Hürriyet'i Takip Et

Hürriyet'i Takip Et!
Hürriyet Facebook
Hürriyet Twitter

İran'da kadının öteki yaşamı

Muammer Elveren
13 Nisan 2012
İranlı kadınların öteki yüzü

İslam devriminin 30 yıldan fazla sürdüğü İran’da yönetimlerin dini baskısıyla ezilen İran kadını, dışarıda çador, çarşaf, Türban ve peçelerinin altında her alanda katıldıkları direniş hareketleriyle bazen yüksek bedeller ödeyerek varlık mücadelesi verirken; evlerde, kapalı kapılar ardında bambaşka bir yaşam sürerek kadın olmanın tüm zevklerini yaşamaktan da geri kalmıyor.

Paris’ten İstanbul’a gelirken Charles de Gaulle Havalimanı kitapçısından uçakta okumak üzere aldığım cep kitabında İranlı kadınların bu ‘öteki yaşamı’ son dönemlerin edebiyatında önemli yer edinen ve kısaca ‘chick lit’ olarak adlandırılan ‘chick literature-Piliç Edebiyatı’ tarzında esprili bir dille ele alınıyor. Kitap, kadın hakları ile kadın-erkek eşitliği bakımından dünyanın geri kalmış ülkeleri arasında gösterilen komşumuz İran’da azimli, eğitimli, kendine güvenen, zorluklara karşı direnen kadınların, devrimin kurbanları olmadıklarını, böyle görünmeyi de kabul etmediklerini ispatlamak için büyük bir azimle direndiklerine yer veriyor.

KİTAPTAKİ ÇİZİMLERDEN ÖRNEKLER 

Kitabı İran asıllı Fransız gazeteci Delphine Minoui yazmış, birkaç yıl önce normal boyutta basılan kitap büyük ilgi görünce şimdi de ep kitabı olarak satılıyor. Uzun yıllar İran ve Lübnan’da muhabirlik yapan gazeteci-yazar Minoui, halen Le Figaro gazetesinin İnternet sitesinde Ortadoğu olaylarını, özellikle ‘öteki yaşamları’ konu alan yazılar yazıyor.  

Kitap dokuz bölümden oluşuyor ve, “Çador altında ama sonuna kadar başkaldıran kadın (Çador: İran’da en çok kullanılan İslam öncesi zamandan kalma kumaşa sarınarak kapanma yöntemi), Alışveriş çantam olmadan asla, Mistik-Batıl itikatlı-dedikoducu… Bunların kötülüğü nerede, Peçe altından hava basma, Bir İmam’ı cehennemlik edecek kadar güzel, Ahlak polisi gözetiminde cilveleşme, Aile sahneleri-Geçici evlilik vizesi, Sansürle dolaylı anlaşmalar ve Kapalı kapılar ardında zevk-İ sefa” adlı bölümlerde İranlı genç kızlarla kadınların “öteki yaşam”ları  “İranlı kadının sessiz devrimi’ olarak aktarılıyor.

ESPRİLER HAVADA UÇUŞUYOR

Minoui tüm baskılara rağmen İranlı kadınların espri anlayışını birbirlerine cep telefonlarıyla gönderdikleri “Ahmedinejad saçlarını neden ortadan ayırıyor biliyor musun?” sorusuna “Dişi saç telleri ile Erkek saç tellerini birbirinden ayırmak için” cevabını verdikleri mesajla karikatürize ediyor. Minoui’nin Tahranda sekiz yıl boyunca kadınların günlük yaşamını gözlemleyerek yazdığı “Les Pintades a Teheran- Croniques de la vie des İraniennes” (Tahran’da gıdaklayan Tavuklar- İranlıların yaşam kroniği) kitabın ismi mecazi olarak “Tahran’da susmayan-başkaldıran kadınlar” olarak ta tercüme edilebilir.

Yazar, İran’da baskının mizah gücünü yaygın bir silah haline getirdiğini ve esprilerin dalga dalga tüm ülkeye yayıldığını belirtirken, “esprileri kimse tutuklayamıyor. İran kadınları Internet sayesinde de aile sorunlarını, cinsel yaşamlarını, tüm konuları konuşarak örtülü her şeyin üzerini açıyorlar, Sanal alem onlar için sığındıkları gerçek bir liman, bir mekan, siyasi konuları bile burada tartışıp konuşabiliyorlar. Tabii Internet siteleri yasaklandığı kadar yenileri hemen açılıyor ama ‘esprili siyaset’ hiç durmuyor” diyor.

Kitap şu sözlerle başlayıp devam ediyor: “Tahran’da yaşamak mı?... Dışarıdan bakınca insana korku veriyor… Ama bir kez içine girip yaşama karıştınız mı o hengamede yaşamın zorda olsa sürdüğünü görüyorsunuz. Tabii yaşam hiçte kolay değil… 12 milyon nüfuslu insanı şizofren eden bir şehir…” Gündüz camilerden yükselen ve birbirine karışan ezan sesleri, hoparlörlerde/_np/4244/16354244.jpgn okunan bildiriler ve insanı sağır eden “Amerika’ya ölüm”, “İsrail’e ölüm”  çağrıları, devrim fresklerinin süslediği duvarlar, gece batılı kentleri aratmayan yaşam tarzı ve bir kez eve kendini atanlar evlerinin kapılarını kapattılar mı tezgah altından satın alınan Hollywood filmlerini koyduktan sonra kaçakçılardan gizlice alınan votka ve viski servisi ile başlayan şehvet dolu zevkli geceler…

YASAKLARLA KÖŞE KAPMACA

Dışarıda ağlarken içerde gülen, dışarıda mecburi örtünen içerde göbeğini açıkta bırakan tişört ve düşük kemerli blucin giyen, ruj süren, makyaj yapan genç kızlar… Kadınlar…  Yasaklarla köşe kapmaca gibi adeta oyun oynarcasına gizlice ama hiçbir şeyden geri kalmayan bir yaşam tarzı sürüyor İran kadını ve tüm yasaklamalara rağmen bundan hiç ödün vermek istemiyor.

Dudaklarına parlak kırmızı ruj süren genç kız ve olgun kadınlar ahlak polisi tarafından ceza almayı göze alarak bunu yaparken sokağın ortasında bazen makyajlarını silmeye zorlanıyorlar ama ilk köşe başında tekrar rujlarını sürüp yollarına devam ediyor ve tüm gün yorulmak bilmeden bu mücadeleyi verebiliyorlar.

Bazı kadınlar ise işin kolayını dudaklarına ruj yerine dövme yaptırmakta bulurken özellikle Tahran’ın kuzey bölgesinde genç kızlar pembe ve haki seksi giysiler, gösterişli kalçaları sıkıca saran blucinler, Louis Vuitton gibi ünlü markaların başörtülerini, çantalarını kullanırken, kulaklarında i-Pod’larıyla peçe ve türbanların altında bile güzellikleri, cilveleri ve sürdükleri parfümlerle erkeklerin yüreklerini hoplatıyorlar. Kadınlar her gün Mollaların verdikleri baskıcı direktiflere rağmen halkının yüzde 70 i ne yakını 30 yaşın altındaki bir ülkede hapse atılmak bahasına bu direnişi sürdürüyorlar.

İran’da herkesin dini, ekonomik, sosyal, ailevi, cinsel bilgileri aldığı bir mollası var.  Bunlar teknolojinin tüm imkanlarını kullanarak kendilerine bağlı müritleri ile onları seçen vatandaşları ya direk veya Internet aracılığıyla Farsça, İngilizce ve Arapça bilgiler vererek yönlendiriyorlar. Genç kız ve kadınlar bunlar arasından kendilerine göre en yakışıklı olanı seçer ve bilgi almayı bahane ederek onları görmeye giderler. Kocalarıyla anlaşamıyorlar mı? Göğüslerini mi büyütmek istiyorlar?, Burunlarına estetik mi yaptırmak istiyorlar? Evlat mı edinmek istiyorlar? Bu ve buna benzer tüm sosyal sorunları mollaların ağızlarından çıkacak fetvadan sonra yapabiliyorlar.  Eğer hoşlandıkları mollalardan birebir fetva alacaklarsa, huzura çıkamadan önce istediklerini kabul ettirmek için çok güzel giyinir gözler ve dudaklar ten rengi boyanır ve Tahran’dan Kum kentine 2 saatten fazla süren yolu göze alıp gitmekten geri kalmazlar.

Bazı mollalar kurdukları ‘Evlendirme şirketleri ile resmen ‘çöpçatanlık’ yaparak evlenmek isteyenleri cüzi bir ücret karşılığı buluşturuyor, evlendiklerinde bir zarf içinde daha dolgun bir ücreti ‘hayır işlerinde kullanılmak üzere hibe olarak kabul ediyor!’.  Bazı mollalar ise süresi 7 saatten 77 yıla kadar değişebilen  “Legal sevişme vizesi’ olarak adlandırılabilecek olan ‘sighe’ adı verilen  ‘Geçici Evlilik İzni’ belgesini 40 euro karşılığı bir ücretle veriyor.  Bu izin çoğu zaman aldatma ve gizlice sevişme sonucu kadına idam cezası gerektiren kanunu kısa devrede bırakmak için kullanılıyor ve aslında eşlerini aldatan erkeklerle hayat kadınlarına da bir koruma kalkanı niteliğinde oluyor.  Bu izni alan kadının bakire olmaması evli veya boşanmış olması lazım. Bu kural erkek için işlemiyor evli ya da boşanmış olup olmaması önemli değildir, zira dini kurallara göre bir erkek 4 kadınla evlenebiliyor. Molla’nın bir kağıt parçasına yazıp imzalayacağı bu ‘sihirli vizeyi’ alan bir erkek veya kadın polis basacak korkusu yaşamadan bir otel odasına gidip sevişebiliyor. 

BURUN ESTETİĞİ MODASI

Genç kızlarla 30-40 yaşlarındaki kadınlar arasında burunlarını estetik yaptırarak kaldırmak yaygın bir moda.  Ancak kadınların büyük bölümünün bu operasyonları gizli yapan estetikçinin önerdiği burun tiplerinden Fransız film yıldızı İsabelle Adjani’nin kalkık burun tipini seçmeleri çok ilginç. Sanatçının fotoğraflarına bakarak burunlarını yaptıranlar bir araya geldiklerinde aynı burun tipini seçtiklerini gördüklerinde şaşıracaklarına normal karşılarlar.

Tahran Havalimanında uçaklar inerken kadınların valizlerinden çıkarttıkları başörtü veya eşarpları takmaları adeta bir Vals sahnesi gibidir. Uçak iner inmez herkes çantasından çıkardığını takarken birkaç dakika önce kahkahalar atarak konuşan kadınların suratları asılır, yüzlerindeki ciddi ifadelerle başka bir kimliğe bürünürler. Hele gümrük kontrollerinde çantalarında mayolu, göğsü açık fotoğrafların olduğu dergiler varsa uzun süre ifade verdikten sonra içeri alınırlar. Unutmayın İran’da yaşam dışardan görüldüğü gibi değildir, bazen batı başkentlerinde yaşanmayan şeyler kapalı mekanlarda yaşanıyor ancak yolunuz düşerse dışarıda dini kurallara saygı göstermek şartıyla kapalı kapılar ardında hiç ummadığınız şeyleri yaşarsınız… Çünkü İran’da halk yasakları delmenin tüm gizli yollarını keşfetmiştir.

Hürriyet Haber Yorumları - Yorum Yaz
14/04/2012 - 0:11
din bir gonul isidir...eger gonlunde yoksa ve baski altinda yapiyorsan bir kiymeti yok...Turkiye islamin yasandigi en guzel ulke...
Hürriyet Haber Yorumları - Yorum Yaz
13/04/2012 - 23:22
İRANDA HERŞEY GÖSTERMELİK. SUUDİ ARABİSTANDA DA ÖYLE. ORADA YAŞAYANLAR ZATEN BUNU BİLİYOR. GİZLİ KAPAKLI İSTEDİKLERİNİ YAPIYORLAR AMA ZORLUK ÇEKMİYORLAR MI ÇEKİYORLAR TABİİ Kİ
Hürriyet Haber Yorumları - Yorum Yaz
13/04/2012 - 23:12
burda tüm dünyaya meydan okumayı marifet sayan insanlar var. aklı başında devlet öncelikle bekaasını düşünür. çıkıp NÜKLEER MAYMUNLUK yapmaktan daha önemli işleri olduğunun farkında olup kendisi nükleer kadar demokraside , sanatta , BİLİMDE VE SPORDA GELİŞTİRMEYE ÇALIŞIR.
Hürriyet Haber Yorumları - Yorum Yaz
13/04/2012 - 23:09
Niyazi Kavar..doğru yorumun tam isabet..
Hürriyet Haber Yorumları - Yorum Yaz
13/04/2012 - 23:08
iranın nesini savunuyorsunuz hiç anlamıyorum. bizim karşı olduğumuz başörtüsü yada türevleri değil; değil bunun devletçe zorla yaptırılması.devlet insanı otistik yerine koyamaz.örneğin devlet tüm kadınlara ''başını açsın öyle yaşasın'' da diyemez.
 ADnet  
Reklam için
Diğer Haberler
© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding