Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Popvirüs

Lale BARÇIN İMER

Hayat hüzünlü

Şu sıralar beni mutlu eden bir kaç albümden biri Rafet El Roman'ın piyasaya sürdüğü son çalışması ‘‘Hayat Hüzünlü’’. Rafet El Roman belki ‘‘Hayat Güzeldir’’den esinlenerek son albümünün adını ‘‘Hayat Hüzünlü’’ koymuş olabilir, bilemem ama bildiğim bir şey var ki, El Roman'ın bu albümünü hazırlarken aşk şarkılarından sıkılmış olduğu. Bundan önceki üç albümünde ana tema olarak belirlediği ‘‘aşk’’, ‘‘Hayat Hüzünlü’’ isimli son çalışmasında ikinci plana atılmışa benziyor. Evet, albümdeki en göze çarpan değişiklik veya yenilik şarkı sözlerinde göze çarpıyor. El Roman, artık daha ciddi konuları ele alıyor. Yaşam, ölüm, savaşlar, çevre sorunları, kısaca dünyevi hatta politik meseleler, Rafet El Roman'ın kaleminden şarkıya dönüştürülmüş. Hayır, zorlama bir üslupla değil, El Roman'ın o tanıdık samimi tavrıyla karşımıza dikiliyor sözler. Ve Rafet El Roman her bir düzeyi ustalıkla hazırlanmış, sağlam ve kaliteli bir müzikal alt yapının üzerine yerleştiriyor. Bu albümde göze çarpan bir başka gelişme de Rafet El Roman'ın o çok eleştirilen aksanlı Türkçe'sini büyük ölçüde düzeltmiş olması.

Şarkılara gelince... ‘‘Bir Melek Diliyorum’’la başlayan ‘‘düşünceli’’ şarkılar, albümün belki de tek aşk şarkısı ‘‘Son Mektup’’ ile devam ediyor... ardından albüme adını veren ‘‘Hayat Hüzünlü’’, ilginç bir şarkı olan ‘‘Bulmaca’’, El Roman'ın minik kızı için yazdığı ‘‘Bir Gün Olmazsam’’ ve yine yaşamı sorgulayan ‘‘Allah Biliyor’’ ile albüm yarılanmış oluyor. İkinci yarıda ise, göze çarpan iki şarkı var. ‘‘Her Şey Senin Elinde’’ ve ‘‘Liberta’’... Toplam 10 parçanın yer aldığı albüm, müzikal açıdan dingin bir yapıya sahip. Rafet El Roman'ın Mambo Miller ve Mimi Poulakis isimli müzisyenlerle yaptığı düzenlemeler enteresan, altyapılar daha önce de dediğim gibi sağlam. Pek çok yabancı müzisyenin yer aldığı stüdyoda da bence ‘‘temiz’’ çalışılmış. Sonuç olarak ortaya elbette Rafet El Roman tarzına ters düşmeyen, ancak yeni lezzetler içeren iyi bir albüm çıkmış. Yeni lezzetler derken şunu kastediyorum: Rafet El Roman belki de ilk kez bu albümde doğu motiflerinden de yararlanıyor. Ama kendine uygun bir dozajla... ‘‘Hayat Hüzünlü’’, bana göre Rafet El Roman bugüne dek yaptığı en olgun albüm. Hep derim, iyi albümler iyi ‘‘yol arkadaşıdırlar’’... ‘‘Hayat Hüzünlü’’deki kimi zaman durağan, kimi zaman dinamik, kimi zaman da sıkı dans parçasına dönüşen şarkılar. Şu tatil döneminde arabalı yolculuklarda iyi birer ‘‘arkadaş’’ olacaklardır size...

Şarkılar basit olunca

Son zamanlarda müzik camiasında en çok konuşulan / tartışılan isimlerrden biri kuşkusuz ‘‘komedyen şarkıcı’’ Ciguli... Birdenbire ‘‘birileri’’ tarafından keşfedilen ve bizim ‘‘medya’’nın da okkalı desteği sayesinde Ciguli, gece aleminde kendi halinde bir şarkıcıyken bir anda tüm Türkiye'nin tanıdığı bir isim oldu. Kısaca Ciguli ‘‘köşeyi döndü’’. Bana göre kısa süreli de olsa ‘‘yolunu’’ buldu. Şimdi herkes onu konuşuyor ama gün gelecek ‘‘posasını sıktığımız’’ her şey gibi onu da kısa sürede ‘‘tüketip’’ köşeye atacağız. Ben ne Ciguli'nin kendisini ne de yaptığı müziği eleştireceğim, çünkü Ciguli'nin çok tartışılan şarkılarının türünden o kadar çok var ki müzik dünyamızda, hangi birini eleştireceksin. Kaldı ki, Ciguli'ninkiler pek çoğunun yanında iyi bir müzik kalitesine sahip. ‘‘Seni anan benim için doğurmuş’’, ‘‘... Sana yan bakanın gözlerini oymazsam namussuzum’’, ‘‘... Hadi gel koynuma, gel yatağıma... Sana yapacaklarım var’’ ya da ‘‘... Var ya’’ ya da ‘‘... Yine şişe dolacak, yine sabah olacak’’ gibi basit sözlerin büyük marifetmiş gibi söylendiği / sunulduğu ve ‘‘bayıla bayıla’’ dinlendiği bir ortamda Ciguli'nin ‘‘esnaf karısı Binnaz’’ını, sevimli bile bulabilirsiniz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI