"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Prenses’in hüzünlü öyküsü

14 yıl önce yolda bulduğum Prenses, zaman içinde ailemizin simgesi gibi oldu. Dört ay önce onda meme kisti saptandı. Güvendiğimiz bir veteriner de kemoterapi önerdi. Ancak kist kanserli değilmiş. Prenses’imizi kaybettik...

Değerli Feyza Hanım, 60 yıllık Hürriyet okuruyum. Kelebek ekindeki köşenizi özellikle takip ediyorum. Bu köşe ülkenin adeta sosyal ve kültürel bir aynası. Ders verici bir kaynak. Ayrıca hayvanseverliğiniz, beni ve ailemi çok etkiliyor. Bu yönünüze sığınarak yolladığım “Prenses’in öyküsü”ne köşenizde yer verirseniz, hem çok mutlu olacağız hem de biraz olsun teselli bulacağız...

Prenses’in bizimle öyküsü, 1998 yılının nisan ayında başladı. 1998 Adana depreminden yaklaşık üç ay önce yolda bulmuştum onu. Çok güzel, Papillon karışımı bir Fino’ydu. Dişi olduğu için muhtemelen sahibi tarafından terk edilmişti.
O yıllarda görevim gereği Adana’da üniversite lojmanlarında oturuyorduk. Onu arabaya aldım ve lojmanlar bölgesinde serbest bıraktım. Kısa sürede kendini herkese sevdirdi. Herkes beslenmesine yardımcı oluyordu.
Bazen sabah yürüyüşlerimde arkama takılıyor, üniversite kampüsünü birlikte arşınlıyorduk.

İZİNLERİMİZİ BİLE EVDE GEÇİRİYORDUK

Bu köpeği eşim de çok sevmişti. Tüm riskleri göze alarak, ona evde bakmaya karar verdik. Ve adını “Prenses” koyduk. Hemen banyo yaptırdık, kontrol ve aşı için tanıdık bir veterinere götürdük. Veteriner, altı aylık olduğunu söyledi, aşılarını ve genel sağlık kontrolünü yaptı. Prenses sapasağlamdı.
Aylar, yıllar geçti. Prenses’le adeta yek vücut olmuştuk. O nedenle yıllarca tatile bile çıkmadık.
Eşim de ben de izinlerimizi evimizde Prenses ile geçiriyor ve bundan da hiç gocunmuyorduk. Prenses, ailemizin simgesi gibi olmuştu. Dostlar tarafından Prenses’in “annesi” ve “babası” olarak anılıyorduk. İki oğlumuz ve gelinlerimiz ona, Prenses de onlara aşıktı.
Bize geldiklerinde, kapıda onları sevgiyle karşılama ritüelleri, gerçekten izlenmeye değer görüntüler içeriyordu.
Emekli olunca kampüsten ayrıldık ve Adana’da Turgut Özal Bulvarı’ndaki evimize yerleştik. Prenses o dönem çok sağlıklıydı.
Sabah-akşam, bulvarın geniş kaldırımlarında yürüyorduk birlikte. Kısa sürede gerek apartmandakilerin, özellikle çocukların, gerekse kaldırımda yürüyüş yapanların sevgilisi olmuştu.

KEMOTERAPİ ONA ZARAR VERMİŞ

Zaman hızla geçti. Prenses giderek yaşlandı. Artık 14 yaşına gelmişti. Hareketlerinden ve tepkilerinden belli ediyordu yaşlandığını. Gençlik yıllarının oyunbazlığı ve hızlı tepkileri yoktu artık.
Yaklaşık dört ay önce karın bölgesinde giderek büyüyen bir meme kisti saptandı. “Yaşlı dişi köpeklerde bu olur” dendi. Güvendiğimiz bir veteriner, “Bu büyük olasılıkla kanserli bir olgu” dedi ve kemoterapi uygulamayı önerdi. Biz de bilgi ve deneyimine güvenerek kabul ettik.
Bir hafta arayla yapılan iki kemoterapi uygulaması sonrası Prenses hızla fizyolojik çöküntü yaşamaya başladı. Bu beklemediğimiz gelişme bizi tanımlanması güç bir üzüntüye ve endişeye sevk etti. Hemen tavsiye üzerine Adana’ya 25 km. uzakta, yeni açılmış tam teşekküllü bir özel havyan hastanesine götürdük.
Kan analizi, röntgen derken Prenses’teki kistin kanserli olmadığı, kemoterapinin pankreatite ve adele erimesine neden olduğu, karaciğerine de zarar verdiği belirlendi.
Bu soğuk duştan sonra Prenses’i sağlığına kavuşturmak için eşim ve ben inanılmaz bir mücadeleye girdik. Arada bir ümit ışıkları görür gibi olsak da, Prenses bizi terk ederek başka bir boyuta geçti. Böylece yaklaşık 14 yıllık sevdamız fiziksel olarak sona ermiş oldu. Prenses’in yokluğu evimizde ve zihnimizde doldurulamaz bir boşluk yarattı.
Bize sevgiyi, sabrı, özveriyi, hayvan sevgisini yaşarken öğreten, pekiştiren sevgili Prenses’imizi ömrümüz boyunca unutmayacağız. Onun evimizde ve çevremizde yaktığı sevgi ışığı hiç ama hiç sönmeyecek...
Prof. Dr. Ercan Sarıhan

Çok değerli hocam, takdiriniz beni onurlandırdı. Köşemi sizin gibi değerli kişilerin okuması, ayrıca bir övünç kaynağı.
Kaybınızı çok iyi anlıyorum. Can dostlarımızın kısacık ömrü ne yazık ki bizleri hep böyle kedere gark ediyor. Tek tesellimiz, yeni bir dost edinmek oluyor.
Haddim olmayarak size de tavsiye ederim. Çünkü ben onlarsız bir hayat düşünemiyorum.

X