|
|
| Planet |
|
Türkiye'nin siyasi devrimi küresel önem taşıyor WSJ Son dönemde yaşanan sivil-asker çekişmesi hem Türkiye'nin geleceği hem de küresel siyaset için çok önemli. Ancak Batı'nın bu konudaki tavrını netleştirip AK Parti üzerinde gereken baskıyı kurması gerekiyor.
“Son dönemde Türkiye’de daha önce eşi benzeri görülmemiş bir siyasi süreç yaşanmakta. Bu sürecin sonucunda ülkede siyasi hayat üzerinde ordunun kontrolü sona erecek. Son dönemde emekli ve muvazzaf birçok subay tutuklandı.” Bu satırlar ABD’nin 1989 ile 1991 arasındaki Washington büyükelçisi Morton Abramowitz ve Carnegie Uluslararası Barış Girişimi’nin Türkiye uzmanı Henri J. Barkey’e ait. Wall Street Journal için bir makale kaleme alan, Abramowitz ve Barkey, yaşanan bu sivil-asker çekişmesinin Türkiye’nin geleceği için olduğu kadar küresel siyaset için de çok önemli olduğunu ifade etti ve ekledi: “AK Parti, dinle ilgili ufak tefek meseleleri bir kenara bırakıp ülkede derinleşmekte olan siyasi kutuplaşmayı kontrol almayı başarır ve demokrasisini güçlendirebilirse bunun İslam dünyası üzerindeki etkileri çok büyük olur. Türkiye’nin uluslararası arenadaki dostları bu konudaki duruşlarını netleştirip Ankara üzerinde gerekli baskıyı sağlayarak bu sürece katkı yapabilir.” Ak Parti’nin 2002’deki seçimlerden zaferle çıkmasının ordudaki komutanlarda, hükümetin laikliğin yerine dindar ve otoriter bir devlet kuracağı korkusu yarattığını hatırlatan yazarlar, bu korkuların yersiz olduğunu ifade etti. Ancak subayların kaygılanmakta haklı oldukları bir nokta var: Türkiye’de ordunun siyasetteki yeri gün geçtikçe azalıyor. Ancak bu sadece Ak Parti’nin politikalarının değil, kapsamlı ve uzun vadeli bir toplumsal değişimin, yani muhafazakar ve dindar orta sınıfın güçlenmesinin sonucunda yaşandı. “Ordu Ak Parti’ye cevaben yargıya sığınabilir ancak bu yolda başarılı olsa bile Türk politikasındaki sabit sivilleşmenin gidişatını değiştirmeyi başaramayacaktır” yorumunu yapan Abramowitz ve Barkey, ordunun gücünü korumaya devam edeceğini ancak eskisi gibi kolay kolay hükümet değiştiremeyeceğini ifade etti. Ordunun geçmişte siyasete müdahale yönünde attığı adımlar kendi meşruiyetinin zayıflamasına neden oldu. Yine de subaylara karşı açılan davaların yarattığı toplumsal felç hali Ak Parti’ye de zarar verdi. Anketler de partiye verilen desteğin düşüşte olduğuna işaret ediyor. Ak Parti’nin Türkiye’nin modernleşmesi ve demokratikleşmesi için büyük çaba gösterdiğini savunan yazarlar bunun sadece “dindar ve muhafazakar” bir parti tarafından başarılabileceğini ifade etti. Ancak partinin kapsamlı ekonomik ve siyasi reformlar yapmak yerine kavgaya tutuşması, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da eleştiriye katlanamayan, otoriter bir lider haline gelmesi partiye verilen desteği azalttı. Erdoğan’ın Ortadoğu’daki dış politikasının hem yurt içinde hem de dışarıda destek topladığını ifade eden yazarlar, buna rağmen bir partinin özellikle uluslararası arenadaki en yakın dostlarını ve müttefiklerini kaybettikten sonra sadece dış politika başarıları sayesinde bir yere varamayacağını ifade etti. Türklerin Ak Parti’ye nasıl davranacaklarına kendilerinin karar vermesi gerektiğini belirten yazarlar Türkiye’deki en önemli sorunun ciddi bir muhalefet yokluğu olduğunu ifade etti. Ortaya çıkan güç boşluğu genellikle ordu tarafından dolduruluyordu, ancak siyasi muhalefet yokluğu Türk demokrasisine büyük zarar verdi.
LAİKLER KAYGILANMAKTA HAKLI Ak Parti ekonomi politikaları açısından serbest piyasacı olsa da geleneksel anlamda liberal olarak tanımlanamayacağını ifade eden yazarlar, Erdoğan’ın partisini “demir yumrukla” yönettiğini ve toplumdaki laiklik yanlısı grupların kaygılarını göz ardı ettiğini dile getirdi. Kürt açılımı, anayasa değişikliği, seçim yasası değişikliği gibi konularda da hükümet ilk olarak çözüm için büyük heves gösterdi ancak kamuoyunu laik bir parti olduğuna ikna etmeyi başaramadı. Eğer Ak Parti kendisini yeniden şekillendirip Türkiye’yi daha işleyen bir demokrasi haline getirme sözü verirse ilerleme sağlanabilir. Ancak Türkiye’deki siyasetin geçtiğimiz 10 yıl boyunca kaybet-kaybet oyunu halinde olduğu düşünüldüğünde bu çok kolay olmayacak. Abromowitz ve Barkey, batının bugüne kadar AK Partiyi desteklediğini ancak “Türkiye’nin AB’nin ve demokrat dünyanın bir parçası olabilmesi için önemli değişikliklerin yapılmasının zorunlu olduğunu” ortaya koyması gerektiğini savundu ve ekledi: “Eğer Ak Parti bu mesajı duymaz ve bildiğini okursa, Türkiye’nin batıdaki dostlarının görmekten hiç hoşlanmayacağı bir manzara ortaya çıkar: Otoriter bir toplumun yeniden ortaya çıkışı ve hatta ordunun siyaset üzerindeki etkisinin yeniden artması.”
|
| 22 Mart 2010 |