"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

PKK totaliter devlet istiyor

SALDIRIYI belli ki 19 Ekim 2009’daki “Habur olayı”nın yıldönümü için günlerce öncesinden planlamışlar.

2009 yılında barış umuduyla başlatılan süreçte bazı PKK’lılar Habur’a gelerek teslim olmuş, oraya getirilen mahkeme onları serbest bırakmıştı; mutabakata uygun olarak.
Fakat bu olayı provokatif bir zafer gösterisine dönüştürmüşlerdi. Sonra süreç tıkanmış, Habur’dan giren PKK’lılar mahkûm olmuştu.
PKK önceki gece 24 (inşallah artmaz) askerimizi şehit ederek “ya öyle, ya böyle” mesajı verdi; ya PKK’nın zaferini kabul edersiniz veya neler yapabileceğini görün!
Düşünün: Bu eylem için 200 kadar terörist sınırdan geçmiştir... Çukurca-Işıklı-Kekliktepe arasındaki geniş arazide muhakkak önceden keşifler yapmış, mevziler tespit etmişlerdir... 200 kadar terörist ellerindeki roketatarlarla 8 mevzie yerleşmişlerdir ve saldırmışlardır...
Peki, Heron’lar, kendi imalatımız olan ANKA’lar ne yapıyordu? Anlık istihbarat? Gece görüşlü dürbünler? Profesyonel birlikler ne durumdaydı?! Çatışma başlayınca kobralar anında müdahale edebilmiş miydi?!
Bunlar ciddiyetle araştırılmalıdır. Fakat mesele daha derindir.

İsmet Paşa yazmıştı

PKK’nın partileri 2 milyona yakın oy alıyor. Org. İlker Başbuğ’un söylediği gibi “dağa çıkışlar” hiçbir dönemde önlenemedi. Güvenlik tedbiri olarak da önlenemedi, “dağ”ın Kürt gençleri üzerindeki büyüsü de kırılamadı.
“Taşeron, dış güçler” falan ama PKK’nın asıl gücü buradan gelmektedir.
Bugünün meselesi de değildir. Başbakan İsmet Paşa 1935’teki Güneydoğu gezisinde, 9 Temmuz Salı günü, Van’da defterine şunu yazmıştı:
“Kürt meselesi vardır. Siyasi olarak sindirilmiştir. Ama vardır!”
Bu Kürt meselesi 1970’lerde meydanlara çıktı. 1980’lerde dağda terörle patladı. Zaman değişmişti, artık “sindirme” metodu geri tepiyordu.
Türkiye’de hükümetler, hatta rejimler geldi gitti, bir numaralı sorunumuz budur.
Bugünkü hükümeti ve Genelkurmay’ı eleştirmek onları daha dikkatli olmaya sevk edebilir. Ama sorunu ‘hükümet meselesi’ne indirgemek, problemin çapını görmede körlük yaratabilir!
Hükümet istifa etsin de bir hükümet krizi mi yaşayalım, Sayın Kılıçdaroğlu?

Totaliter yapılanma

Kürt milliyetçiliği er geç ortaya çıkacaktı; sorun bunun demokratik değil, totaliter bir örgütlenmeyle gerçekleşmiş olmasıdır.
Türkiye demokratikleşiyor, Kürtlerin ifade özgürlüğü gelişiyor, her talebin tartışılacağı yeni anayasa süreci başlıyor. Teoriye göre terörün azalması gerekirdi...
Fakat terör tırmandı çünkü PKK’nın amacı Kürtlerin Avrupa standartlarında demokratik ifade ve kültür özgürlüklerine sahip olması değildir; bu sadece araçtır. PKK’nın amacı “demokratik özerklik” adıyla kendisinin çizeceği bir coğrafyada, totaliter bir hâkimiyet kurmaktır. Hitler’in SA’ları, Stalin’in ÇEKA’sı gibi, PKK’nın terör unsurları da bu totaliter yapının “öz savunma güçleri”ni oluşturacaktır.
KCK, bu totaliter devlet modelinin çekirdeğidir.
Tarih gösteriyor ki, bu tür yapılanmalar bir noktadan itibaren karşılıklı kitlevi göçleri ve çatışmaları tetiklemektedir. Herkes kanlı felaketler yaşamaktadır... Hindistan’la Pakistan’ın ayrılmasında “ordu” da yoktu, “terör örgütü” de yoktu, 2.5 milyon kişi birbirini öldürdü, “göç” sürecinde!
Türkiye’de birlikte yaşama duygusunu PKK’nın kanlı eylemlerle dinamitlemesi önümüzdeki en korkunç tehlikedir.
Yarın devam edeceğim.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI