"Nedim Bubik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nedim Bubik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nedim Bubik

PTT bu hızı neye borçlu

GEÇEN salı günü. Yani tarih 17 Ocak. İki zarf getirdi arkadaşlar.

Biri Balçova Belediye Başkanlığı’ndan. Başkan Mehmet Ali Çalkaya, “Mutluluklarla dolu yeni bir yıl dilerim” demiş. Yılbaşından 17 gün sonra da olsa böyle bir dileğe teşekkür etmekten başka çare yok tabii ki... Sonra zarfın ön yüzüne ilişti gözüm. “Türkiye Cumhuriyeti Posta 0050 Kr” ve “Balçova-İzmir 14.46 ve 28.12.11 A-2588” yazılı iki damga var. Yani bu zarf Balçova’da geçen 28 Aralık’ta damgalanmış. Ehhh, “Sağolasın başkan” diyebiliyorum.

* * *

İkinci zarf; Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf’tan (TAKSAV) gelmiş. 12 Ocak’taki İzmir Temsilciliği’nin açılışına çağırmışlar. LCV notu da var. Geri dönemedim çünkü, çağrıyı 17 Ocak’ta almıştım. Bu zarfın üzerine baktım. Pasaport’tan yola çıkmış. Ne zaman mı? 5 Ocak’ta. TAKSAV’a da “Sağolun” diyorum, başarılar diliyorum.

* * *

Ben zarfları incelerken, Ergül Satıç da bir tane uzattı. Ona gelmiş, Karabağlar Belediyesi’nden. Başkan Sıtkı Kürüm, Nazım Hikmet’i anma etkinliğine çağırmış. Etkinlik 13 Ocak’taymış. Çağrının geliş tarihi yine aynı gün, 17 Ocak. Bu zarfta Basmane damgası var. Zaman mı, 6 Ocak.

* * *

Düşünüyorum da bu ne hız yahu? Sevgili Çalkaya’nın yeni yıl mesajı, Balçova’dan Alsancak’a 20 günde geliyor. Bir zarf Pasaport’tan 12, diğeri Basmane’den 11 günde. Ne güzel değil mi? Aklıma da takılmadı değil. PTT, bu hızı neye borçlu? Aşırı yoğunluk yüzünden sıkışıklık mı var? Çalışan sayısı mı yetersiz? ‘Mektubunuzu, davetiyenizi, kartınızı PTT’yle göndermeyin mi’ denilmek isteniyor? Yoksa, ‘Elektronik posta varken bu yönteme başvurmak neden’ mi? Sorular uzar gider... Sonlayayım bari... Gerçekten, bu hızı neye borçlusunuz ve nasıl bir mazeret ileri sürülecek?

Bir Başkadır Alsancak

‘Alsancak’ denilince kimimiz ‘Kordon’, kimimiz ‘Kıbrıs Şehitleri’ kimimiz ‘Kalabalık, keşmekeş’ diyebilir. Değişir herkese göre. Ama Alsancak’ı yaşayanlar, üstelik şair ve edebiyatçıysa, başka gözlükten bir Alsancak görüntüsü çıkar. Önce gazeteci, şair Ünal Ersözlü kısacık bir özet sundu köşesinde, minik bir tur attırdı. Şimdi de Namık Kuyumcu’nun, ‘Bir Başkadır Alsancak’ kitabı. Kuyumcu, “Aşk ve paylaşmak için, Alsancak’ın sokaklarındaki ağrılı ayak izlerine inat ve itiraz için, bu sokakların gerçek sahipleri olan kimsesizlere” adadığı kitabında, Alsancak’a farklı bakıyor, bilgi veriyor, tarihini anlatıyor, simgelerini parlatıyor... Kalemine sağlık.

Karanlık sokaklar

‘Alsancak’ dedim ya, yakınmalar geldi aklıma. 1375, 1376 ve 1377 sokaklarda karanlıktan yakınılıyor. Yani Kızılay’ın sokağı ve çevresi. Hatta araçların gelişigüzel park etmemesi için konulan, ‘duba’ da denilen engeller de karanlıkta yok oluvermiş. Dilerim bu yazı yayımlanana kadar sorun giderilmiştir.

X