"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Piyasalarda sıkıntılı dönem

<B>BANKALAR</B> ellerindeki yüksek likiditeyi başka bir yere yatırmayıp Merkez Bankası'na borç vermeyi tercih ediyorlar. Son dönemde bu eğilimleri iyice belirginleşti.

Bazı bankacılar bunu, 'Bankaların Merkez Bankası'nı faiz indirmeye zorlaması' olarak yorumluyor. Aslında bir ölçüde doğru. Çünkü Merkez Bankası bu pahalı parayı almak zorunda kalıyor. Bu parayı satabildiği tek yer 3,5 katrilyon civarındaki borçlanma ihtiyacı nedeniyle, Fon bankaları. Yani Merkez Bankası zarar ediyor.

Bence Merkez Bankası'nın fazla kar etmemesi, o kadar önemli bir şey değil.

Ancak bu eğilim piyasaların önümüzdeki dönemde yaşayacağı sıkıntıların bir göstergesi. Daha doğrusu, bankalar yeni şartlara uyumda zorlanacaklar gibi...

Belli ki bankalar, kısa vadeli ve likit kalmak istiyorlar. Hazine'nin önümüzdeki hafta çıkaracağı 2 yıl vadeli, 3 ayda bir faiz ödemeli yeni tahviline gösterilecek ilgi piyasaların yönünü biraz gösterecek. Uzun vadeli mevduata yüksek faiz veren bankalar, 2 yıllık kağıdı, alacaklar mı, pahalı teklif mi getirecekler, Hazine hangi faize razı olacak? Referans kağıt faizinin üstüne verilecek, 2 puan cazibe sağlayacak mı? Piyasa oyuncuları sigorta fonlarının 300-500 trilyonluk bir talebi bulunduğunu, yüksek yatırım fonu bulunduran bankaların da ihtiyacı olabileceğini söylüyorlar ama toplam talep ne kadar olacak? Niyet mektubunda, 2002'de bu kağıtlara ağırlık verileceği yazıyor, bu kadar yüksek ihraca yeterli talep daha sonra olacak mı?

Merkez Bankası'nın faiz indirimine gelince... Merkez enflasyonla mücadele ettiğine göre hemen faiz indirimi sözkonusu değil.Ayrıca Merkez Bankası bağımsızlığının ilk yılı ve enflasyonla mücadele sınavına kararlı başlaması gerekiyor ki, gerekli kredibiliteyi sağlayabilsin. Merkez faiz indirse bile, geçmişte görüldü, Hazine faizi de iniyor ve yine APİ ile fazla parayı çekmek zorunda kalabiliyor.

LİKİDİTE KALICI OLARAK NASIL ÇEKİLİR?

Kısacası; belli ki Merkez Bankası belli bir süre bu yüksek maliyete katlanıp faiz indiriminde sert hareketler yapmayacak ve enflasyonla mücadeleden taviz vermeyeceğini açık açık göstermesi gerekecek.

Peki bu likidite ne olacak? Üstüne Şubat başında IMF'in programı onaylamasından sonra gelecek 9,5 milyar dolarla birlikte, ortalık savaş alanına dönmeyecek mi? Belli ki bu paranın bir bölümü ile fon bankaların borçlanmaları sıfırlanacak O dönem zaten varolan döviz likiditesi iyice bollaşacak. Merkez Bankası bunu da çekeyim deyince, bu kez bol olan TL likiditesi iyice bollaşacak. Şimdi çok fazla sorun değil sadece Merkez Bankası'na maliyet yüklüyor denebilir ama başka sakıncaları da var. Daha önce de likidite vardı ama tüketime kaymıyordu şimdi döviz fiyatları da düşmüşken, likidite tüketime kaymaya başlarsa hem enflasyon azacak, hem de ithalat ve cari işlemler dengesi bozulacak...

Bu kadar yüksek likidite piyasadayken, örneğin bir siyasi kriz çıkarsa, o zaman bu para aniden dövize kayabilir. O zaman da dövizde çık hızlı çıkış başlayabilir. ..

Yani çok hassas bir denge. Ekonomi yönetiminin, kişisel ve kurumsal kaygıları bir yana bırakıp, kafa kafaya verip plan yapması şart. Belki bankacılık ile birleştirip detaylı plan yapılmalı ve en iyi yol olarak, bu likidite kalıcı olarak çekilmeli.

Belki de Hazine, ihtiyacından fazla borçlanıp bu likiditeyi çekerek, Merkez'in elindeki kağıtları erken itfa yapıp, Merkez'in bilançosunu temizlemeli. Hazine'nin bu operasyonla maliyeti artacaktır ama ekonominin tümünü düşünmek zorundalar.

Belki de bu görüldüğü için, böyle bir plan yapılamaması ihtimaline karşılık, niyet mektubuna 'IMF borcunun erken ödenmesi' konuldu, kimbilir. Ama uygun bu kaynağı optimum kullanmak için bizce ekonomi yönetimi kendi planını yapmalı.
X