"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Provokatör!

MALUM pespaye filmin provokasyon amacıyla hazırlandığı, ufak bir ‘çete’nin işi olduğu belli. Filmin arkasında kilise yok, devlet yok, Beyaz Saray yok, Amerikan Kongresi yok, Amerikan ordusu yok... Fakat kanlı ve şiddetli tepkiler Amerika’ya, Amerikan büyükelçiliklerine, Amerikan tesislerine yöneliyor!

Çünkü İslam dünyasında Amerika’nın “Büyük Şeytan” olduğu kanaati yerleşmiştir.

Bu deyim Humeyni’ye aittir, fakat 1979’dan sonra dalga dalga yayıldı. Amerika, İsrail militanı politikalar uyguladığı için bu kanaat pekişti. Neo-Con’ların saldırgan politikaları ve özellikle Irak’taki kanlı işgal, bunun üzerine tüy dikti.

Amerika’daki tartışma

Obama Amerika’nın bu imajını değiştirmek istiyor. Ona göre yeni politikalar ve barışçı bir üslup geliştirdi. Öyle ki, bugün Amerikan halkının yüzde 17’si Obama’nın Müslüman olduğunu düşünüyor! Göbek adında “Hüseyin” isminin bulunması, Afrika kökenli olması da bunda rol oynuyordur.

“Provokatör film” üzerine kızılca kıyamet koptu, Libya’da Amerikan büyükelçisi ve üç Amerikalı vahşice öldürüldü... Obama buna sert fakat Müslümanların hassasiyetlerini gözeten akıllı bir üslupla tepki gösterdi, Libya açıklarına donanma gönderdi falan...

Buna karşılık, Neo-Con destekli Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Romney, Obama’yı suçladı, hem de Obama’nın “saldırganları kınamak yerine, onlarla duygudaşlık kurduğunu” söyleyerek!

Bu sadece düzeysiz bir siyasi fırsatçılık mı? Bir yönüyle öyle, öbür yönüyle Amerikan sağının dünya görüşünü yansıtıyor!

Romney’in eski bir Mormon misyoneri olduğunu hatırlamamak mümkün mü?

Bu iki Amerika’dan hangisi dünya barışı için iyidir?

Sorunlu kitleler

Ortadoğu’ya bakın, üç-beş “provokatör” uyduruk bir film yapıyor, bu coğrafyada milyonlar hemen provoke oluyor!

Provokatör provokatörlüğünü yapıyor da sen niye böyle provoke oluyorsun?!

Bu ciddi bir sorun değil mi?

Böyle kolayca provoke olan sorunlu kitlelerle bu bölge nasıl bir geleceğe gider?!

İşte, “Arap Baharı”ndan sadece demokrasi ümitleri ve demokrasi dinamikleri çıkmıyor, nefret ve çatışma dinamikleri de çıkıyor. Avrupa’nın 19. yüzyılda yaşadığı kanlı çatışmalar, 21. yüzyılda Ortadoğu’da hortlamaya başladı.

20. yüzyılın başında çizilmiş sınırlarda depremler yaşanıyor!

Üstelik burası “petrol” bölgesi!

ABD’nin başına Romney’in gelmesi, burayı büsbütün “provoke” eder... İyi haber, Obama’nın son hafta 6 puan öne geçmesidir.

Ve Türkiye

Tarihçi Bernard Lewis’in bir tespiti vardır:

“Araplar tarih boyunca dışarıdan yönetildikleri için, bütün sorunlarını ‘dış güçler’e bağlarlar, komplo teorileri kurarlar... Türkler ise nerede hata yaptık diye düşünürler.”

Belki tarihimize hep hatalarımızı arayarak bakmamız bundandır.

Hey neyse... Apaçık görülüyor ki, 21. yüzyılın ilk on yılında yaşananlar, gelecek on yıllarda bu bölgede büyük siyasi ve sosyal depremler, yıkımlar olabileceğini gösteriyor. “Tarihin dönüşü” bu bölgede çok sıkıntılı olmaktadır.

Hiçbir şekilde “provoke” oyununa gelmeden... Hiçbir coşkuya veya paniğe kapılmadan, soğukkanlı ve rasyonel olarak bilelim ki, Türkiye’nin önünde Ortadoğu kaynaklı çok zor yıllar vardır!

İtidal, akılcılık, kuvvetli ittifaklar, dostluklar... Sağlam ekonomi...

Hepsinden önemlisi evimizin içinde gerilimi azaltıp serin kafayla düşünebileceğimiz bir iklimi yaratmak.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI