Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Pupa yelken doğaçlama

    SERHAN YEDİG syedig@hotmail.com
    25.05.2017 - 15:12 | Son Güncelleme:

    Gitarcı Şevket Akıncı, davulcu Orçun Baştürk ve vokalist Sumru Ağıryürüyen’in 2013’te kurduğu doğaçlama topluluğu Konjo ilk albümünü yayımladı. Konser kaydı çifte CD’nin ilkinde Alper Maral, diğerinde Serdar Ateşer gruba katılıyor. Akıncı, Maral ve Ateşer albümü anlattı.

    Serdar Ateşer (sağda) ve Orçun Baştürk (sağdan ikinci) de Kojo ekibinde. FOTOĞRAF: MEHMET EMİN TAYLANER

    “Bence doğaçlama hızlandırılmış besteleme eylemidir” diyor Konjo grubunun kurucularından, gitarcı Şevket Akıncı. “Aklımıza geleni çalmak yerine, birbirimizle iletişim içinde zihnimizdeki ses havuzunu ortaya çıkarıp ortak bir kompozisyon oluşturuyoruz.”
    Bu tekniği Japon resim sanatı ‘hitofude ryuu’ya benzetiyor. “Fırçayı kâğıt üstüne koyup, hiç kaldırmadan canavar çizmek kadar zor, riskli. Buna karşılık masa başında kurgulanmış bestede görülmeyen spontanlığı, anlık sürprizleri içeriyor.”
    Çağdaş müzik ve caza yakın üç İstanbullu müzikçi, gitarcı Şevket Akıncı, vokalist Sumru Ağıryürüyen, davulcu Orçun Baştürk 2013’te Konjo’yu kurdu. İsmi etimolojiye meraklı Akıncı buldu. Etiyopya dilinde ‘alımlı, güzel’ demekti.
    Getirdiği kurallar nedeniyle ‘özgür doğaçlama’ akımının gerçekte özgürlüğü sınırladığını düşünüyorlardı. Kendi yollarını seçtiler: Armoni, melodiyi dışlamayan doğaçlamayı, kesintisiz iç-dış iletişimi... Beslendikleri kaynakları çağdaş müzik ve cazla sınırlamak yerine geniş tuttular: Halk müzikleri, rock, metin okuma, blues...
    Ankara, İzmir, Berlin’de konserler verdiler. Tuva Cumhuriyeti’nden gelen, gırtlak teknikleriyle meşhur Huun-Huur-Tu ile perküsyoncu Amy Salsgiver’la İstanbul’da sahneye çıktılar (ilkini YouTube’da izleyebilirsiniz). Dünya edebiyatının unutulmaz kahramanlarından ‘Küçük Prens’ üzerine ressam Erkin Gören’le bir gösteri gerçekleştirdiler.
    Konserlerdeki anlık müzik üretiminde sorun yoktu. İlk yılın sonunda albüm kaydetmeye karar verdiklerinde işler sarpa sardı. Stüdyoda donup kaldılar. Şevket Akıncı bunu kayıttan önceki plan-program hazırlıklarına bağlıyor:
    “Kulaklıkları takıp çevreden izole olduk, aramızdaki iletişim, izleyiciyle iletişim koptu. Ve müzik ortadan kayboldu!” Bu tarihten sonra detaylı plan-programdan, stüdyodan uzak durdular.

    BİNAYI ÇALGI YAPTILAR
    Geçen baharda İstanbul’daki SALT Galata kültür merkezinden konser teklifi aldıklarında mekânın özelliklerini değerlendirdiler öncelikle. Çağdaş müzik fikri öne çıktı. Luciano Berio, Karlheinz Stochausen, Steve Reich, Charles Ives özellikle John Cage’i severek dinleyen ekip bu çizgide bir besteci-yorumcuyla ortak çalışma yapmak istiyordu. Akıncı’nın YTÜ ve Bahçeşehir üniversitelerinde birlikte ders verdiği Alper Maral’a teklif götürüldü.
    “Barok emprovizasyondan özgür caza, çağdaş açık müzikten elektrok akustik projelere pek çok farklı doğaçlama müzik ortamında bulundum. Buna karşın Konjo’dan teklif aldığımda farklı müzikal kimliklerin dağınıklığa yol açmasından endişe ettim” diyor Maral. “Herkesin birbirini can kulağıyla dinlemesi” koşuluyla projeye katıldığını söylüyor.
    Ekip binanın tarihini inceledi. Levanten mimar Vallauri’nin 1892’de tamamladığı, uzun yıllar Osmanlı Bankası’nın yönetildiği yapının öyküsü ve atmosferinin de müziğe dahil edilmesi fikri ortak onay aldı. Dört aşamalı müzikal dokuda ‘binayı çalmak’ üzere üç konser verdiler.
    Pupa yelken doğaçlamaAlper Maral, Salt Galata'da. FOTOĞRAF: DERİN KIVANER
    Şevket Akıncı ve diğer Konjo üyeleri sonuçtan memnundu: “Kültür merkezinin ruhu, içindeki yaşam, dinleyiciler ve jestleri doğaçlamalara yansıdı. Walter Benjamin’in söylediği gibi sadece kulaklarımızla değil, sesimizle de binayı dinledik, anlık izlenimlerimizi müziğe aktardık.” Fakat Alper Maral’ın endişesi vardı. Konserlerde bas hattını üstlenip oyun kuruculuğu rengârenk müzikal dokular oluşturan elektrogitara bırakmıştı: “Bas tuba, bas trombon, bas blok flüt, bas pedalla altyapı oluşturdum. Çalmaktan çok çaldırmayı hedefledim. Üçüncü konserde dudaklarım hırpalandığı için nefes kontrollü synthesizer’la bas blok flüt, dijital saksofon çaldım. Tüm konserler kesintisiz bir saatti. Müzisyenler egolarını bir kenara bırakıp ortak iletişime yönelince müzik yolunu buldu, sonuçlar bizi de sevindirdi.”
    Endişesi CD fikri gündeme geldiğinde ortaya çıkmıştı. Çünkü seçilen ikinci konserin kaydıydı: “Sahnede müziğin yer yer sarktığını hissetmiştim bu konserde. İç saatime göre daha kısa kesmeliydik. Kaydı isteksiz şekilde dinledim ve çok şaşırdım. Dışarıdan baktığımda yanıldığımı gördüm. Akıncı’nın olağanüstü gitar kullanımı bambaşka bir bütünlük sağlamış, iyi yazılmış beste gibi doygun bir müzik çıkmıştı ortaya.”

    ROCK-PUNK RENKLERİ
    İkinci konser Roxy’deydi. Mekânın ruhuna uygun müzisyen, Ağıryürüyen ve Baştürk’ün daha önce birlikte çalışmalar yaptığı gitarcı Serdar Ateşer’di.
    Aslında Ateşer beste ağırlıklı çalışan bir müzikçi. Konserlere bile zorlu provalarla hazırlanmaktan yana. “Doğaçlamaya karşı ihtiyatlıyım, özgür doğaçlamadan uzak durdum hep” diyor. Buna karşın 1986-1990 arasında şair ve vokalist Mehmet İkbal’in girişimiyle basçı Mahmut Yalay ve davulcu Ateş Tezer’le yılda birkaç kez buluşup doğaçlama yapmış, kaydetmiş. “Yayımlanmayacak, kimse duymayacak” kararı doğrultusunda ‘Sahici Huzur’ dörtlüsünden kimsenin haberi olmamış.
    “Konjo’nun teklifini Sahici Huzur deneyimini tekrar yaşama hayaliyle kabul ettim. Detaylı bir ön konuşma yapmadan adeta kör uçuşuna çıktık. Yanımda götürdüğüm temaları kullanmadık. Sumru şarkı sözleri getirmişti, çoğu yerde onun sesini takip ettim. Şevket’in gitar tonları o kadar zengindi ki bir süre sonra sadece bas çaldım. Kimi yerlerde akıştan koptuğumu hissettiğimde zihnim kontrolü ellerime bıraktı. Daha sonra kayıtları dinlediğimde sürprizle karşılaştım. Konserde gruptan koptuğumu, çaresizce sürüklendiğimi, hatta bu durumun içinden çıkamadığımı hissettiğim anların bile müziğin bütünü içinde çeşitliliğe dönüştüğünü fark ettim. Yer yer punk çağrışımı yapan bir müzik çıktı ortaya.”
    Ateşer şimdi bu konserin verdiği enerji, rahatlama ve hoşgörüyle 15 yıldır yayımlanmayı bekleyen albümünü tamamlıyor. SALT Galata konserinin tamamı, Roxy kayıtlarından seçmeler AK Müzik ve Müzik Hayvanı’nın girişimiyle “Konjo feat. Alper Maral Live at SALT Galata – Konjo feat. Serdar Ateşer Live at Roxy Club” adıyla yayımlandı. Firmaların web sayfasından albümü edinebilir, iTunes ya da YouTube’dan dinleyebilirsiniz.

    Etiketler: kitapsanat , Kojo
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı