Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Primakov tesadüf mü?

Ferai TINÇ

Monica ile Bill'in nefes kesici öykülerini en ince ayrıntısına kadar yansıtan haberlere dalmış giderken, Primakov'u atladık.

Gerçi, gazetelerin dış politika yazarlarının gözünden kaçmadı ama Primakov'un Rusya krizinin anahtar ismi olarak sivrilmesi, siyasi sonuçları açısından Amerikan Başkanı'nın fantezi merakı kadar önemli.

Bu iki olayı, Amerikan ve Rus devlet reflekslerinin ortaya çıkması olarak görmek gerek.

Başkan'ın kaçamağının üzerine ısrarla gidilmesini Starr'ın Clinton düşmanlığı ile açıklamak nasıl yetersizse, Primakov'un başbakanlığını da tesadüfe bağlamak o kadar yüzeysel bir tahlil olur.

Evet Primakov'un Rusya krizinin çözüm anahtarı olarak sivrilmesi bir tesadüf değildir.

Komünistlerden Yabloko'cu liberallere kadar geniş bir destek almasının ardında yatan gerçeği görmek için önce Primakov'un kim olduğu sorusuna cevap aramak gerekir.

***

GERÇEK adı Yevgeni Finkelstein olan Primakov 1960'larda Pravda muhabiri olarak gittiği Ortadoğu'da, Sovyet diplomasisinin önemli gizli operasyonlarında yer alan bir KGB ajanıydı.

Sosyalist milliyetçi hareketlerin yükseldiği bu dönemde Bağdat ve Trablus'ta fırdönen Yevgeni'nin, Yahudi çağrışımlı Finkelstein soyadını Primakov olarak değiştirmesi de bu döneme rastlıyor. Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi ile yakın dostluğu, rahatlıkla konuştuğu Arapçası sayesinde Moskova'nın Ortadoğu'daki en itibarlı adamı oluyor.

Mihail Gorbaçov'a karşı başarısız darbe girişiminden sonra KGB başkan yardımcılığına, KGB'nin lağvedilmesinin ardından da Rus Dış İstihbarat Servisi'nin başına geliyor.

Rus diplomasisinin Amerikan çıkarlarının peşine takılmasına tavır koyan Primakov'u, Ortadoğu'da Rus etkisinin devamı için diplomasi yaparken, Bosna'da askeri müdahaleye karşı çıkarken görüyoruz. Primakov aynı tavrı Kosova'da da gösteriyor. Müdahaleyi gereksiz görüyor. NATO'nun genişlemesine şiddetle ‘hayır’ diyenlerin safında yer alıyor.

1996'da yazdığı bir makalede Primakov, Soğuk Savaş sonrası dönemde Rusya'nın rolünü şöyle tanımlıyor:

‘‘Şimdilerde dünyayı tek kutuplu hale getirme yönünde çabalar harcanıyor. Dünya, birçok devletin çıkarlarının gözönüne alındığı çok kutuplu bir modeli benimsemelidir. Çok kutuplu dünyada kutuplardan biri de Rusya olacaktır. Rusya başka bir kutba katılmamalıdır.’’

Primakov'un bu sözlerinden de anlaşıldığı gibi, Ortadoğu ve Kafkaslar'da Rusya ekseninin kuvvetlendirilmesi gerektiğine inanan, Balkanlar'da Ortodoks ekseninin canlı tutmayı öngören dış politika yaklaşımı Primakov'un Başbakanlığı'nda yeniden güç kazanacaktır.

Duma'daki çoğunluk oyları Rusya'nın bu yöndeki iradesini yansıtmaktadır.

Yani Primakov bir tesadüf değildir.

***

RUS halkını dikkate almadan bu ülkeyi hızla serbest pazar ekonomisine sürüklemeyi öngören ‘şok tedavi’cilere, Rus kaynaklarına ve pazarlarına göz diken uluslararası şirketler ile rüşvet ve yağma düzenini hayata geçiren onların işbirlikçilerine tepkinin sonucudur Primakov'un sivrilmesi.

Primakov seçimi, sadece ekonomik krizin çözümü için bir çare değil Rus devlet refleksinin ‘Büyük Rusya’ hedefinin ortaya çıkışıdır.

Primakov'un başbakanlığı Türkiye'yi de yakından ilgilendirmektedir.

Amerikan-İsrail-Türkiye ittifakına karşı Türkiye'yi PKK kartını oynayarak içinden, Yunanistan, Irak, İran, Suriye ve Ermenistan ittifak çemberiyle dışarıdan kıstıracak bir politikanın ipuçları bir süreden beri kendini göstermektedir.

Rusya'ya daha fazla ilgi ve dikkat göstermek zamanı geldiğinin işaretidir Primakov adının güçlenmesi.













X