Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

PKK neden çıtayı yükseltiyor?

Son olaylar hem huzurumuzu bozuyor, hem de kaygı yaratıyor. PKK bölgede köşeye sıkışmaktan kurtulup, inisiyatifi eline almaya çalışıyor. Giderekte sesini yükseltiyor. PKK’yı kaygılandıran iki önemli konu var: Biri Ankara’nın Barzani ile giderek yakınlaşması, diğeri Diyarbakır’ı AKP’ye kaptımak.

Ne oluyoruz?

PKK şiddeti öylesine tırmandırıyor ve gerilimi öylesine arttırıyor ki, toplumun her kesiminden aynı sorular soruluyor:

PKK ne yapmak istiyor?

Neden böyle davranıyor?

PKK terör örgütü son aylarda gündemi eline geçirdi. Tahminlerin ötesinde bir güç gösterisine girdi. Hem de “Dağılma noktasındalar... Perişan durumdalar... Son nefeslerini veriyorlar...” söylemlerinin arttığı bir dönemde, PKK istediği anda Türkiye’yi kana bulayabileceğini gösteriyor.

Aslında, terör örgütünün köşeye sıkıştığı  doğru. Hem genel konjonktür, hem de Türk Güvenlik Kuvvetlerinin baskısı aleyhlerinde gelişiyor.

PKK terörünün hem sınır boyunda, hem de ülke içindeki saldırı ve gösterilerini ben birkaç nedene bağlıyorum. Mutlaka daha bir çok nedeni vardır, ancak  listenin en tepesindekilere bakarsak şöyle sonuca varabiliriz:

Öcalan’ın kafası

ÖCALAN’A DOKUNDURTMAM:

PKK’nın, Abdullah Öcalan’a sahip çıkma politikası son yıllarda giderek derinleşiyor. Henüz “Öcalan’ı serbest bırakın” kampanyası açmadılar, ancak o noktaya da yaklaşıyorlar. Kamuoyunun nabzı yavaşladığı anda, Öcalan için de, Mandela tipi bir kampanya başlatacaklar. O zaman kadar, İmralı’dan gelen her olumsuz haber bölge halkının ayaklandırılmasına neden oluyor. Daha önceleri bir ara zehirlendiği, ardından hastalandığı söylentileri çıkmıştı. Şimdi de, dayak yediği gerekçesiyle gösteriler yapıldı. Örgüt, Öcalan’a el dokundurtmama mesajı  vermeye çalışıyor.

Baydemir’in resmi

DİYARBAKIR’I VERMEM:

Son ayaklanmaya benzer olayların altında, yerel seçimlerde Diyarbakır’ı kaybetme korkusu yatıyor. AKP’nin bölgede dağıttığı para ve Diyarbakır belediyesini DTP’den alma ısrarı, hem PKK’yı hem de DTP kadrolarını çok kaygılandırıyor. Nasıl kaygılandırmasın ki? Diyarbakır’ın AKP’ye geçmesi DTP’nin  iflasıdır. PKK’nın da bölgede marjinalleşme  sürecinin hızlandığı anlamına gelir. Bunu engellemenin  tek yolu da, gerilimi arttırmak ve taraftar  kadrolarının dikkatini çekip, içlerindeki  kenetlenmeyi yaygınlaştırmaktan geçiyor. Seçim tarihi (Mart 2009) yaklaştıkça,  olayların daha da artacağını ve örgütün daha fazla kan dökmek isteyeceğini tahmin etmek zor değil.

Barzani’nin resmi

BARZANİ’Yİ SİZE BIRAKMAM:

PKK’yı korkutan bir diğer gelişme de, Ankara ile Barzani arasındaki yakınlaşma. Aslında korku duymaları için çok neden var.  Eğer Mesud Barzani, Türkiye ile anlaşırsa, (bu anlaşmanın koşulları ne olursa olsun) Kuzey Irak büyük oranda PKK’ya kapanacak demektir. Şu sıralarda örgüt rahatça hareket edebiliyor.

Kuzey Irak, PKK için son derece önemli. Zira başkaca gidebilecekleri, eğitim görebilecekleri, kadrolarını dinlendirebilecekleri, cephanelerini saklayabilecekleri yer yok.  Kuzey Irak PKK’ya sadece  konaklayabileceği, kamplarını kurabileceği bir toprak parçası vermekle kalmıyor, Avrupa’daki teşkilatıyla haberleşmesine, kongrelerini  toplamasına, tüm uluslararası haberleşmesini kolaylıkla gerçekleştirmesine  imkan sağlıyor.

Özetlemem gerekirse, Kuzey Irak PKK için hayati önemdedir. Kuzey Irak’ın kapanması örgütün  boğulması anlamına geleceği gibi, hareket yeteneğinin  kısıtlanması  dahi, çalışmalarına büyük darbe vuracaktır.

İşte PKK’nın en büyük korkusu budur: Barzani tarafından Türkiye’ye satılmak.  Kürtlerin  tarihi bu tip olaylarla doludur. PKK Barzani’nin beklediği fiyatı bulursa örgütü satacağını çok iyi biliyor. Bu satışı durdurabilmek, Türkiye ile Barzani’nin  yakınlaşmasını  engelleyebilmek için de elinden geleni yapacaktır. Nitekim şu sıralarda, Kuzey Irak içinde hiçbir şey yapmıyor ve sadece Türkiye’de  güç gösterisiyle yetiniyor. Ankara-Barzani yakınlaşması artarsa göreceksiniz, örgüt Kuzey Irak’ta da dişlerini gösterecektir.

Türkiye, Washington’u ikna eder ve Barzani’nin beklentilerini de karşılarsa, Kuzey Irak’ın kapıları kapanacaktır. PKK’da canı pahasına bunu engellemeye çalışacaktır.

Örgüt, Türkiye dışında varlığını korumanın kavgasını veriyor. Hareket alanının da giderek daraldığının farkında.

                                         *                                  *                      *

DTP’DE TUTUM DEĞİŞİMİ...

Bu ortamda en çok dikkati çeken, DTP’nin  son aylardaki  tutum değişikliği oldu. Özellikle, Anayasa mahkemesindeki kapatma davasıyla ilgili karar yakınlaştıkça DTP adeta kabuk değiştirdi. Genelde, güvercin olarak nitelendirilen Ahmet Türk’ün söylemi, kullandığı kelimeler ve yaklaşımı sertleşti.

Daha önceleri ister söyleminde olsun, ister kullandığı sloganlarda çok dikkatli davranan bir DTP vardı. Şimdi ise, PKK’nın dilini kullanan ve PKK ile özdeşleşmekten hiç çekinmeyen bir parti var karşımızda.

Bu değişimin nedenlerinden biri olarak, PKK’nın baskısı gösteriliyor. PKK’sız tek bir oy dahi alamayacağına inanılan DTP, örgütün baskısı nedeniyle sertleşmek zorunda kalıyor.

Bir diğer nedeni de, Anayasa Mahkemesi tarafından  kapatılacağını anlaması ve sonrasında kurulacak yeni partiye zemin hazırlamak istemesi. PKK ile birlikte taraftarlarına sahip çıkmak için hareketlenmesi.

DTP’lilere göre de, partinin tutum değiştirmesinin temelinde Ankara’dan ümitlerin kesilmesi.

Hangi nedenle olursa olsun, Türkiye Kürt sorununda yepyeni ve tehlikeli bir sürece giriyor.

X