« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Plarini: Futbol kar aracı değldir

UEFA Başkanı Michel Platini, futbolun bir kar aracı olmadığını söyledi.

A.A.
SON GÜNCELLEME
Michel Platini, Futbol Federasyonu'nun resmi yayın organı TamSaha Dergisi'nin Ekim ayı sayısında yer alan röportajında, özellikle son yıllarda İngiltere'de dışarıdan gelip kulüp satın alan pek çok zenginin bulunduğunun hatırlatılması ve bunun tehlikeli olup olmadığının sorulması üzerine, “Zenginlerin futbol kulübü almasında bir sorun yok. Sorun onu bir futbol kulübü olarak değil de piyasadaki bir ürün olarak görmesinde yatıyor. Futbol kulüpleri kar edebileceğiniz birer yatırım aracı olamazlar, olmamalılar. Çünkü o zaman futbolun asıl değerleri tehlikeye giriyor. Futbol bir kar aracı değildir, güzel bir oyundur. Futbolla hiç ilgisi olmayan amaçlarla gelip ondan bir rant yaratmak bence çok tehlikeli. Bunu sağlamak için kendi aralarında kapalı bir lig kursalar, bütün federatif yapıların dışında hareket etseler ve sadece oyundan kar etmek için futbola yaklaşsalar iyi mi olur? Biz buna karşı mücadele ediyoruz” diye konuştu.

"FUTBOLUN BİR KİMLİĞİ OLMALI"

Platini, futbolun bir kimliğinin olması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:
"Bir futbol kulübünün başkanının o ülkeyle o takımla özel bir bağı olmalı. Bu sadece parayla kurulacak bir ilişki olamaz. Örneğin İstanbul'un Anadolu yakası ile Avrupa yakası maç yaptığında Galatasaray ya da Beşiktaş, Fenerbahçe'ye karşı diyebilmeliyiz. Beşiktaş sokaklarında top oynayan gençler Beşiktaş'ta forma giymeli. 11 Brezilyalı Fenerbahçe forması, 11 Arjantinli Galatasaray forması giyerse bu aynı şey olmaz ki. Taraftar burada kendini özdeşleştirecek bir şey bulamaz ki. Bunlar futbola özel kimlik veren konular. Ama işte böyle bağlarınız olmadığında keyfi de olursunuz, kolay da karar verirsiniz."

Kulüplerin zenginleşmesiyle ilgili bir problemi olmadığını ifade eden Platini, hiçbir zaman da büyük kulüplere karşı olmadığını vurgulayarak, “Asıl sorun, olmayan bir zenginliğin varmış gibi gözükmesi. Verilemeyecek paraların ortalıklarda dönmesi. Örneğin, sorun bir Fenerbahçe'nin, Galatasaray'ın, Beşiktaş'ın, Trabzonspor'un çok para verip bir oyuncu almasında değil. Ödeyemeyeceği bir paraya bu oyuncuları getirmesinde sıkıntı var. Ben sadece zengin kulüpler değil, herkes zenginleşsin istiyorum. Ama bunun belirli prensiplere bağlı olması gerektiğini söylüyorum. Kimi ülkeler bunun önlemini alıyor ve ona göre bir sistem kuruyor. Ama kimi ülkelerde böyle bir sınırlama yok ve ne olacağı havada kalıyor. İşte bu yüzden herkes için geçerli bir takım hükümlere ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.
Platini, “Büyük kulüpler, büyük organizasyonlar değil, futbolun gelişimi mi önemli?” sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
“Aynen öyle. Evet, futbolun ekolleri, büyük takımları, başarılı futbol ülkeleri var. Çok büyük kulüpler, büyük turnuvalarla dolu etrafımız. Ama asıl olarak futbol hala sokakta, plajda, hatta her yerde oynanan bir oyun ve bu oyunu oynamak her zaman zevkli. Milyonlarca kişi lisanslı olarak futbol oynuyor Avrupa'da. Asıl olarak onlara bakmak lazım. İşte futbolun bu yanının gelişmesidir bizim işimiz. 53 ülke federasyonuna asıl bu konuda yardım etmek istiyoruz. Çünkü geri kalan işler daha çok profesyonel işler ve üstelik daha vitrinde kalan, çoğu da problemli işler. Hatta şöyle söyleyeyim; bence mesela Türkiye Futbol Federasyonu'nun asıl işi Norveç'i yenmek değil, Türkiye'de futbolun gelişimine katkı vermek, futbolu iyi yönetmektir.”

JEAN TIGANA

Beşiktaş'ın eski teknik direktörü Jean Tigana ile çok yakın olduğunun hatırlatılması ve UEFA'da birlikte çalışıp çalışmayacaklarının sorulması üzerine Platini, "Jean tabii ki her zaman çalışmak istediğimiz birisi. Sadece UEFA'da değil FIFA'da da yararlanacağımız birisi. FIFA'nın Afrika üzerine geliştirdiği bir proje var. O konuda bize yardımcı olacak. O projeyi Jean yürütecek" dedi.

"İSTANBUL'A GELEN ASYA'DA OLMADIĞINI ANLAR"

UEFA Başkanı Platini, İstanbul'la ilgili bir soruyu da şöyle yanıtladı:
"İstanbul hakkında birkaç şey biliyorum ama ayrıntılı değil. İstanbul'un Konstantinopolis olduğu dönemlere dair bir şeyler biliyorum. Sonra alınışını biliyorum. Ama çok fazla bilgi yok dağarcığımda. Çünkü Fransa'daki eğitim sistemi bu konuda sorunludur. Tarihî hikayeler konusunda etik sıkıntılar vardır. Biz sömürgeleri bile ancak onlar özgürleştikten sonra okumaya, öğrenmeye başladık. Zaten asıl sorun da bu. Basmakalıp fikirler bizi yanlış yönlendiriyor. Türklerin Fransa'daki imajı şudur. Türk gibi kuvvetli diye bir laf vardır mesela. Bu imajda kısa boylu, bıyıklı ama güçlü bir adam vardır. Oysa bunlar çok klişe kalıplar. Bunları aşmak lazım. Sarkozy de bu açıdan bakıyor. 'Türkiye Avrupalıdan daha çok Asyalıdır' derken bu imaj sorununa takılıyor. Fakat çok fazla bilmediğimiz ve karikatürleştirdiğimiz bir şey hakkında görüş bildirmek doğru değil. Ben Şenes Erzik'le ilk tanıştığım zaman onu Norveçli zannettim. İşte bu ön yargılardan kurtulmak lazım. Türkiye'nin kendisini bu anlamda tanıtması lazım. Diğerlerinin de bu konuda bir yargıya varmadan önce hiç değilse gelip bir İstanbul'u görmesi gerek. İstanbul'a gelen biri Asya'da olmadığını anlar hemen."

Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler