Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

PKK saldırılarının arkasında ne var?

Böyle zamanlar zor zamanlardır...

Söz insanın boğazında düğümlenir ve anlamını yitirir...
Konuşmak istersiniz konuşamazsınız, ağlamak istersiniz ağlayamazsınız...
Yüreğinizi daraltan tarif edemediğiniz, derin bir sızı duyarsınız...
Acı haber bu defa Hakkari ve Gaziantep’ten geldi.
Önce Hakkari’de mayın patladı 2 asker şehit oldu...
Akşam saatlerinde ise Gaziantep’te patlatılan bombada 9 sivil hayatını kaybetti.
Bayramın ikinci günü 10 haneye ateş düştü...Yaralıları saymıyorum bile....
İnsanlar en değerli varlıklarını, Bayram’da kaybettiler.
Bundan daha büyük bir acı ve yas olabilir mi?

Antep Savunmasının Ruhuna Bomba!

PKK şefleri geçen yıl ‘insanların yüreklerinde derin acılar bırakacak’ eylemlerden bahsederek, ses getirici büyük saldırılar yapılmasını dile getirmişti.
Örgüt, bayramda sivilleri hedef alarak bir yıl sonra bu talimatı yerine getirdi.

İlk defa Bayram’da hem de Antep’te böylesine bir eylem yaparak bu toprakların kutsallarına ne derece yabancılaştığını ispatlamış oldu...
Kurtuluş savaşındaki Antep savunmasının ruhunu anlayamayanlar, bu ülkenin kaderdaşlığına ve duygudaşlığına kurşun sıktılar.
Antep saldırısının, sorunun çözümüne, ülkenin demokratikleşmesine, barışa, Kürtlerin haklarına veya demokratik özerkliğe faydası olabilir mi?

PKK saldırılarının arkasında ne var?

1. Esad rejimiyle stratejik ortaklık kuran PKK şefleri, Türkiye’nin Suriye politikasından rahatsızlar. Suriye’de yaşanan istikrarsızlığın sebebi olarak gördükleri Türkiye’yi, yaptıkları eylemlerle Suriye politikasından vazgeçirmeye çalışıyor. 

2. İran-Suriye-PKK cephesi ‘dostumun düşmanı, düşmanımdır’ mantığıyla hareket edip, PKK eliyle ülkeyi istikrarsızlaştırmayı hedefliyor. Kutsal ittifak, Hür Suriye ordusuna karşı, PKK kartını masaya sürerek kolay teslim olmayacakları mesajını veriyorlar.

3. Türkiye’de yaptığı eylemlerle Suriye’de otonom bölge hayali peşinde koşan örgüt, aynı zamanda silahı kaldıraç olarak kullanıp pazarlık masasına güçlü biçimde oturmak istiyor.

4. Birinci Körfez savaşı sırasında Saddam rejimiyle yaşanan sorun PKK’nın kitleselleşmesine neden olmuştu.  Bugün ise Esad rejimiyle yaşanan sorun PKK’nın taktik ve strateji değiştirmesine neden oldu. Dün olduğu gibi bugünde risk analizini doğru yapamayan Türkiye, kanla bedel ödüyor.

5. Antep saldırısının yerinin, zamanın, biçiminin ve stratejik hedefinin simgesel bir önemi var. Antep saldırısı bir anlamda Şam’daki bombalamaya misilleme niteliği taşıyor ve kuvvetle muhtemel devamı gelecektir.

6. PKK, Akdeniz’de yaptığı eylemlerle yeni bir stratejik hedef belirleyip, şiddeti Akdeniz’e yaymak ve ‘ihanet içinde’ olduklarını iddia ettiği Kürtleri davaya kazandırmak istiyor...

7. Amanoslar’da yaşanan hareketlilik, yol kontrolleri ve Duran Kalkan’ın ‘devrimci operasyon’ adını verdiği yeni taktik  hamlelerin temel amacı hükümeti ‘şiddete, şiddetle’ karşılık vermeye zorlamak... PKK, halkla, hükümeti karşı karşıya getirmeyi amaçlıyor.

8. Örgüt şiddeti yükselterek Ankara’ya, ‘bu eylemeleri durduracak yer İmralı’dır. İmralı emir versin, saldırıları sonlandıralım’ örtülü mesajını verirken, Öcalan’ı yeniden masaya oturtmaya çalışıyor. Ankara ise bu taktik hamleyi doğru okuyamıyor.

9. Bugün zamanı değil ama Antep saldırısı bir kez daha güvenlik sektöründeki rekabetin, işbirliğinin ve uyumun önüne geçtiğini gösteriyor. Foça’da patlatılan bomba bu türden eylemlerin işaret fişeğini çakmıştı fakat bu mesaj doğru okunmuş görünmüyor.

10. Güvenlik bürokrasisinin yakın zamanda ‘yol kontrollerini’ yeniden gündeme getirmesi sürpriz olmaz.

 

X