« Hürriyet.com.tr

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

Uluslararası Sakız Adası Yarı Maratonu ilk kez 2012’de düzenlendi. Üçüncüsü bu yıl 31 Ağustos’ta yapılacak. Okurumuz Gözde Uysal geçen yıl bu maratona katılmıştı. Uysal, Sakız’da geçirdiği hazırlık günlerini ve maraton izlenimlerini yazdı.

Gözde UYSAL
X

Sakız Maratonu, normalde 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde koşuluyordu. Ancak bu sene bir gün önce olacak. Koordinasyon gönüllü ekipler tarafından başarıyla organize ediliyor. Sporcu olup, olmamanız fark etmez. Herkes katılabiliyor.
Yarıştan bir gün önce Sakız belediye binasının karşısındaki meydanda kaydınızı yaptırıyorsunuz. Maraton tişörtünüzü, derecenizi ölçen ayakkabı çipinizi ve göğüs numaranızı teslim alıyorsunuz. Sakız Belediyesi tüm maratonculara önce ada turu, ardından da akşamüstü makarna partisi düzenliyor.

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

Geçen sene Adım Adım’dan beş arkadaşımla maratondan önce Sakız Adası’ndaydım. Niyetim maratondan önce adayı gezmekti. Sakız’a ulaşmak çok kolay. Çeşme’den feribotlar kalkıyor ve bir saat kadar sürüyor. Giriş için Schengen vizeniz olması şart. Vakit kaybını göze alıyorsanız vizeyi kapıdan almak da mümkün.

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

Yunan adalarını çok seviyorum. Adalara gittiğimde hemen araba kiralarım. Sakız’da da öyle yaptım. Sakız’ın merkezine 15 dakika mesafede Karfas’ta otele yerleştikten sonra günü Ortaçağ köy gezilerine ayırdık. Pirgi ve Mesta iki güzel Ortaçağ köyü. Her ikisi de daracık sokakları, geometrik desenli iki katlı cumbalı evleriyle şirin köyler. Evlerin önünde oturan yaşlı kadınlarla ayaküstü sohbet ettik. İngilizce bilmiyorlar. Fakat konu sohbet olunca bu hiç önemli değil. Dar sokaklar köy meydanlarına açılıyor. Ağaç altında köyün dedeleriyle ‘frappe’lerimizi içerek serinledik. Köylerde de dikkatimizi domatesler çekti. Taze ‘cherry’ domatesleri sap kısımlarından ipe diziyorlar ve kurumaları için dışarı asıyorlar. Taptaze ve lezzetli bu domatesler hayatımda tattıklarımın en iyisiydi. Her iki köy arasında mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisi de Olimpi Mağarası. Bu mağara çok iyi korunuyor. Rehberle geziyorsunuz.

GÜZEL VE HESAPLI PLAJLAR

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

Maratondan bir gün önce kendinizi çok yormamalısınız. Uykunuzu iyi almanız gerekir. Karbonhidrat yüklemesi yapmanız da lazım. Bunu en iyi nerede yaparsınız? Tabii ki plajda. Foki ve Mavra Volia adanın güneydoğusunda yer alıyor. Deniz koyu turkuvaz. Tertemiz ve serin. 10 dakika mesafedeki Komi Plajı’na da da uğradık. Bu plajda kafeteryalar ve restoranlar bulunuyor. Birçok Yunan adasındaki gibi Sakız’da da plaj ve otopark bedava. Sadece şezlong ve şemsiye ücretli. Fiyatları makul. Yüksek müzik sesi gelmiyor plajlarda. Ziyaretçisine saygı gösteriyor işletmeciler. Restoran ve kafeler temiz ve servis güleryüzlü.

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

Akşam yemeği için adanın batısındaki balıkçı kasabası Lithi’ye gittik. İki sene önce büyük bir alanda orman yangını çıkmış. Çam ağaçları yanmış. Bu halde çam ormanlarını görmek bizi üzdü. Umuyorum en kısa zamanda yeniden çam ormanlarını görürüz. Lithi’ye giderken yol üstünde Agaia Pateres Manastırı’na da uğradık. Buraya ulaşmak biraz zor. Yol virajlı ve dik. Bu manastır Yunanistan’ın 11’inci yüzyıldan kalan en önemli Bizans yapısı. Yüksekte, serin ve huzur dolu bir yer. Şu an dört rahip yaşıyormuş. Hava güneşli ve bulutsuz olduğu zaman Çeşme kıyıları rahatlıkla görülüyor.

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

MARATON ZAMANI

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

Ertesi sabah erken saatlerde maratonun başlayacağı Thiminia köyüne gittik. Yarış saat 08.30’da start aldı. Parkur bir tur 10.5 kilometre. Benim gibi 21.1 kilometre yarı maraton koşmak isteyenler için iki tur olarak koşuluyor. Maratonun yapıldığı Kampos bölgesi Yunanistan Kültür Bakanlığı’nca korunuyor. Tarihi Rum konaklarıyla ünlü bir açık hava müzesi. Parkur boyunca hiç yokuş yok. Ağaçlar dar sokakları gölgeliyor. Turunçgil bahçeleri ve güzel evler arasında koşuyorsunuz. Sokaklar arasında kaybolmanız mümkün değil. Her köşe başında gönüllüler sizi yönlendiriyor, motive ediyor ve buz gibi soğuk su ikram ediyorlar. Hızlı tempoda koşmam. Yavaş bir koşucuyum. Yorulduğumda yürümeye başlarım. Ancak Sakız’da gönüllülerin desteği sayesinde tempomu hiç düşürmedim. En iyi yarı maraton derecemi yaptım.

Portakal bahçeleri eşliğinde herkese açık bir maraton

Maratonu tamamlayan koşuculara madalya ve hediye veriliyor. Uzo çeşitleri, sakızlı kurabiyeler... Ayrıca tüm koşuculara profesyonel fotoğrafçılar tarafından çekilmiş fotoğrafları da mail’le iletiliyor. Maraton sonrasında hızlı toparlanmak için esnemek, soğuk kompres ve protein yüklemesi yapmak lazım. Önereceğim soğuk deniz adanın batısında Megas Limnionas. Adada yediğimiz en güzel yemekler koşu sonrası Agira Tavernası’ndaydı. Yarış sonrası kapanış için mutlaka oraya uğramanızı öneririm. Izgara sardalya, kabak çiçeği dolması ve ahtapot bu restoranın iddialı yemekleri arasında.

Kaynak: Gözde UYSAL

Hem renkli hem de orijinal