Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

’PKK’ya af’ diye anlamayın

ANKARABAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gece Kanal 24’teki açıklamaları içerik açısından yeni olmamakla birlikte zamanlaması yönünden önemliydi.

Başbakan, PKK dağ kadrolarına seslenirken ne demek istedi?

Bu sorunun yanıtından önce Başbakan’ın ne demediğini peşinen aktaralım:

- Başbakan örtülü veya açık aftan söz etmedi.

Ben zaten öyle anladım, ayrıca Başbakanlık kaynaklarından teyit ettim.

Dağdan inmeye ve silah bırakmaya (dikkat edin ateşkes değil) davet edilen PKK kadroları, eve dönüş yasası zihniyetine uygun muamele görecek... Yani eyleme karışmamış PKK’lılar belki ilk sorgudan sonra savcılık tarafından serbest bırakılacak. Buna karşılık cana kıymış veya örgütte yöneticilik üstlenmiş olanların cezasız kurtulmaları mümkün gözükmüyor.

Bu konuya açıklık kazandırmayı becerdiysek... Gelelim zamanlama meselesine.

Başbakan PKK’yı düze indirme önerisini neden yeniden ısıttı derseniz, çünkü;

1) Irak’ın Kürt bölgesine askeri operasyon planlayan Türkiye’nin sadece PPK’ya düşman olduğunu göstermek istedi, örgütten silah bırakanı bile hedef almadığını anlattı.

2) Son günlerdeki operasyonlardan bunalan ve örgütten kaçmayı düşünenlere son şansı hatırlattı. Tabii ki madalyonun öbür yüzü de var. Dağda daha az silah, daha az şehit demek!

Cazibe merkezi dengesi

GENEL Yayın Yönetmenimiz Ertuğrul Özkök’ün NYT’den aktardığı yorum çok ama çok önemli. Batılı kaynaklar, Kürt Otonom Bölgesi’nin yükselen ekonomisinin Türkiye’nin olası askeri operasyonunu kaldıracak güçte olmadığına işaret ediyor.

Tezkereyi hafife alanlara gerçekten şaşıyorum...

Tabii ki bu tezkere Kuzey Irak’taki terör tehdidini ortadan kaldırmayacak.

Haydi diyelim ki mucize oldu, PKK Irak’ta bitti, Türkiye’de eyleme devam edecek.

Ama Kuzey Irak’ta gücünü/sponsorunu yitirmesi PKK’yı Türkiye’de de zayıflatacak.

Tezkerenin kısa vadeli ve ithal terör/teröristle ilgili hedefleri böyle sıralanabilir.

Orta vadeli beklenti ise Kürt cazibe merkezi dengesinin değişmesidir.

Irak’ın ortası ve güneyi (Arap bölgeleri) yangın yerine döndü.

Buna karşılık Kuzey’de silah sesi bile duyulmuyor. ABD yandaşlığı Kürtlere sadece "sadık müttefik" sıfatı kazandırmakla kalmadı, ülkenin/bölgenin yükselen ekonomisi haline getirdi.

Batılı ülkeler Kuzey Irak’a yatırım yapıyor, ticareti geliştiriyor, konsolosluklar açıyor.

Ama ve fakat Türk askeriyle olası çatışma bu taze cenneti bir günde cehenneme çevirir.

Peki o zaman ne olur?

1) Kürt coğrafyasında Kuzey Irak, Güneydoğu’dan daha hızlı büyüdü. Güneydoğu halkına sınır ötesi işler açıldı, bölgede azımsanamayacak refah yaratıldı.

2) Ama karşılığında ekonomi ve siyasette ciddi ağırlığa sahip Barzani lobisi doğdu. (Ne kadar etkili olduğu 1 Mart 2003 tezkeresinde hissedildi.)

3) Savaş, cazibe merkezi haline gelen Kuzey Irak’ı çok sarsar. Yani tezkerenin kısa vadeli hedefi PKK’dır, orta ve uzun vadedeki amaç Barzani’nin iktisaden ve siyaseten zayıflamasıdır.

Keşke bu hedeflere savaşa gerek kalmadan ulaşmanın yolunu bulsak.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI