Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Provokasyona gelenler saç baş yoldurdu

    Hürriyet Haber
    14 Mart 2005 - 00:00Son Güncelleme : 14 Mart 2005 - 00:01

    BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın, İspanya gezisini biz de izledik.Erdoğan, Madrid’de, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Jose Mario Borrosso ve AB Dönem Başkanı Lüksemburg Başbakanı Jean Claud Junker’le de görüştü. AB’nin tepesindeki bu iki isim, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun da önünde, masaya Dünya Kadınlar Günü nedeniyle İstanbul’da yapılan izinsiz gösteride polisin orantısız güç kullanmasını getirmekten çekinmediler. Konunun getiriliş biçimi nazikti.Hükümetin, polislerle ilgili soruşturma başlatması, ‘Sevindirici bir önalma’ diye nitelense de bunun, diplomatik dille bir uyarı olduğu ortadaydı. Gerçekte, konunun görüşmelerde gündeme gelmesi bile Başbakan için yeterince sıkıtı olmuştu. YASADIŞI ÖRGÜT SAVUNMASIBu nedenle, Erdoğan, o görüşmelerde savunma gereği dahi duymadı. Ancak, aynı Erdoğan’ın, Madrid’den döner dönmez, medyaya sitemi sürdürmesi, AB konusunda önemli çalışmalar yapan TUSİAD’ın açıklamasını, ‘İşlerine baksınlar’ bağlamında ele alması çarpıcıydı. Buradan, bir kadının başına inen copun gündem yaratmasını Erdoğan’ın iç kamuoyunun suçu olarak görmeyi sürdürdüğü sonucunu çıkarmak mümkün. Madrid’deki iki günlük izlenimimiz de AKP kadrolarının, tepeden tırnağa, konuya böyle yaklaştıkları ve olayın provokasyon olduğuna gerçekten inandıkları biçiminde.Onlara göre, 600 kadın zamanından iki gün önce eylem yapmış, bunlardan 540’ı uyarılar üzerine dağılırken 60’ı ısrarını sürdürmüş, polise direnmişti. Bu bilinçli bir provokasyondu ve özellikle de AB troykasının Türkiye’ye gelmesinden hemen önce yapılmıştı. Ancak çizilen senaryo doğru kabul edilse bile iki soru akla geliyor. Birincisi, polisin yere düşen göstericiyi, doğrudan kafasını hedef alarak dövmesi normal mi? İkinci soru da, ‘Provokasyonu gerçekleştiren o göstericiler yasadışı örgüt üyeleri’ savunması nedeniyle, ‘Onlar provokasyona girecekti de, peki ya bu provokasyonu göremeyen güvenlik güçlerine ne demeli?’ biçiminde geliyor. İkinci soruya ilgiliden aldığımız yanıt; ‘İşte bizim de saçımızı başımızı yolduğumuz nokta bu. Nasıl bu provokasyona gelinir?’ oldu. ÇİFTE STANDART ARAŞTIRILACAKBu yanıt, medyayı suçlamak yerine, amirleriyle birlikte bazı polislerin sorgulanmasını, haklarında işlem yapılmasını gerektiriyor. Oysa bu noktada Başbakan’dan İçişleri Bakanı’na kadar her kademedeki AKP’liden, ‘Polisi incitmeme, yasadışı örgüt mensupları karşısında güçsüz durumda bırakmama’ savunması geliyor. AKP kadrolarının, ‘Bunlar yasadışı sol örgüt üyesi’ savunması da ilginçAynı savunma, 8 Mart’ta Emine Erdoğan’ın konuşmasını protesto eden başı açık göstericiler konusunda da polisin, o göstericilerle türbanlı göstericilere müdahalede çifte standart uygulamasında da geçerli. Türbanlı göstericilere karşı takınılan doğru tutumun diğerlerine karşı sergilenmemesi, ‘Onlar direniyor, onlar militan’ diye açıklanıyor. Bu savunmalara rağmen, bundan sonra polisin eğitimine daha çok önem verileceğini, ‘çifte standardın’ altında polisin ideolojik bakışının yatıp yatmadığının ‘ciddi bir şekilde’ araştırılacağını duyurabiliriz.İzleyip, göreceğiz.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı