"Muammer Elveren" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Muammer Elveren" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Muammer Elveren

Prof. Aziz Sancar, Nobel, Metropolit, Mardin, Atatürk

Bu 5 farklı kelime nasıl yan yana geldi? Okuyalım…

Biliyorsunuz, Prof. Dr. Sancar, Kanserle mücadelede önemli bir adım olarak nitelendirilen morötesi ışınların DNA’ya verdiği hasarı ve vücudun bu hasarı tamir sürecini haritalandırmasıyla ‘2015 Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldü. Ödül açıklandığında Nobel İnternet Sitesi muhabirinin ona telefonla ulaşıp ‘neler hissettiği’ sorusuna Prof. Sancar’ın cevabı “Kendim ve memleketim için çok sevindim. Çünkü bana çok güzel öğretim veren kendi memleketimdir. Bana olağanüstü tıp eğitimi verdi ve o buradaki başarımının kaynağı oldu. O bakımdan ana vatanıma çok minnettarım” oldu.

Amerika’ya gelen ilginç kutlama mektubu

Prof. Dr. Aziz Sancar Nobel ödülü aldıktan sonra kutlamalar Türkiye’den, doğduğu Mardin’den, dünyanın birçok ülkesindeki Türklerden, yabancı arkadaşlarından yağmur gibi e-mail, twitter, telefon ve sosyal medyanın çeşitli araçlarıyla gelmeye başlamış. Fakat bu kutlamalar arasında adresine gelen bir mektup Aziz Hoca’nın dikkatini çekmiş. İletişimin bu kadar hızlı olduğu bir dönemde gelen Mektubun üzerinde ‘Süryani Kadim Ortodoks, Patrik Vekilliği-İstanbul’ adresini görünce zarfı hemen açıp okumuş.

Süryani Ortodoks Cemaati adına kutlama

Mektupta “Sayın Prof. Dr. Aziz Sancar, Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü. İsveç Kraliyet Bilim Akademisi tarafından almış olduğunuz Nobel Kimya Ödülünü büyük takdirle karşıladık. Şirin Mardin ilimizin mensupları olarak sizlerle gururlandık, onur duyduk. Bu ödülün Mardin’imize, ülkemize ve tüm dünyaya hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Sizleri şahsım ve temsil ettiğim İstanbul Süryani (Kadim) Ortodoks Cemaati adına tebrik ediyor, gönülden kutluyorum. Başarılarınızın devamı dileği ile sizlere, aile bireylerinize ve tüm sevdiklerinize esenlik dolu günler temenni ediyorum. Filüksinos Yusuf Çetin. İstanbul, Ankara ve İzmir Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani Lideri ve Patrik Vekili”. Yazıldığını görünce mektupla tebrik edilmesi Aziz Hoca’nın çok hoşuna gitmiş ve İstanbul ziyaretinde mutlaka mektubu gönderen din adamını ziyaret etmeyi planlamış.

Prof. Sancar kutlama mektubunu unutunca…

Ancak Türkiye’de törenler, davetler, ziyaretler derken İstanbul’a geldiğinde mektubu yanına almayı unutmuş. İstanbul’dan ayrılacağı günün sabahı iki saat kadar önce mektubu hatırlamış ve ‘Mardinliler Eğitim ve Dayanışma Vakfı-Marev Başkanı Av. Haluk Eldem’i arayarak ‘Yusuf adında biri, tam hatırlayamıyorum galiba Papaz ya da Baş Papaz olmalı bana mektup gönderip kutlamıştı, onunla tanışmak ziyaret etmek isterdim onu bulabilir miyiz acaba? Diye sormuş. Araştırmışlar, soruşturmuşlar bu isimde bir Papaz bulamayınca ‘Beyoğlu Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi’ne sorduklarında mektubu Metropolit Yusuf Çetin’in gönderdiğini öğrenmişler ve Prof. Sancar’la geleceklerini söyleyip hemen Kilise’nin yolunu tutmuşlar.

Din, Dil, Irk demeden birbirimizi tamamlıyoruz.

Metropolit Yusuf Çetin iyi dostumdur, mektup meselesini sorduğumda ‘Aziz Bey’i tanımıyordum ama Nobel ödülü aldığını duyunca hemen adresini buldurup mektup göndererek kutladım. Hemşerilerimiz önemli noktalara geldiklerinde gurur duyuyoruz. Bir tek Mardin var. Bizim memlekette hoşgörü, sevgi, dayanışma, kardeşlik, kaynaşma, danışma, farklı inançlar, sanat, medeniyet her şey var. Bunlar Mardin’in zenginliği ve bu zenginlik başarı getiriyor, hepimiz din, dil, ırk demeden birbirimizi tamamlıyoruz. Böyle değerli bir hemşerimizin bizi ziyaret etmesi bizim için büyük şeref oldu. Bizde Aziz Bey’de çok mutlu olduk” dedi.

Pof. Aziz Sancar’da adını unuttuğunu gülümseyerek anlattığı Süryani Metropolit’i Yusuf Çetin’le aldığı mektup sayesinde buluşup tanışmaktan memnun olduğunu belirtirken Kiliseden ayrılırken ziyaretçi defterine “Süryani Kardeşlerim, beni kabul ettiğiniz ve bir kardeşiniz olarak bağrınıza bastığınız için sizlere çok minnettarım. Allah hepinizi korusun ve sevgili memleketimizin önemli bir cemaati olarak daim kılsın. Sevgi ve saygılarımla Aziz Sancar” diye yazdı.

Türkçe, Arapça, Kürtçe, Süryanice konuşulurdu

Ben, Mardin Cumhuriyet okulunun orta sınıfında iken Prof. Dr. Aziz Sancar Lise son sınıftaydı. Bizim dönemin Mardin’inde kimin ne olduğunu düşünmeden Müslüman, Hristiyan, Ermeni, hep birlikte büyüdük… Ezan sesleri Kilise çanlarına karışırken iç içe yaşadık. Babamın en yakın arkadaşları, birlikte gezdiği, eğlendiği, müzikli geceler düzenlediği dostlarının çoğu, komşularımız… Okula birlikte gittiğimiz, top koşturduğumuz, çelik-çomak oynadığımız, kavga edip barıştığımız arkadaşlarımız Süryani’ydi, Ermeni’ydi belki Yezidiydi ama biz Müslümanda olsak kimin ne olduğu hiçbirimizin umurunda değildi. Çünkü büyüklerimizden böyle görmüştük. Aramızda hoşgörü vardı… Saygı vardı… Dayanışma vardı… Kaynaşma vardı… Terbiye vardı... Sevgi vardı. Türkçe, Arapça, Kürtçe, Süryanice konuşulurdu. Farklı dinlere mensuptuk ama hiçbirimiz kimin hangi dinden olduğunu bilmez, sorgulamak aklımızın ucundan bile geçmezdi. Bildiğimiz şey hepimiz Mardinliydik. Sıkı vatanseverdik… Sıkı Cumhuriyetçiydik... Sıkı Atatürkçüydük… Türk- Kürt iç içeydik, damat Kürt’se kız Türk’tü ama hiç kimse bunu sorgulamaz ahenk içinde yaşardık.

Terör olayları içimizi parçalıyor…

Türkiye'de Haziran genel seçimlerinden sonra Güneydoğuda sınıra yakın bölgelerde ve Mardin’in sınırları içinde kalan Suriye ve Irak hududundaki yerlerde artan terör olayları nedeniyle gelen şehit haberleri hepimizi kahrediyor. Mardin ve Mardinlilerle yakından uzaktan ilgisi olmayan bu terör olaylarıyla ilgili Televizyonlarda ‘Mardin’in’ diye başlayan haberler içimizi parçalıyor. Bunun artık Türk-Kürt meselesi olmaktan çıktığı, aynı görüşte olmadıkları halde işbirliği yapan terörist gruplarını birçok ülke istihbarat servisinin yönettiği ve Türkiye’yi, Türkleri hatta Kürtleri de hedef alan kirli bir savaşa dönüştürdükleri apaçık ortadadır.

Bazı sınıflarda bir tek kız öğrenci oluyor bu ayıptır, günahtır

Nobel ödülü aldığı güne kadar tanımadığımız Prof. Dr. Aziz Sancar’la merkezi İstanbul’daki MAREV’in onuruna verdiği davette tanışma fırsatım oldu. MAREV Genel Başkanı Av. Haluk Eldem, Sancar’ı tanıtırken “Profesör Dr. Aziz Sancar’ı doğduğu Savur’da, Liseyi okuduğu Mardin’de, İstanbul Tıp Fakültesindeki tıp eğitimi yıllarında, Amerika’daki bilim yaşamını, bilimsel başarılarını, çok az faniye nasip olan Nobel Kimya ödülünü aldıktan sonra yazılı ve görsel medyadan öğrendik. Hemşerileri olarak başarısını büyük bir heyecanla izledik, sevindik, iftihar ettik, gurur duyduk. Bunun yanı sıra Aziz Hoca’nın bilimsel başarıları kadar, olağanüstü insani yönü, insan sevgisi, ülke sevgisi, memleket sevgisi olduğunu eşinin de ondan aşağı kalmadığını büyük memnuniyetle öğrendik, büyük saygı duyduk” dedi. Davette Marev Plaketi verilen Prof.Dr. Aziz Sancar’da şöyle konuştu “Türkiye’mizin çok sorunları var ama benim alanım eğitimdir, araştırmadır. Yirmi kişilik bir sınıfta bazen bir tek kız öğrenci oluyor bu günahtır, ayıptır. Kızlarımızı mutlaka okutmamız, eğitmemiz lazım. Sadece ilkokul yetmiyor onların özellikle daha ileri eğitim almalarını sağlamamız gerekir. Özellikle bilim ve teknoloji konularında mümkünse uzmanlaşıp Türkiye’yi temsil edecek düzeye gelsinler”.

Mardinli Profesör Doktorlar, İşadamları ve Siyasetçiler

Benimde bulunduğum bu özel davette, Marev Başkanı Av.Haluk Eldem, DSP eski Başkanı ve eski Devlet Bakanı Masum Türker, Genpa Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Zeynel Abidin Erdem, Cumhuriyet Savcısı Serkan Ağılday, Prof. Dr. Murat Dilmener, Prof. Dr. Kadircan Keskinbora, Prof. Dr. Mehmet Pala, Opr. Dr. Haluk Yücesoy, Prof. Dr. Zafer Gören, Opr. Dr. Adnan Artukoğlu, Şakir Nuhoğlu, Erdoğan Beyazıt, Serkant Akın, Selahattin Aygüler, Mehmet Türker, Halit Ensari, Münir Kilimci, Kenan Gürdal, Sait Susin, Sıddık Ensari, Aziz Mungan, Beşir Bilgin, Mehtap Artut, Fuat Ensari, İbrahim Biter, Semra Eldem, Münir Çağlar, Nail Sanlı, İsmail Arslan, Fehmi Tahincioğlu. Mardin eski Belediye Başkanı Metin Pamukçu, Eski Vali M. Asım Hacımustafaoğlu, Eski İstanbul Milletvekili Altan Kavak, Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, Prof. Aziz Sancar’ın çocukluk arkadaşları ve akrabalarının yanı sıra 200 e yakın davetli hazır bulundu.

Bu ödül Atatürk’ün ve Cumhuriyetin ödülüdür.

Peki, Prof. Dr. Aziz Sancar Nobel ödülü aldığı haberinin şaşkınlığı geçtikten sonra Profesör eşi Gwen hanımla neyi konuşmuşlar biliyor musunuz?

Onu da Prof. Dr. Sancar’dan dinleyelim “Ben Atatürk’ün yaptığı devrimlerin ve Cumhuriyetin çocuğuyum. Beni yetiştiren Köy Enstitüsü, Mardin Lisesi ve İstanbul Tıp Fakültesi’dir. Bu ödül Atatürk’ün ve Cumhuriyetin ödülüdür. Birinci gün Nobel verildikten sonra şaşırmıştık düşünecek vakit yoktu. İkinci gün eşimle konuştuk ve Nobel ödülünün Anıtkabir’e konulmasına karar verdik. Çünkü bu ödül Ata’mız sayesinde alınmıştır” dedik.

Atatürk’e ve Cumhuriyeti kuranlara vefa borcumu ödedim

Prof. Dr. Sancar gerçekten de aldığı Nobel ödülünü 19 Mayıs'ta "Bu Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in madalyasıdır” diyerek Anıtkabir’e bağışladı ve ödül Anıtkabir’de bulunan 18 galerili koridorda kendisine ayrılan özel alandaki sergiye yerleştirildi. Prof. Sancar teslim töreninde “Bu madalyayı buraya vermekle, Atatürk’e ve Atatürk’ün silah arkadaşlarına, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlara vefa borcumu ödedim, bu fırsatı bana verdiği için Allah’a şükrediyorum. Millete böyle bir sevinç yaşattığım ve özellikle gençlere bilim yapma ilhamı verdiğim için çok mutluyum” dedi. Prof. Sancar Nobel madalyasının 3 tane replikasını aldığını birini Amerika’daki Üniversitesinin kütüphanesine, İkincisini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine verdiğini üçüncüsünü ise Mardin Artuklu Üniversitesi ayırdığını söyledi.

Tıbbiyeyi, TÜBİTAK bursuyla okudum

Profesör eşi Gwen Sancar ile birlikte Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu-TÜBİTAK’ı da ziyaret eden Prof. Sancar, “Tıbbiyeyi, TÜBİTAK bursuyla okudum. Ondan sonra Amerika’ya gidişimde TÜBİTAK bana burs verdi” dedi. Sancar TÜBİTAK Özel defterine de şunları yazdı “TÜBİTAK benim bilimsel kariyerimin başlamasında çok yardımcı oldu ve her desteği verdi. Ben hem İstanbul Tıp Fakültesi’nde hem de doktora çalışmam döneminde TÜBİTAK’tan burs aldım o nedenle minnettarlığım sonsuzdur. Şimdi TÜBİTAK’ın ümit verici bir düzeye varmış olduğuna ve memleketimizi en üst düzeyde bilim ve teknoloji alanında başarıya ulaştıracağına inanıyorum. TÜBİTAK’ta çalışan her kademeden arkadaşlara şükran ve sevgilerimi sunuyorum.

İşte böyle Marev Başkanı Av. Haluk Eldem’in dediği gibi Prof. Dr Aziz Sancar’ın bilimsel başarıları kadar, olağanüstü insani yönü, insan sevgisi, ülke sevgisi ve memleket sevgisini takdir etmemek mümkün değil…

melveren@hurriyet.com.tr

X