Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

PKK çekildi, G.Doğu’yu unuttuk ( ! )

İnsanın haykırası, Ankara’dakilerin boğazına yapışası geliyor. Bu kadar vurdum duymazlık olmamalı. 15 yıl kan döküldü, ülke parçalandı. Sonunda çok pahalıya mal oldu, ancak güvenlik kuruldu. Öcalan tutum değiştirdi, PKK yeni bir yaklaşım benimsedi. Asker, bizden bu kadar, sıra sizde dedi. Devlet ne yaptı ? Verdiği hangi sözü tuttu?

Toplum olarak son derece kısa hafızamız var. Ancak bu kadarı da fazla. Kimsenin aklına gelmiyor, kimsenin kılı kıpırdamıyor. Unuttuk gitti bile. Güneydoğu’yu yine makus talihine terkettik. Bir defa daha, önümüzdeki sorunları sadece vurup kırarak ve kaba kuvvetle halletme alışkanlığından kurtulamadığımızı gösterdik. Akıl kullanmak, bunun için çalışmak ve program içinde planlama yapmak, kaynak aktarımını gerçekleştirmek, yaraları sarmak gibi çağdaşlıklarla hiç ilgimiz yok.

Yazıklar olsun...

Eminim sizlerde tepki dolusunuzdur.

Düşünün, 15 yıl süreyle bu bölge sadece terör, karşı terör, kan ve ölüm gördü. Bu vatanın 30 bin insanı hayatını kaybetti. Milyonlarcası başka yerlere göçtü. Yüzbinlercesi acı çekti. Açlık sefalet ve ölüm kol gezdi. Ülkenin tüm sistemleri paramparça oldu. Demokrasisi inanılmaz yaralar aldı.

Terörle mücadele sürerken Devlet hep aynı sözleri verdi. Terör bittiği taktirde halkın beklentileri karşılanacak, bölgeye kaynak aktarılacak, eksiklikler giderilecek, insanlara insan muamelesi yapılacak. Tek koşul, terörün bitmesiydi. O zamanlar bu sözleri sarfedenler acaba terörün biteceğine inanmadıklarından mı, yoksa bitmesini istemediklerinden midir nedir bilinmez, bol keseden konuştular. İşin kötüsü herkes de inandı.

Sonunda, Güvenlik Kuvvetlerinin büyük özverisi, Uluslararası konjonktürün değişmesi, Washington’un bir tercihte bulunup Türkiye’nin desteklenmesine karar vermesi sonucunda, terör durdu.

Abdullah Öcalan temel politikalarını değiştirdi veya değiştirmek zorunda kaldı. PKK’yı da aynı değişime zorladı ve yepyeni bir açılım başladı. Bölgeden terör çekildi. Sükunet geldi.

En önemli açıklamayı önce asker yaptı: Terörü durdurabilmek için biz elimizden geleni yaptık. Bundan sonra yaraların sarılması gerekiyor. Görev siyasi otoriteye aittir.
Siyasi otorite ise, mangalda kül bırakmadı.
İçinde çakıl taşı bile çıkmayan paketler açıkladı.

Sonra, ekonomik kriz gündemi kapladı ve herşey unutuldu.

Eğer, Diyarbakır Milletvekili Sebgetullah Seydaoğlu’un Başbakana yazılı sorusuna verilen yanıtlar olmasa, belki de durumun kötülüğünü yine hatırlayamayacaktık.

Boşaltılan köylerin sayısının 4 bin civarında olduğu biliniyor. Yüzbinlerce insanın naylon çadırlar altında sefalet bir yaşam sürdükleri resmi istatistiklerde yayınlandı.

Buna karşılık Devlet ne yapmış?

Son iki yılda, geri dönüş programı çerçevesinde, 11 yerleşim yerinde 770 konut yaptırmış. 435’inin de inşaatı sürüyormuş. Köylerinden sürülmüş yüzbinler için de, bulundukları İl veya İlçe merkezlerinde 5853 konut yapılmış.

Son 17 aydır sadece 30 bin kişinin eski köylerine dönmelerine izin verilmiş ve bunların yakıp yıkılan veya oturmadıklarından dolayı tahrip olmuş evlerinin inşası için 3 trilyon harcanmış.

Aman Allahım, şu rakkamların komikliğine bakın. Adeta insanlarla alay ediyorlar .

Hele Diyarbakır gibi, köylerinden sürülenlerin en büyük göçünü alan ve tıklım tıklım dolan bir kentin yaptığı yardıma bakın: 2000-2001 arasında toplam 250 milyar Türk lirası.

İnsan bunu açıklamaktan dahi utanır.

Devlet, terör bitti, PKK silah bıraktı, Öcalan hapse atıldı ya, defteri kapatmış. Dosyayı rafa kaldırmış. Zaten artık eskisi gibi görevlilere bol kepçe tazminat da dağıtılmıyor, boşver gitsin.

Diyabakır Valisi demeç üstüne demeç veriyor. Birilerinin hareket geçmesi gerektiğini söylüyor. Yeni bir pişmanlık yasasının çıkması gerektiğine, kaynak aktarımına dikkat çekiyor.

Ankara’dan ses çıkmıyor.

Beylerin büyük politikalarla uğraştığını sanarsınız değil mi... Söz konusu değil. Kısır döngüye kendilerini kaptırmışlar, dedikodudan öteye gidemiyorlar.

Bürokrasi de, siyasilerden ses çıkmadığından dolayı keyfini bozmuyor.

Güneydoğu’da açlık ve sefalet bu şekilde sürerse, Devlet PKK’yı arayacak durumlarla karşı karşıya kalabilir. Aç ve ümitsiz insanın gözü kimseyi görmez.

Lüks arabalarınızın birazından fedakarlık etseniz. Bürokrasinin lüks harcamalarını biraz kıssanız Güneydoğu’da yaraları sarabilecek kaynak bulabilirsiniz.

Güneydoğu insanı bu muameleyi hakketmiyor. Sonra ellerine kazma küreği alıp yürümeye başladıklarında hiçbirimizin ağzımızı açmaya hakkımız olmayacağı gibi, askere dönüp ”bizi kurtar” demeye de yüzümüz olmayacaktır.

Uyanın artık...
X