|
|
| Planet |
|
AB Türkiye’nin Ortadoğu başarısını görmeli Financial Times Financial Times, Türkiye’nin kendi içinde yaşadığı çatışmalara rağmen Ortadoğu’da elde ettiği başarıların Avrupa Birliği (AB) tarafından görülmesi gerektiğini söyledi.
Diplomasi ve ekonomi çevrelerinin yakından takip ettiği Financial Times (FT) gazetesi, bugünkü “Kutsal Topraklarda Barış İhtiyacı” (The need for peace in the Holy Land) başlıklı baş makalesinde, Ortadoğu’da yer alan kilit aktörleri ve bunların barış sürecinde oynayabilecekleri rolleri ele aldı. Makalede, “Dünya, İsrail ve Filistinlilerin Ortadoğu’da barış kurulabilmesi adına Kutsal Toraklarda paylaşabilecekleri ortak bir yola dair sürekli boş çıkan beklentilere yönelik görüşmeleri dinlemekten artık bıkıp usandı” denildi. İsrail ve Filistin arasındaki sorunun çözülmesinin yanısıra devlet adamlarının önünde çözüm bekleyen “daha büyük bir ekonomik krizi engellemek, iklim değişikliğini önlemek ve nükleer silahsızlandırmayı sürdürmek” gibi çok daha acil konuların bulunuyor. Hatta Ortadoğu’nun içinde bile İsrail ve Filistin’den çok daha zorlu sorunlar baş gösteriyor. FT, bu sorunları, Afganistan ve Pakistan’da aşırı İslamcıları durduracak bir formülün bulunmamış olması, İran’da yönetimin muhalifler üzerindeki baskıların artması, pek fazla göz önünde olmasa da Yemen’in El-Kaide militanlarının yuvası haline gelmesi ve daha çok siyasi boyutu olan Türkiye’deki Batı-Doğu çatışması olarak sıraladı. AB ENGELLEDİKÇE-TÜRKİYE DOĞU’YA KAYIYOR Fransa ve Almanya'nın, Ankara'nın Avrupa Birliği (AB) üyeliğini nahoş bir biçimde engelleme çabaları Türkiye'nin giderek Doğu'ya kaymasına neden oluyor. Çelişkili bir şekilde, Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki yeni-İslamcı hükümet, doğulu Türkiye'yi Batı'ya yönlendirmek ister gibi görünürken, Avrupalılaşmış Türkler de Avrupa'dan uzaklaşıyor. AB'nin Türkiye'nin Ortadoğu'da son dönemde elde ettiği diplomatik başarıları kişilik bölünmesi yerine stratejik bir varlık olarak görmesi durumunda, şehirli Türklerin de Avrupa'ya yaklaşımı değişecektir. OBAMA’YA ELEŞTİRİ Son dönemde yapılan yorumlarda inatçı İsrailliler ve bölünmüş Filistinlilerin kendi başlarına bırakılması gerektiğini ima ediyor. Zaten Barack Obama da kendinden önceki diğer bütün başkanlar gibi iki tarafın herhangi bir konu üzerinde uzlaşmaya varmasını sağlayamadı. Ancak, gerek güç ve kaynaklar açısından gerekse de diplomatik ve ekonomik destek açısından bu kadar orantısız olan iki tarafın kendi başlarına bir anlaşmaya varabileceklerini düşünmek samimi olmaz. Filistinliler İsrail işgali altında yaşıyorlar ve bir gün üzerinde devletlerini kurmayı umdukları topraklar gün be gün kemiriliyor. Kutsal Toprakları, tarihi Filistin’ topraklarının yüzde 78’i İsrail’e; Batı Şeria, Gazze ve doğu Kudüs’ü de kapsayan kalan yüzde 22’lik kesiminin ise Filistin’e verilmesi olasılığı da eğer henüz ortadan kalkmadıysa yakında yok olmak üzere. YENİ BİR DİN SAVAŞI UYARISI Başkan Obama, Filistin ile İsrail arasındaki çatışmanın yalnızca bölgesel bir sorun olmadığını anlamış görünüyor. Bu meselenin çözümü, ABD ve Batı’nın Arap ve Müslüman dünyasıyla ilişkilerini yeni bir zemine oturtacak. Herkes, bu çatışmanın arazi meselesine indirgenerek, kutsal toprakların eşit bir biçimde paylaşılmasıyla çözülmesi durumunda bunun tekrar bir ağız dalaşından çok yeni bir din savaşı doğurma riski taşıdığını anlamalıdır.
|
| 24 Aralık 2009 |