir yere varamaz. Dönüp dolaşıp, otoriter siyasetlere saplanmamızın nedeni de budur.

POPÜLERLEŞMEK

Mevcut düzeni, sistemi, resmi ideolojiyi sorgulamaya açtığımız noktada, yerine koyacağınız şeyi popülerleştirmek durumundayız. Herkesin tarihten kendi adına hesap sorduğu ve bunun ötesinde bir gelecek ufku kuramayan, bunu yapamadığı ölçüde muğlak bir demokrasi söylemine sığınan çabalar, demokratikleşmeyi popülerleştiremez.

Bakın, Avrupa İkinci Dünya Savaşı ardından kurulan düzenin temelindeki mitlerle yeni yeni hesaplaşıyor. Savaş sonrası zafer kazananların yazdığı tarih, ancak savaş sonrası mitler üzerine kurulu demokrasiler pekiştikten sonra kurcalanabiliyor. Nazi işbirlikçiliğinin iddia edildiğinden daha yaygın olduğu gerçeği, “demokrasi mücadelesi” tarihinin karanlık köşelerinin kurcalanması, Avrupa’da, savaş sonrası düzen ve “toplumsal güven” pekiştirdikten sonra popülerleşebildi.

Bu ülkede herkese yeni ve daha iyi bir gelecek güveni vazedecek yeni bir “demokrasi miti”ni popülerleştirmekten aciz bir sorgulama süreci, herkesi farklı bir yerde mevzilendirmekten başka sonuç veremez, veremiyor.

İktidar partisi, kendi düzen sorgulamasını ve bunun üzerine kurduğu kendi demokrasi tanımını mutlak sanıp, bunun kapsayıcılığına fazla güvendi. Muhafazakarlar, Kürtler, Aleviler, mevcut düzenle kimin sorunu varsa hepsini ve bu arada mevcut düzeni sorunsuz gören kim varsa onları ve onların kaygılarını da hesaba katmayan bir demokrasi miti kurmadan demokratikleşmeden bahsetmek mümkün olmayacak.

KARANLIK SOKAKLAR

Dahası, ikide bir yeraltında can verdiren, kalabalıkları köleleştiren bir sosyal anlayışın sorgulanmasını denkleminin dışında tutan bir demokrasi mitinin popülerleşmesine de imkân yok. Tüm bunları hesaba katmayan bir süreç, pusulasını yitirmiş bir ülkenin hep daha karanlık sokaklara sapmasından başka netice vermeyecek.  

 

 

X