Polisiye bir koli vakası

Önce bir büyüğüm bana beş koli polisiye ganimeti gönderdi. Haliyle benimkiler eve sığmaz oldu. Ben de kendiminkilerden iki koli ayıklayarak, sevdiğim birine gönderdim. Şimdi onun gözünde çok kral bir insanım

Yaklaşık üç saat önce bu yazıyı yazmak için gerekli tertibatı oluştururken (çay yap, müzik ayarla, kediyi öteleyerek kanepede yer aç vb) kapı çaldı. Son üç-beş yıldır bahsi geçen, efsaneye dönüşen ganimet beş koli halinde eve ulaştı.
Ganimet derken durumu abartmadığımı, polisiye romanlara biraz olsun hayranlık besleyenler çok net anlayacak!
Hikaye şöyle gelişti...
Yıllar önce, o zamanki evime yakın oturan bir büyüğümün evine muhabbete gitmişim. İlk kez gidiyorum ama namını duymuşum; sayılı polisiye roman koleksiyonerlerinden birinin evi bu. Daha önce bu konuda epeyce laflamışlığımız var.
Eve girer girmez kitaplara yöneliyorum haliyle...
Kimileri bende var, kimilerini duymuşum ama ilk kez görüyorum, kimilerinden hiç haberim yok!
Özellikle 1950’ler ve 1960’larda başlayıp hemen ‘gümlemiş’, yok olmuş seriler dikkatimi çekiyor.
Bir, bilemediniz iki sayı çıkmış nefis cep romanları.
Kapak resimleri über-kitsch, baskı kaliteleri, ciltleri şişirme yapılmış ama çok iyi korunmuşlar.
Bir nevi polisiye roman cennetine düştüğümü anlamam için 1962’de yayına başlayan Akba Polis Romanları Serisi’nin tam takımından -hem de iki adet- bulunduğunu görünce anladım.

KEDİ LOGOLU KİTAPLAR

1979’da basılan 127’inci kitaba kadar izini bilirim ‘kedi logolu’ Akba Polis Romanları’nın.
Evde tek tük vardır ama hiç tam seri görmemiştim.
R.L. Goldman’ın ‘Mikrofondaki Cinayet’ini Davut Hayon çevirmiştir ve bu ilk kitap olmuştur.
Sonra yıllar içinde Carter Dickson, Ellery Queen, Len Deighton, Raymond Chandler, Erle Stanley Gardner, Conan Doyle gibi isimler ‘kuşaklar boyu polisiye’ şeklinde listeye katılmış.
Rahmetli Huysuz’un (Oğuz Aral’ın en sevdiği polisiye (daha çok kara mizah) romanlardan biri olan ‘İyi Ama Harry’yi Kim Öldürdü?’nün bu seriden çıktığını çok iyi biliyorum.
Çünkü Huysuz, Hitchcock’un film yaptığı bu hikayeyi (The Trouble With Harry, J.T.Story) bana hediye etmişti.
Neyse misafirliğe gittiğim eve dönelim.
Büyüğüm, kitaplar üzerine laflarken “Bir gün düzenleme işini yapacağım; çiftleri sana postalayacağım” diyor; “Bana uyar” cevabını veriyorum.
İçimden “Yollanır mı o kuzular?” desem de çaktırmıyorum.
İşte üç saat önce o kuzular 5 koli halinde eve ulaştı.
İlk koliden ‘Nik Farley’ (Gizli Ajan Yayınları) çıkınca kafadan sersemledim.
Ümit Deniz’in kahramanı Murat Davman’ın özellikle ‘Tanrının Gözyaşları’ adlı kitabını severdim, evde duruyor zaten.
Fakat aynı kahramanın ‘Günün Kitapları’ serisinden çımış ‘Sessiz Harp’ ve ‘Azrailin Habercisi’ni bilmiyordum; koliden çıkınca evde Apaçi dansı yapmak istedim.
Milliyet’in meşhur Kara Dizi’sinden eksiğim kalmadı, fazlam var. Yani ikinci koli itibariyle durum bu!
Kartal Yayınları’nı bilmezdim, Senton Blake’i tanımamıştım, müşerref oldum.

MİLYONLARIN OKUDUĞU GÜZELLİKLER

‘Dü-De-Ro’ yani ‘Dünya Detektif Romanları’ serisinden hiç görmediğim kitaplara ulaştım.
‘Aydabir Polis Romanları’, ‘Ekicigil Yayınları’, ‘Hadise Yayınları’ndan çıkan mini Conan Doyle’lar, ‘Milyonların Okuduğu Eserler’, ‘Nebioğlu’ güzellikleri, Yalçın Ofset klasikleri...
Vâ-Nû’nun AK Kitabevi’nden çıkan enfes kapaklı ‘Tuzaktaki Kaplan’ı...
Tabii her nimetin bir külfeti var. Mesela nereye koyacağım ben bu kadar kitabı?
Böyle bir alan yok evde. Zaten son üç taşınmada kademeli olarak konvansiyonel silahlarda kademeli azaltma yapmışım, kitap ve dergi koleksiyonları dağıtmışım...
Zor durum, zor seçim!
Sonunda sıkı bir tasnif, sıkı bir ayıklama operasyonu kararı aldım.
Bende olanları ayırdım, kendi içinde çift olanları ve ilgi alanıma ‘çok’ girmeyenleri de ekleyince yarısını yeniden kolilemiş oldum.
Fakat yetmez. Kalbim kan ağlayarak Nick Carter, Hayat Polisiye Serisi ve bazı Ian Flemming’leri falan filan da ayırdım.
Neticede iki kolilik malzemeyi kendime ayırdım, gerisini kolilere yerleştirdim.
Operasyon sonrası, kitapları yollayan büyüğümü aradım ve rapor sunduktan sonra “Ne yapacağım bu kolileri?” diye sordum.
“Sen de seven birine vereceksin” dedi.
Sözünü dinledim...
Şu anda bir arkadaşımın gözünde dünyanın en kral insanıyım!
Yazarın Tüm Yazıları