« Hürriyet.com.tr

Porsuk kıyısındaki kafelerde kentin yeni yüzü Frig Vadisi’nde ise tarih ve gizem

Hürriyet Haber
X
Eskişehir’in merkezi, kuşkusuz tarih meraklısı turist için, ilk akla gelen gezi noktası değil. Merkezde en çok hissedilen, genç ve canlı bir yaşam. Ancak kentin modern yaşamı, ziyaretçiye keyif verebilecek nitelikte.Eskişehir’in tarihi zenginlikleri çoğunlukla kent dışında. Seyyid Battal Gazi Külliyesi ve Frig Vadisi, oldukça doyurucu. Ayrıca kent merkezinde, görmeye değer, ilginç birçok müze var. Üniversite kenti olmasından dolayı, gece hayatı canlı. Günün her saati müşteriyle dolup taşan çok sayıda restoran ve kafe var. Eskişehir’in merkezini görmek isteyenlere, bazı klasik gezi noktaları var. Örneğin kentin ilk kurulduğu yer olan Odunpazarı ve renkli, ahşap süslemeli, cumbalı evleri... Bir zamanlar, yanından geçerken herkesin burnunu tıkamak zorunda kaldığı Porsuk Çayı, bugün mucizevi bir düzenlemeyle ve üzerinde gidip gelen gezi tekneleriyle adeta Paris’i andırıyor. Burası, kentin yeni yüzü. Bir de Sıcak Sular ya da Hamamyolu var. Burası her turistin uğradığı, klasik bir gezi noktası değil, ancak, kentin özgün anlarının yakalandığı bir yer. Porsuk Çayı’nın iki yanında sıralanan kafelerden farklı bir görüntü var burada. Küçük dükkanlar, tezgahlar, ayakkabı tamircileri ve boyacılar... Hayat burada Paris’i pek andırmıyor. Yine de insanlarıyla konuştukça, Eskişehir’in rahat ve iyi yaşam imkanı sunan bir kent olduğu izlenimini ediniyorsunuz.ŞEHİR TURUKentin güney tepelerindeki Odunpazarı semtinin, çok hoş bir kuruluş söylencesi var. Kente ilk yerleşmeye gelenler, üç koyun ciğerini birer sırığın üzerine yerleştirerek, bu sırıkları, bugün bilinen isimleriyle Şarhöyük, Porsuk kenarı ve Kurşunlu Camii’nin olduğu yerlere dikerler. Şarhöyük ve Porsuk kenarına konulan ciğerler hemen bozulur. Kurşunlu Camii’nin yakınına yerleştirilen ciğerlerse bozulmadan kalır. Böylece en temiz havanın burada olduğuna karar verilerek, buraya yerleşilir. Odunpazarı Tarihi ve Kentsel SİT alanı olarak korumaya alınan semtte, bazıları belediye tarafından restore edilen ve yakın bir zamanda butik otel, restoran ve kültür merkezi olarak hizmete girecek eski evler arasında, yıkılmak üzere olanlar da var. Ancak bu rengarenk evlerin arasında dolaşmak, kentin ilk kurulduğu yerin atmosferini hissederek, bugünkü haliyle ortaya koyduğu tezatı anlamak için birebir. Dar ve çıkmaz sokaklarda yaşamın sürdüğü evlerin çoğunun bahçeleri, haremlik ve selamlık bölümleri var. Pencerelerin önündeki sedirleri, çarpıcı ahşap işçiliği örnekleri olan dolapları, tavanları ve kalem işçiliğiyle, bir Odunpazarı evine davet edilirseniz, bu fırsatı geri çevirmeyin. Odunpazarı’nın dikkat çekici kamu yapılarının arasında, Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’nin bir yansıması olan Atatürk Lisesi, bugün Cumhuriyet Tarihi Müzesi olan eski Odunpazarı Askerlik Şubesi ve Mal Hatun İlkokulu da görmeye değer. Hemen yakındaki, Kurşunlu Camii ve Külliyesi’ne uğramadan önce, Odunpazarı’nın fırınlarından haşhaşlı ekmek ve simit alarak, tarihi Aynalı (Bahçeli) Kahve’de bir çay için. Bu Odunpazarı turunu tamamlamak için şart. Osmanlı İmparatorluğu’nun en tanınmış minyatür ustalarından biri olan Matrakçı Nasuh, 1536’da, Kanuni’nin Irak seferi sırasında çizdiği Eskişehir minyatüründe en görkemli yapı olarak Kurşunlu Camii ve Külliyesi’ni çizmiş. Kurşunlu Camii ve Külliyesi, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, Çoban Mustafa Paşa tarafından, 1525’te yaptırılmış. Külliyede caminin yanısıra, menzilhane, aşhane, medrese odaları, Mevlevihane ve kervansaray var. Ayrıca avluda, son Mevlevi Şeyhi Hacı Hasan Dede ve ailesine ait mezarlar bulunuyorÜÇ UYGARLIĞIN İZİEskişehir’e 41 kilometre mesafedeki Seyitgazi, bu bölgede görülebilecek en etkileyici Selçuklu- Osmanlı eserine sahip; Seyyid Battal Gazi Külliyesi... Burası, Eskişehir turunun, en can alıcı tarihi yapısı ve kaçırmak yazık olur. İlkçağlarda oldukça yoğun bir Hitit- Frig yerleşimine sahne olan Seyitgazi’nin adı, Roma- Bizans döneminde, Nakoleia idi ve önemli bir karakoldu. M.S. 740’larda Araplar’ın bölgeye yaptıkları akınlar sırasında, İslam kahramanlarından Seyyid Battal Gazi’nin şehit düşmesiyle, ilçe bugünkü ismini aldı. Seyyid Battal Gazi, 7. yüzyıl sonlarıyla 8. yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir halk kahramanı ve Anadolu savaşçısı. Asıl adı Cafer ya da bazı kaynaklara göre Abdullah. Malatya serdarı Hüseyin Gazi’nin oğlu. Araplar’ın Anadolu seferlerine ve İstanbul kuşatmasına katılmış olan Battal Gazi, 740 yılında, İslam ordularıyla Bizanslılar arasında yapılan Akrenion (Akrenios) savaşına katılıyor ve Mesih Kalesi önünde yapılan çarpışmada şehit düşüyor. Seyyid Battal Gazi, Üçler Tepesi’ndeki Seyyid Battal Gazi Külliyesi’nde, adına yaptırılmış olan türbede yatıyor. Eğer, Battal Gazi’nin boyunun 2 metre 30 santim olduğuna dair halk arasındaki inanışı bilmiyorsanız, cami içindeki türbeye girdiğinizde şaşıracaksınız. Malatyalı olduğu kabul edilen, iri yarı, boylu poslu Battal Gazi’nin caminin içindeki, sekiz metrelik sandukası oldukça etkileyici. Külliye görevlilerinden broşür sorabilirsiniz. Onlar da bunu fırsat bilerek, size Seyyid Battal Gazi’nin hayatını anlatacak, Cüneyt Arkın’ın Seyyid Battal Gazi filminin Malatya’da çekilmesini pek onaylamadıklarını söyleyeceklerdir. Seyyid Battal Gazi Külliyesi, üç uygarlığın izlerini taşıyor. İlk yapılar olan türbe ile camiyi, Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat’ın annesi, 1207- 1208 yıllarında, Ümmühan Hatun, Seyyid Battal Gazi anısına yaptırıyor. Osmanlılar döneminde, 1511- 1517 yıllarında, buraya medrese, imarethane (aşevi, fırın), Bektaşi tekkesi, dergah, soğuk hava deposu gibi bölümler ekleniyor. Yapıları, bir merkezden ısıtma sistemi de bu dönemden.Caminin içindeki bir hücrede, 1958 yılında yapılan restorasyon çalışmaları sırasında, kimlikleri belirlenemeyen başsız, yedi ceset bulunmuş. Bu nedenle buraya Kesikbaşlar Odası deniyor. Ne yazık ki, külliyenin içindeki Seyitgazi Müzesi, bir soygun yüzünden, yaklaşık iki yıldır kapalı. Müzedeki Herakles heykelinde, Herakles’in kucağındaki çocuğun kafasının çalınmasının ardından, müze ziyarete kapanmış. Müzede, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait, külliyede bulunan bazı eşya ve belgeler, değerli sikkeler, küpeler, kılıçlar ve Kesikbaşlar Odası’nda bulunan cesetlerden birine ait sağ el ve hırkasının bir parçası var. Ayrıca yörenin kültürüne ait etnografik eserler, farklı dönemlerden kalma arkeolojik eserler ve Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devrine ait birçok taş eser. Birçok ziyaretçinin türbesine geldiği Seyyid Battal Gazi Külliyesi, her gün, 08:00- 17:30 (kış), 07:00- 19:00 (yaz) arası açık. 0222 671 36 96 ya da 0222 221 59 52 (Vakıf). FRİG VADİSİEskişehir’in gizemli bir bölgesi, Yazılıkaya Frig Vadisi... 41 kilometre mesafedeki Seyitgazi’yi geçip oradan da 29 kilometre Afyon’a, güneye doğru ilerleyince, her sapak bir Frig dönemi kale, mezar ya da anıtına varır.Frigler, M.Ö. 1200 yıllarında, Anadolu’da büyük bir medeniyet kurmuş olan Hitit egemenliğine son verdiler ve M.Ö. 8. yüzyılda başkenti Gordion olan bir krallık kurdular. Bugüne kadar bu uygarlığın gizli kalması, büyük ölçüde Frigler’in yazılarının okunamamasından kaynaklanıyor. En ünlü kralları, başkent Gordion’a adını veren Gordios ve mitolojik hikayelere konu olan oğlu Midas... Gordion ayrıca, çözülemeyen düğümü ve İskender’in bu düğümü bir kılıç darbesiyle çözmesiyle tarihe geçmiş bir yer. Türkçe’de de kördüğüm bunu çağrıştırıyor. Frigler’in, Eskişehir sınırları içinde, önem taşıyan kentleri şunlar: Pessinus (Ballıhisar), Midaeum (Karahöyük), Dorilaeum (Eskişehir), Yazılıkaya (Midas Şehri)...M.Ö. 8. yüzyıl ile 6. yüzyıl arasında, Afyonkarahisar ve Kütahya’yı da içine alan Frig Krallığı, M.Ö. 696 yıllarında, Kimmerler tarafından yakılıp yıkıldı. Tanrı Apollon tarafından cezalandırılıp, eşek kulaklarını hayatı boyunca Frig Külahı’yla saklamak zorunda kalan Kral Midas ise bu yenilgiyi kabullenemeyerek, batılı kaynaklara göre boğa kanı içerek intihar etti. Daha sonra bu kentler, Lidyalılar’ın, Persler’in, Büyük İskender’in, Galatlar’ın ve Romalılar’ın eline geçti. Frigler’in dini merkezi, Eskişehir’in Han ilçesinde kayalık bir platform üzerine kurulmuş olan, Yazılıkaya’ydı. ANITLAR, MEZARLAR, KÜMBETLERBurada, Frig kültürüne ait kale duvarları, yerleşim yerleri, kaya kabartmaları, kaya anıtları, kaya mezarları, basamaklı anıtlar, nişler, sunaklar, sarnıçlar, antik yollar, günümüzde halen görülebiliyor. Frigler, Anadolu’nun daha önceki kültürlerinden, özellikle Hitit ve Urartu’lardan etkilenerek, kaya işçiliğinde ileri seviyeye ulaşmışlardı. Bir tapınağın cephesiymişcesine, kaya yüzeyine işlenen Frig Kaya Anıtları, kutsal hayvanları arslan ve tek tanrıları Ana Tanrıça Matar (Kibele)’ye adanmıştı. Bu anıtların yüzeyleri geometrik şekillerle bezenmiş, ortadaki nişe de bir kapı görünümü verilmişti. Bu nişte genelde tanrıça Kibele’nin ya heykeli ya da kabartması bulunurdu. Yazılıkaya’daki en ünlü ve görkemli anıt, varır varmaz karşınıza çıkan, Midas Anıtı. M.Ö. 6. yüzyılın başına tarihlenen, 17 metre yüksekliğindeki anıt adını, üzerindeki yazıtta yazılı olan Midas sözcüğünden alıyor. Hemen anıtın karşısında, Kırkgöz Kaya Mezarları var. Yine bu bölgede biraz yürüyünce, sarnıca inen kayaya oyulmuş merdivenler, oldukça ilginç ve iyi korunmuş. Yine burada, Bitmemiş Anıt olarak adlandırılan kaya anıtının tamamlanmamış olması bize, bu anıtların iskele kurulmadan ve hangi yöntemlerle yapıldığı konusunda bilgi veriyor. Yine bu bölgede görülebilecek Küçük Yazılıkaya (Arezastis) Anıtı, Kızlar Manastırı olarak adlandırılan Gerdekkaya Mezar Anıtı, Kümbet Köyü’nün içinde bir köy evine yaslanmış olan, cephesinde aslan kabartmaları bulunan Solon Mezarı (aslanlı Mabet) var. Yazılıkaya’ya 15 kilometre mesafedeki Kümbet Köyü’nde, Solon Mezarı’nın yanında Emine Hanım, haşhaşlı ekmek pişirir. Hemen bu küçük fırının arkasında oldukça etkileyici bir Selçuklu Kümbeti var. Yine, Yapıldak Kale ve Kümbet Asar Kale’de burada. Yazılıkaya’da, Ticaret Odası’nın günübirlik dinlenme tesisinden başka, yiyecek ve içecek bulabileceğiniz bir işletme yok. KALE TİPİ YERLEŞİMLERYaklaşık 1300 metre yüksekliklerde, düz tepeler üzerine, savunma amaçlı kurulan Frig kale tipi yerleşimlerde, askeri soylular sınıfı yaşıyordu. Ana kayaya oyulmuş merdivenlerle kaya sarnıçlara, silolara, gizli geçitlere, kaya fasadlarına, kült anıtlarına ve kaya mezarlarına ulaşılıyordu. Yazılıkaya- Midas kenti bu kale tipi yerleşimlerin en önemlisi. Anıtsal dini yapıların çokluğu, bu şehrin bölgenin dini merkezi olduğunu ve halk tarafından kutsal kabul edildiğini gösteriyor. Frig dinini, kendisinden önceki ve zamanındaki dinlerden ayıran en büyük özellik, tek tanrılı inanca olan yakınlıklarıydı. Ana Tanrıça Matar, somut olarak temsil edilen tek tanrıydı.Yazılıkaya’ya 28 kilometre mesafedeki Han Yeraltı Yerleşimi, yeraltına oyularak yapılmış. Birçok katı birbirine bağlayan koridorlar, en aşağıda temiz su kanalına bağlanıyordu. Bu yeraltı şehrinde mezar odaları, kazılarda ortaya çıkarıldı. Sivrihisar’ın 16 kilometre güneyindeki Frig kenti Pessinus, rahiplerce yönetilen, Frig Baş Tanrıçası’nın kutsal kentiydi. Bugün bir açık hava müzesi olan Pessinus’ta, Hellenistik döneme ait savunma duvarlarının temelleri, kapı geçidi ve yapı temelleri bulunmuş, nekropol alanında da, yine bu devirden kalma mezarlar ortaya çıkarılmış. Roma döneminden ise, basamaklarla inilen su kanalı ve nekropol görülebilir. Eskişehir çevresinde yeni yerleşimlerin kurulması, Bizans döneminde Orta Anadolu’da ticaret merkezlerinin gelişmesi sayesinde gerçekleşir. Bu devirde en önemli kent, İmparatorun yazlık sarayının da bulunduğu Sivrihisar’dı (Justinianopolis). Eskişehir Ovası, İslam fetihlerine, Arap ve Selçuklu saldırılarına sahne olur. Şarhöyük (Dorialion), Bizans’ın Türk akınları karşısında ilk kaybettikleri yer olur. 1176’da Selçuklu Sultanı, II. Kılıçarslan, Bizans İmparatoru Manuel Komnenos’u burada yener ve Dorilaion, Selçuklular’ın egemenliği altına girer. Uzun bir süre Dorilaion, yıkık ve terkedilmiş kaldığından, bu harabelere Eskişehir adı verilmiş olma ihtimali oldukça yüksek. Bu devirden Sivrihisar’da, Ulu Camii, Eminettin Mikail Medresesi, Alemşah Medresesi ve Kümbeti, Hoşkadem Camii, Soğabey Medresesi; Seyitgazi’de de Seyyid Battal Külliyesi ve Kümbet Tekkesi var. Osmanlılar ise Ertuğrul Gazi idaresinde Eskişehir- Söğüt arasındaki bölgeye yerleşmişler. Ertuğrul Gazi’nin ölümünden sonra, Osman Bey, Eskişehir yakınlarındaki Karacahisar Kalesi’ni ele geçirir, buraya Türk ailelerini yerleştirir ve burada bulunan bir kiliseyi, Osmanlı tarihinde ilk defa olarak, camiye çevirir. Yavuz Sultan Selim, 1514’te Seyitgazi’de kalmış ve Eskişehir’de şimdi adı Kurşunlu Camii ve Külliyesi olan Mustafapaşa Camii’yi yaptırmış. ÜNLÜ MUHAREBE ALANIKurtuluş Savaşı’nda Eskişehir’in önemli bir rolü oldu. Eskişehir’e 40 kilometre uzaklıktaki İnönü, Türk- Yunan Savaşı’nın beş muharebesinden üçünün yapıldığı yer. 2 Eylül 1922’de Eskişehir Yunan işgalinden kurtularak, 1925’te de il oldu. 1937’de Atatürk defalarca Eskişehir’e gelir, 21 Ocak 1938’de, kendisini karşılayanlarla garda üç saat görüşür. Daha önceleri isteği üzerine, Eskişehir’e getirilmiş olan Kalabak Suyu’na, ‘Atatürk Suyu’ adının verilmek istendiğini duyunca şöyle der; ‘Tabiatın vermiş olduğu bir nimetin sahibi olmak isteği ve iddiasında hiçbir zaman olmadım.’MÜZELERLületaşı Müzesi Etkileyici bir lületaşı koleksiyonuna sahip. Müzeyi gezmeden önce, görevlilerin de pek emin olmadığı bir izin prosedüründen geçmek gerekiyor. Böylesine güzel ve Eskişehir’e özgü bir sanatın tanıtımının böylesine zora koşulması üzücü. Yunus Emre Kültür Merkezi, 0222 233 05 82Arkeoloji MüzesiUzun bir süredir tadilatta olan müzede, Tunç Çağı’ndan Selçuklular dönemine kadar olan eserler ve Pessinus, Karacaşehir, Çavlum Mezarlığı, Küllüoba, Orman Fidanlığı ve Kocakızlar tümülüs kazılarında çıkarılanlar sergileniyor. Atatürk Bulvarı, 0222 230 13 71Cumhuriyet Tarihi Müzesi Eskişehir’in en eski binalarından, 1915’lerden kalma Turan Numune Mektebi, sonraları Anadolu Üniversitesi’ne tahsis edilmiş ve buraya oldukça şık bir müze açılmış. Kurtuluş Savaşı’nı belgeleyen fotoğraflar, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda yararlılık gösteren yedi geminin maketi, Mustafa Kemal’in 51 portresi, eşyaları, eski Eskişehir gazeteleri, etnografik eserler sergileniyor. Eski Odunpazarı Askerlik Şubesi, pazar hariç her gün, 08:30- 18:00 arası açık. 0222 335 05 80 -4345Çağdaş Sanatlar Müzesi Anadolu Üniversitesi’nin Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından toplanan, 75’i Türk, 12’si yabancı sanatçının eserlerinin sergilendiği müze. Alanında, Türkiye’de ilk ve tek. Anadolu Üniversitesi, Yunus Emre Kampusü 0222 335 05 80 TCDD Demiryolları MüzesiBir demiryolları kenti olan Eskişehir’de bu müzeyi kaçırmak, kayıp olur. Müzenin genç müdürü Koray, size memnuniyetle daha detaylı bilgi verecektir. Eskişehir Tren Garı, pazar ve pazartesi hariç her gün, 09:00- 12:00 ve 13:00- 17:00 arası açık. 0222 230 55 20 -4395Havacılık ParkıMeraksızın bile aklını çelebilecek bu son derece ilginç bir müze. Müdürü ve emekli Hava İstihbarat Astsubayı Arif Akkır’la gezmek için ısrar edin. Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü karşısı, her gün, 08:00- 20:00 (yazın 22:00) arası açık. Müzenin kapalı bölümü, pazartesi hariç, her gün 12:00- 20:00 (yazın 22:00) arası açık, 0222 320 59 21. Özürlüler için, araba ve tuvalet var. Pino Restaurant, mayısta açılacak.Heykel Parkı Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu’nda, yerli ve yabancı sanatçılar tarafından yapılan bu çok hoş eserlere zarar verildiğinden, üniversite tek çare olarak, parkı kapatmak zorunda kalmış. Meraklıları için açabilirler. Etrafını çevreleyen tel örgülerden bazıları görülüyor, ama içeride olmak daha keyifli. Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü karşısındaki, taksi durağı yanındaki park, 0222 335 05 80Devrim Otomobili’ni görmek için 29 Ekim 1961... Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in, Cumhuriyet’in yıldönümü kutlamaları için Eskişehir’i ziyaret etmesi planlanıyor. Bu sırada da, Eskişehir’de, Türkiye’nin ilk otomobilinin üretilmesi ve geldiğinde kendisine sunulması kararı alınıyor. Dört buçuk ay gibi bir sürede, arabanın tüm parçaları, buradaki atölyelerde imal ediliyor, metal levhalarla gövdesine şekil veriliyor. Devrim adı verilen bu otomobili, ilk kez Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel kullanıyor. 29 Ekim 1961 tarihli gazetelerde yer alan başlıklar şöyle: ‘İlk Türk otomobili Devrim, yola çıktı ve yirmi adım sonra durdu.’ Bu başlığı, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in sözleri izliyor: ‘Türk araba yapar ama, benzini koymayı unutur.’ Tren Garı yolu üzerinde, Tülomsaş’ta, cumartesi-pazar hariç her gün, 08:00- 12:00 ve 13:00- 17:00 arası görülebilir. 0222 224 00 00. Yunus Emre Müzesi Eskişehir’e 90 kilometre mesafedeki Mihalıççık’taki, eski adıyla Sarıköy olarak bilinen Yunus Emre Köyü’nde. Müzenin bir bölümünde, Yunus Emre Zaviyesi’ne ait dört berat, yedi muhasebe koçanı, birinci ve ikinci mezarlarından nakledilmesi sırasında çekilen fotoğraflar ve Yunus Emre hakkında kitaplar sergileniyor.ALIŞVERİŞMeerschaum Pipo Lületaşı Burhan Bey’in köklü dükkanı, birçok değerli ve ilginç lületaşı parçayla dolu ve kendisi son derece yardımcı. Sivrihisar Cad. Gürgenci Pasajı, No: 44/ 28, 0222 234 31 95Aktaş Lületaşı Ağırlıklı olarak, lületaşı ihracatı yapan Behçet Bey’in dükkanında ilginizi çekebilecek parçalar bulabilirsiniz. Hamamyolu Cad. İsmet Yasin Pasajı No: 48/ 14- 15- 16, Eskişehir, 0222 234 65 25Hurda/ Antika Pazarı Pazar günü, Kurtuluş Pazarı’nın yan sokaklarında kuruluyor. LÜLETAŞIEskişehir’in merkezini 35- 40 kilometre çevreleyen bir alanda, Beyaz Altın Köyü, Kozlubel, Karatepe ve Türkmentokat’ta lületaşı çıkarılıyor. Lületaşı, 1952’lerden 63’lere kadar hammadde olarak Viyana’ya sandıklara konup vagonlarla gönderilirmiş.Viyana’da heykeltıraşçılık gelişmiş olduğundan, lületaşı işlemeciliğinin Türkiye’ye oradan geldiğine inanılıyor. Bugün işlenmiş lületaşı, bir ihraç maddesi. Hammadde olarak Avrupa’ya ihraç edilip orada işlenmesi çoktandır önlendi. Şimdi Eskişehirli ustalar tarafından işleniyor. Usta yaratacağı eseri, taşın doğal şekline göre seçiyor, 50’ye yakın bıçak ve araçla çalışıyor. Çalışma sonunda nemini kaybeden ve sertleşen taş, suya batırılarak tekrar yumuşatılabiliyor. Uzun sürede kurutulan taş, önce zımparalanıyor. Sonra ısıtılmış balmumuna batırılarak, ovarak parlatılıyor. Bu şekilde, rengi ve dokusu, fildişine benziyor. KAÇINFrig Vadisi’ni gezmeden Eskişehir’den ayrılmakDevrim Otomobili’ni görmemekKazan Restaurant’ın yöresel yemeklerinden tatmamakYazılıkaya’daki merdivenlerden yeraltına inmenin riskli olduğunu bilmemekYAKALAYIN Ticaret Odası’nın Eskişehir Kent Rehberi kitabından edinmekHeykel Parkı’ndaki pişmiş toprak eserlerin arasında dolaşmakEskişehir’e trenle gelmek ya da buradan trenle ayrılmak geleneğini yaşamakMüzede ve dükkanlarda lületaşıyla yapılan sanat eserlerini incelemekFrigleri güzel özetleyen, Nejat İşcan’ın derlediği ‘Frigya’ kitabı rehberliğinde vadileri gezmek

Kaynak:

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Ölmeden önce görülmesi gereken 100 yer seçildi! Listeye Türkiye'den üç yer girdi
YazYaz
Bayramın en güzel yurt içi adresleri
OtelOtel
Havuzuna girmeye doyamayacağınız en güzel butik oteller
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
193 ülkeyi gezerek rekor kıran gezgin
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Gerçek olamayacak kadar güzel şelale: Baatara
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Turist akınına uğrayan şelale lağıma döndü