Poligon

Reşit ÇAĞLAYANGİL
Haberin Devamı

Tanık aranıyor

İZMİRLİ Levent Aktoprak annesinin ölümüyle sonuçlanan kazayla ilgili görgü tanığı arıyor. Annesi 72 yaşındaki Saime Şen Aktoprak'ın 17 Mayıs günü Basın Sitesi Hasan Tahsin Caddesi Çeşme Durağı yakınında Mehmet Özdem yönetimindeki Belediye Otobüsünden inerken kazada öldüğünü söyleyen Levent Aktoprak olanları şöyle anlatıyor:

Düştüğünü aynadan gördü

‘‘ANNEM saat 14.30'da meydana gelen kazada öldü, bize 18.00'de haber verildi. Şoför karakolda verdiği ifadesinde duraktan 10 metre ileride durduğunu, arka kapıdan annem indikten sonra hareket ettiğini söylüyor. Şoför annemin düştüğünü dikiz aynasından görüp durduğunu ve yardım edip hastaneye gönderdiğini, yanında sivri kaldırım taşının olduğunu ve buna başını çarpabileceğini önesürüyor. Trafik raporunda ise, annemin yaya kaldırımına çıktıktan sonra dengesini kaybedip düştüğü, arka sağ tekerleğe çarptığı belirtilip hasta, yorgun veya tedbirsiz davranması sonucu kazanın meydana gelmiş olabileceği belirtiliyor. Şoför nöbetçi mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Fakat Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopside, annemin kaburga kemiklerinin kırık olduğu, genel vücut travması geçirdiği iç ve dış kanama sonucu hayatını kaybettiği saptandı. Yani annemin kaldırıma düşmesiyle, başını bir taşa veya tekerleğe çarpmasıyla olacak birşey değil. Bu nedenle gerçeğin ortaya çıkması için kazayı görenlerden yardım bekliyorum. Tek amacımız kazanın aydınlatılmasıdır.’’

YAŞAMIN İÇİNDEN

İkisi de sevmişti...

ANLATACAĞIM öykünün kahramanları umutsuz aşkların sembolü olmuş Romeo ile Juliet'e benzetilmiş günlerce konuşulmuştu...

KAYA, Gürçeşme'de oturuyordu ve bir eczanede kalfa olarak çalışıyordu. Aynı mahallede oturan Buket ise üniversiteye gidiyordu. Ailesinin maddi durumu da Kaya'lara göre daha iyi durumdaydı. Çocuklukları birlikte geçen iki genç birbirlerini seviyordu ve bunu bütün mahalle biliyordu.

ASKERLİĞİNİ de yapan Kaya'nın gönderdiği dünürcüler ise baba tarafından Buket'in okulu önesürülüp hep reddediliyordu. Bu arada, Buket'e gelen dünürcülerin de ardı arkası kesilmiyordu.

Ölümü bile denediler

SONUNDA iki genç kavuşamayacakları düşüncesiyle birlikte ölmeye karar verdi. Otomobille Kemalpaşa İlçesi yakınlarında ormanlık alana gidip bir şişe tarım ilacını birlikte içerek el ele ölümü beklemeye başladılar. İki genç ilacın etkisi kendisini gösterip bayılırken, bir orman muhafaza memuru hızır gibi yetişti.

GENÇLERİ koma halinde bulan orman görevlisi otomobilin direksiyonu başına geçip hemen Ege Üniversitesi Hastanesi'ne getirdi. Ölümün eşiğindeki Kaya ile Buket, anestezi yoğun bakım ünitesine alındı. Gençlerin öyküsünü öğrenen doktorlar, hemşireler yaşamaları için daha bir gayretle çaba gösterdi. İki sevgili yaşamla ölüm arasındaki çizgide uzun süre mücadele etti. Günler sonra sevgileri, yürekleri galip geldi, yaşama döndüler.

BABANIN artık söyleyeceği birşeyi yoktu. Kaya ile Buket, dillere destan düğünle evlendi. Mutlu yuvalarına kavuştu. Peki sonu böyle mi bitti... Hayır. Yaşam zorlukları, ekonomik güçlükler, ölüme gidebilecek kadar birbirlerini seven Kaya ile Buket'in boşanmalarına neden oldu....

Benzin sıkıntısı

İZMİR Emniyeti'nde sıkıntılar bitmiyor. Borcu ödenmediği için karakol ve şube telefonlarının uzun süre kesik kaldığı Emniyette şimdi de benzin sıkıntısı başgösterdi. İzmir Emniyeti gelen ödenek parasını telefonların açılması için TELEKOM'a yatırınca, bu kez de Petrol Ofisi'nden akaryakıt alacak para kalmadı. Şimdi çare olarak Emniyet birimlerinde görev yapan her araca, günde verilen 20 litre benzin 12 litreye indirilmekte bulundu. Bu da sürekli devriye hizmeti gören Asayiş ekipleri, karakollar ve trafik ekiplerinin çalışmalarını olumsuz etkiliyor. Ekipler bu nedenle fazla dolaşmayıp belirli noktada bekleme yapmak zorunda kalıyor. Polis, çareyi akaryakıt istasyonlarından görev için bir miktar benzin alıp takviye yapmakta buluyor.

Otoyolda futbol

AYDIN Otoyolu'nun Kaynaklar çıkışında giden arkadaşım Ali Özkaya, bir an gözlerine inanamadı. Çevre evlerde oturan iki çocuk otoyolu çevreleyen tel örgüleri aşmış, virajlı iniş yolunda futbol oynuyordu. Çocuklar otomobili görünce aceleyle topu yakalamaya çalıştı. Bunun üzerine Ali, otomobilden inerek, arkadan gelen taşıtları, eliyle işaret edip yavaşlamalarını sağladı. Özkaya, topu yakalayıp yolun kenarına geçen futbol tutkunu çocukların yanına gelip yaptıklarının ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya çalıştı. Kazaları önlemek şüphesi en çok anne, babaya yani aileye düşüyor.

TEBESSÜM

Kayıp nöbetçi

DEDEKTİF Haydar'ın okul günleriydi. Polis okulu müdürü, öğrencileri topladı yangın tatbikatı yapılacağını, gününün ve saatinin belli olmadığını söyleyip her an için dikkatli olmalarını istedi. Müdür ayrıca yangın alarmı verildiğinde nöbetçi öğrencinin, herkesin dışarı çıkmasından tutun da dışarıda sıra olmaya kadar, herşeyden sorumlu olduğunu, buna göre not verileceğini söyledi.

DERKEN bir kış gecesi alarm zili çaldı. Yatakhanedeki öğrenciler kısa sürede üzerlerini giyinip, bahçeye çıktı, yangın söndürmekle görevli olanlar da hemen techizatları kuşandı. Okul müdürü, öğrencilerin kısa sürede istenilenleri yapmalarından memnundu. Fakat sıradaki öğrenciler sayılıyor, bir kişi eksik çıkıyordu.

BUNUN üzerine isim okunarak yoklamaya geçildi. Dedektif Haydar'ın ismi okunduğunda cevap yoktu. Haydar tatbikat saatinde nöbetçi öğrenciydi. Nöbetçi komiser binayı dolaşmaya başladı. Sonunda Dedektif Haydar'ı, temizlik malzemelerinin bulunduğu küçük odada kaloriferin başında battaniyeye sarılı, uyurken buldu.

DEDEKTİF Haydar, apar topar çıkarıldığı okul müdürünün önünde süklüm püklüm dururken, ‘‘Helal olsun sana. Güya sen herkesi dışarı çıkarıp can güvenliğini sağlayacaktın. Çın çın öten alarm zilleri bile seni uyandıramadı’’ sözüyle başına gelecekleri düşünmeye başladı.

DEDEKTİF Haydar'ın merakı uzun sürmedi. Okuldan mezun oluncaya kadar, uykunun en tatlı yerinde kalkılan ve kimsenin tutmak istemediği gece 3-5 nöbetinin değişmez öğrencisi oldu...

Yazarın Tüm Yazıları