Gündem Haberleri

    Profesörden Vali'ye tazminat davası

    Hürriyet Haber
    10.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Vali Çakır'ın, Sendikacı Süleyman Yeter'in işkenceyle öldürüldüğüne ilişkin rapor verdiği için hakkında suç duyurusunda bulunduğu Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, valiye tazminat davası açtı.

    Adli Tıp Kurumu'nda görev yapan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, işkence sonunu öldürüldüğü iddia edilen Sendikacı Süleyman Yeter'le ilgili olarak verdiği rapor nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunan İstanbul Valisi Erol Çakır'a karşı, 10 milyar liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı. Prof. Fincancı, ayrıca İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na da suç duyurusunda bulundu.

    İstanbul Valisi Erol Çakır, Prof. Fincancı'nın ‘‘illegal sol görüş sempatizanı olduğu, yasadışı örgüt mensubu ve sempatizanı olan kişilerin rapor ve tahkikatlarında lehlerine hareket ettiği, polis aleyhine tutum ve davranışlarda bulunduğu, sanıkların kati raporlarında polisi suçlu çıkarmak için aşırı çaba sarfettiği’’ni öne sürmüş ve görev yerinin değiştirilmesini istemişti. Hakkında Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ‘‘görevini kötüye kullanma’’ iddiasıyla tahkikat başlatılan ve takipsizlik kararı verilen Prof. Fincancı, düzenlediği basın toplantısında, ‘‘Bilirkişilik yapan, bilimle uğraşan tüm insanların, hekimlerin, adli tıp uzmanlarının bir daha böyle baskılara maruz kalmaması için benim bu konuda tazminat davası açmam gerektiğini düşünerek yola çıktım’’ diye konuştu.

    Prof. Fincancı'ya destek veren ve tüm meslek örgütleri adına basın açıklamasını okuyan İstanbul Tabib Odası Başkanı Prof. Dr. Orhan Arıoğul ise Vali tarafından yapılan ihbarın, bir yurttaşın, bir hekimin ve uzmanın vicdani ve bilimsel kanaatlarini ifade etmesinin nasıl sonuçlar doğurabileceği göstermesini bakımından ibret verici olduğunu söyledi. ‘‘Vali, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun gözaltında işkence sonucu meydana geldiği kanaatine vardığı ölüm olayıyla ilgili olarak oybirliğiyle verdiği raporu beğenmiyor. Kurulun altı üyesinden biri olan Fincancı'nın taraflı olduğunu iddia ediyor’’ dedi. Türk Tabibler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr. Füsun Sayek de, ‘‘Meslektaşlarımız Hipokrat yeminine sadık kaldı. Bu durum bizi ürkütüyor’’ diye konuştu.

    Bir bilim insanı

    Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve öğretim üyesi. Adli Tıp Kurumu I. İhtisas Kurulu'na dörtlü kararname ile atandı. Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve basılmak üzere olan ‘‘İşkence ve Diğer Zalimane Gayriinsani Aşağılayıcı Ceza ve Davranışların Etkin Dokümantasyonu ve Araştırması için El Kitabı, İstanbul Protokolü’’nün yazımını üstlenen işkencenin fizik bulguları ile ilgili çalışma grubu içinde yer alan bir bilim insanı.

    Ulusal ve uluslararası toplantılarda, işkence tanısında kullanılan tıbbi yöntemlere ilişkin konferanslar veren Fincancı, İstanbul Barosu ve Türk Tabibler Birliği'nce düzenlenen eğitimlere de eğitici olarak katılıyor. BM Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ve ABD İnsan Hakları için Hekimler Kuruluşu adına yürüttüğü çalışmalar, İnsan Haklarından sorumlu Devlet Bakanlığı'nın İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi üyeliği de üstlendiği işlerden bazıları...

    Delilleri yeterli bulunmadı

    İSTANBUL Valisi Erol Çakır, 19 Ekim 1999'da Adalet Bakanlığı'na gönderdiği yazıda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde gözaltındayken işkenceyle öldürüldüğü ileri sürülen Sendikacı Süleyman Yeter hakkında Adli Tıp Kurumu'nda verilen işkence raporunu da delil olarak gösterip Prof. Fincancı'nın yerinin değiştirilmesi talebinde bulundu.

    Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü de bunu ihbar kabul edip, dosyası İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderdi. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın bu konuda görevlendirdiği Fatih Cumhuriyet Savcılığı, İstanbul Valiliği'nden Prof. Fincancı ile ilgili belge gönderilmesini istedi. Bunun üzerine Emniyet Müdürlüğü iki belge gösterdi:

    l Birinci belge, 1980'de Prof. Fincancı öğrenciyken çantasında ‘‘Bolşevik Partisi Tarihi’’ kitabı bulunduğu için bir gün gözaltında tutulması ve serbest bırakılmasıyla ilgili!

    l İkinci belge ise İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel hakkında, uluslararası bir toplantıda ‘‘bölücü içerikli’’ konuşma yaptığı iddiasıyla rektörlük tarafından açılan soruşturmada, Prof. Fincancı'nın Prof. Yüksel lehine oy kullanması.

    Ancak Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı Prof. Fincancı'yla ilgili soruşturmada, ‘‘yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı’’ gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.

    Bu Vali'nin işi değil

    PROF. Fincancı, Süleyman Yeter ile ilgili otopsi kararının oybirliği ile verildiğini ve kendisinin de raportörlük yapmadığını belirterek, diğer kurul üyelerini etkilemesinin sözkonusu olamayacağını söylüyor.

    Adli Tıp uzmanlığının koruyucu hekimlik işlevini de yüklendiğini belirten Prof. Fincancı, ‘‘Bu koruyucu hekimlik, şiddetin önlenmesi ve dünyada ortadan kaldırılması için bir zorunluluk. Bu olayda da yaşadıklarım kişisel gibi görülebilir. Bana hakaret edildiğini ve mesleki onurumun çiğnenmeye çalışıldığını gördüm. Ben bunları takipsizlik kararı verildikten sonra bitmiş diye düşünebilirdim. Ama öyle değerlendirmiyorum. Olayın toplumsal yanı da var. İnsan hakları ihlalleriyle ilgilendiğim için ben seçildim. Yaptıklarımda onur duyuyorum’’ dedi.

    Bir Adli Tıp raporunu değişik uzmanlık alanlarından bilim insanlarının hazırladığını vurgulayan Prof. Fincancı, ‘‘Böyle bir raporu ancak aynı düzeyde bilimselliği kanıtlanmış, ulusal ve uluslararası düzeyde yetkinliği belgelenmiş insanlar değerlendirebilir. Bu değerlendirmenin sonunda da bir yanlışlık sözkonusu ise konu ancak bilimsel niteliği, yani hekim hatası nedeniyle yargılanabilir. Ama yalnızca gözdağı vermek, tehdit etmek için kamu kuruluşundaki görevliler böyle bir değerlendirme yapamazlar. Hukuki ve bilimsel açıdan buna hakları yoktur’’ konuşmasını bitirdi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı