Prensi attan indiren doktor

Güncelleme Tarihi:

Prensi attan indiren doktor
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 26, 1998 00:00

Haberin Devamı

Prens, beyaz atın üzerinde geldiğinde genç kızın yapacağı tek bir şey vardır. Atın arkasına atlayıp dört nala ‘‘ömür boyu mutluluğa’’ gitmek. Pakize Hanım da, hayatında bir beyaz atlıya rastlayan çok az sayıda genç kızdan biriydi. Ama o ne yaptı? Attan indirdiği prensi koluna takıp kendi yolunda devam etti. Eşi Fettah Bey, Tarzi ailesinin bir üyesiydi ve Afgan prensiydi. Küçüklüğünden beri doktor olmayı hayal eden Pakize Hanım'la evlenince, bırakın karısını saraya sokmak, kendisi prensliği bırakmak zorunda kaldı. Pakize Tarzi, aristokrat bir ailede, doktorluğunu ve kişiliğini kaybetmeden var olmayı başardı. O, Türkiye'nin ilk kadın doğum uzmanı.

ABD'de, radikal feministler arasında ilgi gören bir trend var. Tezlerine göre, gebelik bir hastalık değil. Gebe kadın, hasta olmadığına göre, doğurmak için hastaneye gitmesine gerek yok. Hatta doktora bile gerek yok. Bu trendi izleyenler arasında, barfikse asılıp ya da küveti doldurup kendi kendine doğuranlar var. ‘‘Yeni çağ’’ın bağrından kopup gelen bu teze hemen bir karşı tez geliyor: Neyimiz doğal ki, doğumumuz doğal olsun?

Hayvanlar gibi yaşamadığımıza; onlar gibi çiğ etle beslenip, çıplak gezmediğimize, önümüze çıkanla cinsel ilişki kurmadığımıza göre, onlar gibi doğurmanın da bir alemi yok. Normal doğumu sezaryene tercih eden ve bu haliyle doğallıktan yana olduğunu gösteren Pakize Tarzi bile, radikal feministlerin ileri gittiğini düşünüyor: ‘‘Elbette ki doğum doğal bir olaydır. Ama bir ev ne kadar temiz olabilir ki? Her ihtimale karşı hastanede doğurmakta fayda var.’’

BOĞAZI YÜZEREK GEÇTİ

Pakize Tarzi deyince çoğunluğun aklına Nişantaşı'ndaki doğum hastanesi ve İstanbul'un çeşitli semtlerine dağılmış laboratuarlar gelebilir. Halbuki sözünü ettiğimiz, akla gelen hastane ve laboratuarların kurucusu Pakize Hanım. Şimdi 86 yaşında. Nişantaşı'ndaki evinde ‘‘bu benim rahatsızlık devrem’’ dediği sakin bir hayat sürüyor. Kalbinde ritm bozukluğu olmasa, seksen beş senedir yaptığı gibi bu yaz da yüzecekti. Ne de olsa o, Boğaz'ı yüzerek geçen ilk kadın.

Yüzemediği, hastaneye eskisi kadar sık gidemediği, sokağa fazla çıkamadığı için üzüldüğünü söylüyor. Yine de sonbaharda İsviçre'ye gitme planları yapacak kadar bağlı hayata. ‘‘Daha göreceğim güzel günler var’’ diyor.

Babası Ziraat Bankası Suriye Umum Müdürü olan Pakize, Halep'de doğar. Çocukluğu, dört kız kardeşi, annesi, büyükanneleri, amcaları, dayıları ile yaşadığı büyük bir köşkte, Şam'da geçer. I. Dünya Savaşı'nın sürdüğü o yıllarda, altı yüzyıllık Osmanlı İmparatorluğu da son dönemini yaşamaktadır. Şam düşünce, aile apar topar Adana'ya gelir, Pakize 4-5 yaşlarındadır ve kalbindeki meslek doktorluktur: ‘‘Ablalarım, çok akıllı olduğumu mutlaka okumam gerektiğini söylerlerdi. Doktor olmayı istiyordum, çünkü aile hekimimiz evimize geleceği zaman, gümüşler parlatılır, en güzel çay takımları çıkarılırdı. Hekimlere gösterilen bu saygı beni etkilemiş olsa gerek.’’

Üniversiteye kadar hiç okula gitmez, özel hocalardan aldığı derslerle ilk, orta ve liseyi bitirir. Sıra üniversiteye geldiğinde, anne babası doktor olma isteğine karşı çıkarlar: ‘‘Yıpranmamı istemedikleri için çok ağır bir meslek olan hekimliği istemediler. Babam, Lozan'da tarih okumamı arzu ediyordu, ama benim kararım kesindi.’’

Pakize Hanım'ın aklına koyduğunu yapacağı o zamandan belliymiş. Başarılı ve özverili bir öğrencilik hayatı sürerken güzelliği sınıf arkadaşlarının, hatta hocalarının dikkatinden kaçmaz. Pas vermediği hocası, işi öğrencisini sınıfta bırakmaya kadar götürür. Pakize, aşkla hiç beklemediği bir anda tanışır: ‘‘Okulda müthiş bir temizlik vardı, her yer boyanıyordu. Öğrendik ki, Afganistan kraliçesinin kardeşi olan bir prens gelecekmiş. Prensi gören bir arkadaşım, koşarak yanıma geldi, aşık olduğunu söyledi. Bir kez daha görmeye giderken beni de peşinden sürükledi. Prense dikkatle baktım, kısa bir an gözgöze geldik. Birbirimizi tanımadan birkaç saniyecik bakıştığımız bu zatla hayatlarımızı birleştireceğimiz ve kırkbeş yıl birlikte yaşayacağımızı söyleseler güler geçerdim herhalde.’’

Prens Fettah Bey'in akrabaları, Pakize Hanım'ların Şişli'deki evlerinin üst katına taşınınca, tekrar karşılaşma olanağı doğar ve evlilik gerçekleşir. Karı koca Roma'ya taşınır, ancak Pakize Hanım, mesleğine çok bağlıdır ve kendi ülkesinde doktorluk yapmak ister. Sonunda Fettah Bey de Roma'daki ailesini bırakıp İstanbul'a yerleşmeye razı olur.

ARANAN GÖZ BULUNDU!

Pakize Hanım, Şişli'de açtığı daha sonra Nişantaşı'na taşıdığı hastanesini 1949 yılında kurar. Kurduğu hastanede hem o hem meslektaşları yüzlerce çocuk doğurtur. Çok sayıda ilginç vakadan biri: ‘‘Çok tanınmış bir gayrımüslim ailenin 38 yaşındaki kızları doğum yapmak üzere hastaneye yattı. Yaşı ilerlemiş olduğu için tedirgindik. Nitekim zor bir doğum oldu. Doğumu yaptıran doktor, bebek bir türlü çıkamayınca forceps (doğum sırasında kullanılan bir alet) kullanmaya karar verdi. Sonunda doğum gerçekleşti. Biz annenin dikişleriyle uğraşırken, ebe Adviye Hanım, bebeğin bir gözü yok diye çığlık attı. Hepimiz bembeyaz olduk. Doğumu yaptıran doktor, göz derhal bulunsun diye emirler veriyordu. Sonra bebeğe bakmayı akıl ettim. Forceps yavrunun yüzünü berbat etmişti. Gözlerinden biri yumruk yemiş gibi şişti. Muayene etmek istedim. Göz kapağını açmak imkansız. Biraz daha zorlayınca gözün kendi yerinde, şişiklerin altında olduğunu farkettim. Buldum, ta dipte diye bağırdım.’’

Pakize Tarzi iki kız bir erkek çocuk sahibi. Büyük kızı Fatma İstanbul'da, küçük kız Zeynep ABD'de yaşıyor. Zeynep Hanım, Osmanlı İmparatorluğu'nun en üst düzeydeki varisi Ertuğrul Osman Efendi (Sultan Abdülhamit'in oğlu Burhanettin Efendi'nin oğlu) ile evli. Oğul Mahmut Tarzi, hastane ve laboratuarın yönetimi ile uğraşıyor. Günlerini okuyarak geçiren Pakize Tarzi, şu sıralarda ‘‘Östrojen’’ adlı kitabın Fransızca'dan Türkçe'ye çevirisiyle uğraşıyor. Kitabın kadınlar için çok yararlı olacağı inancında.

Önümüzdeki yıl çeşitli etkinliklerle 50. yaşını kutlayacak olan hastanesi aklından hiç çıkmıyor. Oğlu Mahmut Bey'den hergün rapor almazsa içi rahat etmiyor. Pakize Tarzi, sadece Türkiye'nin ilk kadın doğum uzmanı olarak değil, ‘‘prensi attan indiren kadın’’ olarak da hatırlanacak.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!