Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Polinezyalılara tekne yapmak için kampanya başlattı

1968 kuşağının özgür ruhunu onlardan epey önce 1953’te keşfeden biri var, James Wharram. Tipik bir sıra dışı İngiliz.

"Bununla denize çıkamazsın" dedikleri yedi metrelik küçücük bir katamaran ile Atlas Okyanusu’na 1953 yılında açıldı ve bu geçişi ilerde eşi olacak bir Alman kız ve iş ortağı olacak bir Hollandalı kız ile ve neredeyse sürekli çırılçıplak olarak yaptı. Wharram, iki gövdeli, salmasız yelkenli tekneleri yani katamaranları, Batı dünyasına ve oradan da bizlere armağan eden kişi. Wharram ve tekne tasarımındaki ortağı Hanneke Boon, 45 yıl önce denizle ilgili çok şey öğrendikleri Polinezyalıların modern dünyada kaybolmasını önlemek için Tikopia Projesi’ni başlattılar.

Tüm hayatınız yarıçapı 1 kilometre olan küçücük bir adada geçseydi ve bu adanın küçüklüğü nedeniyle okyanusun sesinden herhangi bir şekilde kurtulmanız mümkün olmasaydı, kişisel evreninizi nasıl şekillendirirdiniz? Bir düşünün ve düşünürken bu yazıyı okumayı da sürdürün

Yaklaşık 3 bin yıldır kendine yeten Polinezya’daki Tikopia, 1200 kişinin yaşadığı bir ada. Adının Utopia’yı neden andırdığını bilmiyorum; araştırdım bulamadım. Adada 300 yıl önce sadece bir kez -o da yiyecek için- savaş çıkmış; bir klan tamamen yok olmuş, bir diğer klan kanolara bindirilip adadan uzaklaştırılmış. Nüfus binlerce yıldır aynı. Nüfusun arttığı dönemlerde yeni doğanlar öldürülür ya da gönüllüler fırtınalı havalarda denize açılıp intihar ederek, nüfusu azaltmaya çalışırlarmış. Adadaki ormanda bulunan bitkilerin tamamının yenebilir olması ve kıyı balıkçılığını mümkün kılan kano kültürü kıtlıkları önlüyor. Tam bir nüfus-besin dengesi kurulmuş durumda.

Geçen yüzyılın başında bu adada bir yıl geçiren Raymond Firth, adada yaşayanların, yeryüzünde daha büyük bir toprak parçası olacağı gerçeğini kabul etmekte zorlandıklarını anlatırken, "Gerçekten denizin sesinin duyulmadığı bir yer var mı" diye sorduklarını söylüyor. Durum hálá aynı. Çünkü ada bir ekonomik artıdeğer yaratamayacak kadar küçük olduğu için insanların da yaşadığı bir doğa parkı niteliği taşıyor.

İşte bu küçücük adayı biraz rahatlatacak Tikopia Projesi, iki yelkenli katamaran yapıp bunları ada halkına armağan etmeyi öngörüyor. Polinezyalıların teknelerini yakından inceleyerek, Batı tasarımı en iyi tekneler kadar, hatta belki de daha fazla "denizci" olduğuna inandığı için 50 yıl önce kendisiyle dalga geçilen Wharram, böylelikle büyük borcunu ödemeyi hedefliyor.

Projeyi, www.tikopia.co.uk/ internet adresinde tanıtan Wharram, orijinal Tikopia kanolarından esinlenerek çizdiği baş-kıç kano şeklindeki tekneleri Polinezya dilinde "Tama Moana/ Deniz Çocuğu" olarak adlandırıyor. Projenin gerçekleşmesi için gereken bütçe yaklaşık 80 bin sterlin.

Öykünün bir diğer ilginç yönü de, İngiliz misyonerlerin 1916 yılında adada yaşayanları Hıristiyanlığı kabule ikna etmeleri ardından, adanın en büyük teknesi olan 9 metrelik kutsal kanonun Avustralya’da bir müzede sergileniyor olması. Projenin gerçekleşmesi halinde ortaya çıkan tekneler, müzedeki kutsal kanonun çizgilerine sahip olacak ve 90 yıl önce İngiltere Kilisesi’nin atadığı Auckland Piskoposu’na armağan edilen kutsal kanonun yerine, daha işlevsel, yeni tekneler gelmiş olacak. Ne var ki, İngiltere Kilisesi’nin projeye destek olmak için verdiği 200 sterlin, bir ilk bağış olarak biraz düşük kalmış.

Bu teknelerin yapılması ile adalar dış dünyadan bağımsız ulaşım imkanlarına sahip olacaklar. Bu da Tikopia’nın güçlenmesi, serpilmesi ve özgürleşmesi anlamına gelecek

James Wharram, yeryüzünde katamaran kullanan herkesin, Polinezya yerlilerine borçlu olduğunu anlatırken, "Katamaran seven herkes bu projeye destek olmalı. Adayı yeniden güçlü kılmak için elimizden geleni yapmalıyız" diyor.

ÇIRILÇIPLAK OKYANUS GEÇİŞİNİN KİTABINI YAZDI

James Wharram, Polinezyalıların kadim deniz kültürleri sayesinde Batı dünyasının tekne formu ve açık deniz seyri konusunda çok şey öğreneceğine gençken inandı. Herkes onunla alay ediyordu ama onun hiç umurunda değildi. Gizli ya da açık bir ırkçılık ve Batı’nın her alanda üstünlüğünü öne çıkartan tavırla mücadele içine girdi. Bu mücadeledeki kararlılığını da, kendi yaptığı küçücük bir katamaran ile Atlas Okyanusu’na açılma cesareti göstererek sergiledi. Ve sonunda herkes sustu. Bu özgürlükçü ilk yolculukta onun yanında olan Ruth Wharram ve Hanneke Boon hálá onunla birlikte; biri eşi, diğeri iş ortağı.

Bu inanılmaz yolculuklarını, "İki Kız, İki Katamaran" adlı kitabında anlatan Wharram, bu yolculuğa 1953 yılında çıkarken, 15 yıl sonrasının özgürlükçü dünyanın habercisi olduğunu kuşkusuz bilmiyordu. O günün tutucu İngiltere’sinde biri Alman, diğeri Hollandalı iki kız ile yola çıkan, yazdığı kitapta seyahati çırılçıplak yaptıklarını anlatan ve bunun fotoğraflarını yayımlamaktan çekinmeyen bu adam, genellikle İngilizlere yapıştırılan sıra dışı tanımını kararlılık ve inatçılıkla birleştirmiş bir deniz öncüsü.

TÜRKİYE’DE DE VAR

Wharram, 50 yıldır denizde yaşamasını sağlayan bir iş kurma becerisini de sergiledi. Web sitesindeki ifade ile, "50 yıl içinde sattığı planlar, dünya denizlerinde gururla dolaşan 5 bin tekneye dönüştü." Çünkü Wharram, kendi teknesini kendisi yapmak isteyenlere okyanus aşılabilecek, üretimi kolay, her boyda katamaran planını uygun fiyata sunuyor.

Wharram’ın planlarından birinin Bodrum’da uygulandığını biliyorum. Fenerbahçe’deki Setur Marina’da da bir Wharram teknesi gördüm. Yani, Türkiye’de de birileri denize ulaşmanın kolay yolu olarak Wharram tasarımlarını, ne mutlu ki, keşfetmiş bile. Katamaranların avantajı salmasız, çift gövdeye sahip olmaları. Bu sayede sert havada yatmıyor ve nispeten rahat seyre imkan veriyor. Bu da, sürekli teknede yaşayanlar için büyük kolaylık demek. Dezavantajı ne derseniz; marina ücreti ve çift direkli olmaları halinde arma maliyetleri.

SİTESİNİ GÖRÜN

Wharram.com adresinde James Wharram ve tasarladığı tekneler ile ilgili ayrıntılı bilgiye ulaşmak mümkün. Bu sitede kısa bir gezinti, planı satın alınabilecek teknelerin küçücük bir katamaran kanodan, 20 metrelik dev bir okyanus aşan katamarana kadar pek çok seçenek bulunduğunu gösteriyor. Burası, ticari, yani tekne planı satan bir site olmanın ötesinde, Wharram’ın denize bakışını anlatan ve yelkenle ilgili herkesin okuması gereken yazılara da yer verilen bir bilgi platformu aynı zamanda.

James Wharram, kendi tasarladığı ve Hanneke Boon ile yaptığı 20 metrelik teknesi Spirit of Gaia ile dünyayı bir kez daha gezdi. Şimdi zamanını kara ve deniz arasında bölerek yaşıyor.

Eylül ayında Yunanistan’ın Korfu Adası’nda teknesi Spirit of Gaia ile buluşacak. Wharram’ın, "Deniz İnsanı" diye nitelediği şehirlilerdensiniz, belki ilgilenirsiniz...
X