"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Polis eliyle ağız kapatmak!

DÜNKÜ Hürriyet’te yayımlanan bir fotoğraf, bugünkü Türk demokrasisinin geldiği yeri gösteriyor: Ağzı kapatılmış, yaka paça götürülen bir öğrencinin fotoğrafı bu.

Fotoğrafın çekildiği yer İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nin bahçesi.
Akademik yılın açılış töreni için üniversiteye gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı protesto etmek için toplanmış öğrenciler, her zaman olduğu gibi polis tarafından gözaltına alınmışlar.
Bu arada bir şeyler söylemesinler diye polislerden biri eliyle gözaltına alınanların ağızlarını kapatıyor!
Bununla ilgili haberleri okumuş, televizyondan görüntüleri izlemişsinizdir.
Öğrenciler bir taşkınlık yapmamışlar, sağa sola saldırmamışlar. Toplantının yapıldığı salonun dışında bir araya gelmişler kendilerince bir protesto yapacaklar.
Ama bizim AKP’nin “ileri demokrasisinde”, her demokraside temel haklardan biri olarak kabul edilen “protesto hakkı” yok!
Bu yüzden 35 öğrenci gözaltına alınmış. Kaçının tutuklanıp, aylarca hapiste tutulacağını şimdiden bilemiyoruz. Tek suçları bir toplantıda pankart açmak olan öğrencilerin bile 19 ay tutuklu olarak hapiste kalabildikleri bir ülkede yaşıyoruz çünkü.
Protesto gösterisi yapmak temel bir demokratik haktır. Polisin görevi bu hakkı kullanmak isteyenleri yaka paça götürmek değil, gösterinin barışçı bir şekilde başlayıp, sona ermesini sağlamaktır. Bu hakkı kullanırken başkalarına ve çevreye zarar vermeye yeltenenlere polis elbette müdahale edecek. Ama ortada böyle bir durum yokken bu şekilde davranmak bize bir tek şeyi gösterir: Demokratik haklarınızı polisin izin verdiği kadar kullanabilirsiniz!
Böyle bir düzene “sivil demokrasi” diyemiyoruz!

AB Komisyonu da Ergenekoncu olmasın?

AVRUPA Birliği Komisyonu’nun “2011 İlerleme Raporu” demokrasi, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ve ifade özgürlüğü konusunda önemli eleştiriler getiriyor.
Bakan Egemen Bağış, AB’nin olumlu şeyleri görmek istemediği kanısında ama ortada böyle vahim gelişmeler dururken bunların rapora yansımaması zaten düşünülemezdi.
AB Raporu, Ergenekon ve darbe planları ile ilgili davaların önemine de işaret ediyor. Buna katılmamak zaten söz konusu değil. Eğer, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye inanıyorsak, eğer işlendiyse bu tür suçların cezasız kalmamasını sağlamak zorundayız.
Rapor, benim ve bazı yazarların bu davalar ile ilgili olarak üzerinde durduğumuz bir başka konunun da altını çiziyor.
Soruşturmaların yürütülüş biçiminin ve uygulamaların adil yargılanma ve savunma hakkını tehlikeye soktuğunu belirtiyor. Raporda “bütün bunlar kamuoyunda davaların meşruiyeti açısından soru işaretleri yaratmaktadır” diye bir cümle de var.
İşte tam da bu noktada durmak gerekiyor!
Biliyorsunuz, Türkiye’de artık “kamuoyunu etkileyerek Ergenekon davası üzerinde kuşku yaratmak” diye bir suç türü oluştu.
Oda TV davası olarak bildiğimiz davada gazeteci Nedim Şener, Ahmet Şık, Soner Yalçın gibi isimler böyle bir suç isnadı ile yargıç karşısına çıkacaklar.
Ayrıca “yandaş medyada”, bu davalarda insan haklarının ve âdil yargılanma hakkının ihlallerine dikkat çeken bizler gibi yazarların da aynı suçtan içeri tıkılmasını heyecanla bekleyenler de var.
Öyle görünüyor ki şimdi “aynı suçu” AB İlerleme Raporu’nu hazırlayan batılı diplomatlar da işlemişler!

Ortada bir başarısızlık yok

TÜRKİYE Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası’na gitmek için Hırvatistan ile iki maçlık bir seri oynayacak.
Bundan önceki Avrupa Şampiyonası’nda, İsviçre’de oynadığımız ve Hırvatlar açısından son derece dramatik şekilde biten maçın bir rövanşı olacak. Bu yönüyle zevkli iki maç izleyeceğimiz için şanslıyız diye düşünüyorum.
Eleme grubu maçlarının bitmesinden sonra gazetelerde Türkiye’nin şampiyonaya katılmak için iki maç daha oynamak zorunda kalmasının başarısızlık olarak yorumlandığını okuyorum.
Bu nedenle Teknik Direktör Hiddink’in görevden alınmasını önerenler de var.
Oysa eleme grubu kuraları çekildiğinde herkesin ortak fikri Almanya’nın grubu birinci bitireceği, Türkiye ile Belçika’nın da ikincilik için mücadele edeceğiydi.
Ve eleme maçlarında Türkiye’deki Azerbaycan maçı dışında bir sürpriz ile de karşılaşmadık. Her şey önceden tahmin edildiği gibi oldu ve Türkiye şampiyonaya katılmak için son iki maçı oynama hakkını elde etti.
Yani ortada bir başarısızlık yok!
Eleme maçları boyunca iyi futbol oynamadığımız da tartışılacak bir şey değil ama zaten bizim adı süper olan ligimizin genel düzeyi de bundan ibaret!
Türkiye’de ligi forse eden takımlarda ve hemen başaltı takımlarında bugün için Burak’tan başka yerli golcü yok o da zaten Milli Takım’da üzerine düşeni yapıyor.
Yani sorunumuz Hiddink değil! İki maç için onu görevden alsak, yerine getirebileceğimiz Mustafa Denizli’den başka boşta yerli hoca yok, onun da bu işi isteyip istemeyeceğini bilmiyoruz.

X