"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Program sadece bütçe rakamları değil

<B>2000</B>'de uygulamaya giren ekonomik program, sadece yıllar itibariyle bütçe dengesinin sağlanıp, parasal gelişmelerin düzeltilmesinden ibaret değil.

Programın asıl amacı Türkiye'nin ekonomide, hatta siyasette de, kalıcı istikrara kavuşması için gereken yapısal tedbirlerin gerçekleştirilmesi, kara deliklerin kapatılması, ekonominin günlük politik kaygılardan uzaklaştırılması, küreselleşmenin gerektirdiği kurum ve kurumsallaşmanın sağlanması idi.

Yani yüzde 6.5 faiz dışı fazlayı sağlamak, ekonomide sağlanan olumlu havanın devam etmesi için yetmiyor. IMF de maalesef, 6.5'in dışında, kalıcılığı sağlayacak bu unsurlara bakmıyor. Şimdi ekonominin geleceğini belirleyecek asıl unsur olan, yapısal tedbirlere bakalım...

En önemli kara deliklerden sosyal güvenlikte, neredeyse 1999 reformu öncesine döndük. Açıkların kalıcı kapatılması için bir şey yapılmadığı gibi, af gibi günlük işler yapılıyor. Sağlık ve sosyal güvenliğin ayrılması gerekiyor, hazırlanan taslakların arkasında finansal plan yok. Sadece ilaç giderlerinin kısılması planlanıyor, yakında kısıntı sıkıntıları başlayacak.

Tarım reformunda hiçbirşey yapılmadı, reformun başlangıcını oluşturan doğrudan gelir desteği sistemi, mazot desteği gibi popülist yöntemlerle sulandırılarak, daha da geri gidildi. Ürün desteği gibi eski sisteme daha doğrusu karakucak sistemsizliğe geri dönüşün sinyalleri görülüyor.

Enerjide yasa çıktı, düzenleyici kurul oluştu ama kurulun dedikleri dinlenmiyor. Acil olarak Kurulun bölgesel fiyat belirlemesi ve özelleştirme gerekiyor ama yapılamıyor. Kurumlar arasında gerekli koordinasyon yok ve bu, büyük ölçüde siyasi iradenin olmamasından kaynaklanıyor.

Vergi reformu başlamıştı ve devamı getirilecekti. Halbuki alınan, son 1500 doların altındaki illere teşvik ve serbest bölge kararları, geriye dönüşü çağrıştıran düzenlemeler.

Harcama reformu kamu mali yönetim reformu için bekletildi. Harcama reformu için hazırlanan metin, mali yönetimle uyumlaştırılacak diye bekletiliyor, siyasi irade gözükmüyor.

Yolsuzlukları önlemek için hazırlanan plan kapsamında sadece bilgi edinme hakkı yasası çıkarıldı. Siyasi irade yolsuzlukları araştırma konusunda sadece popülist kararla yetinip, yolsuzluğun kalıcı olarak önlenmesi için hazırlanan uluslar arası plana bile bakmıyor.

BAĞIMSIZ KURUMLARA BASKI

Bankacılıkta kamu bankaları için önce bilanço temizliği yapıldı, sonraki adım özelleştirme ve ticari banka haline getirilmesi idi. Şimdi tarımla birlikte eskiye dönüşün sinyalleri alınıyor, yeniden personel alımı için kamu bankaları yöneticileri ‘‘kanun çıkaralım’’ demeçleri veriyor.

İmar Bankası, bir daha bu olayların olmaması için önlem alma gereğini ortaya çıkardı ama kalıcı birşeylere henüz başlanmadı, tüm sistemi birden cezalandıran yöntemlere başvuruluyor.

* Programın temel amaçlarından biri çağdaş ekonomik sistem için gereken bağımsız kurumların oluşturulması idi. Siyasi irade başından beri bunu içine sindiremediğini gösterdi. IMF ve Dünya Bankası'nın zoru ile sessiz kaldı ama her fırsatta ‘‘Kurumlara kendi adamlarını atamak’’, kurumları yeniden siyasi otorite güdümüne sokmak için çabalarına devam ediyor. İhale Yasasındaki değişiklikler bunun bir parçası olarak göze çarptı.

Son dönemde BDDK üzerinde büyük baskı oluşturulmaya başladı. TBMM Komisyonunun soruşturmaları dışında, Başbakana bağlı Teftiş Kurulu yoğun soruşturmalar başlattı. Son olarak da 1990 yılındaki bir olay bahane edilerek, Kurum Başkan Yardımcısı geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.

Bağımsız kurumların, bağımsız teftiş kurulları ve yargı tarafından denetlenmesi gerekirken, Başbakan talimatıyla harekete geçirilen soruşturmalar ‘‘siyasi baskı’’ olarak göze çarpmaya başladı.

Yolsuzluk veya kayırma ile ilgisi olmadığı, kişiliği Bakanlar tarafından da bilinen Teoman Kerman'ı, görevden uzaklaştırmak zorunda kalan Kurul Başkanının, siyasi kaygı taşımayan Kurul üyelerinin, personelin, bu müdahalelerden rahatsızlık duymaması mümkün mü?

Kurullara müdahale dahil, programı bozacak kararların bizi getireceği nokta görülmüyor mu?
X