"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Pisuvarı çekiçle kırmak sanat mıdır?

CUMARTESİ sabahı gazeteye gelirken cep telefonum çaldı. Paris’te bulunan Ertuğrul Özkök neşeli bir sesle bana bir yazı konusu öneriyordu:

"Biliyor musunuz, Dada sergisindeki Marcel Duchamp’ın ünlü pisuvarını biri çekiçle kırarken yakalanmış ve tutuklanmış."

Alan Reiding
’in "If a urinal is art, can hammering it be, too?" başlığıyla International Herald Tribune’un dünkü nüshasında birinci sayfada yayımlanan bir haberdi, söz ettiği.

Eğlenceli ve düşündürücü bu haber, elbet sanat tarihindeki birtakım tartışmaların ışığında değerlendirilirse hoş ama can sıkıcı olur.

Çekiçleme meselesini özetlemeli önce.

Dadacılık’ın önde gelen adlarından Fransız ressam ve heykelci Marcel Duchamp’ın (1887-1968) ünlü pisuvarını (ki sanatçı bunu Çeşme olarak adlandırmıştır, sanat tarihinde de böyle bilinir) 77 yaşındaki Fransız performans sanatçısı Pierre Pinoncelli çekiçle kırma girişiminde bulunurken polis yetkilileri yakalamış.

Pinoncelli’nin bu tahribatı savunma gerekçesi, sanat tarihi açısından geçerli, makul bir itiraz:

Çekiçli sanatçı diyor ki; benim yaptığım bir sanat eylemidir, ben bu hareketimle Duchamp’a ve Dada akımı içindeki sanatçılara katkıda bulunuyorum; çünkü onlar da anlatımcı sanata meydan okuyorlardı.

Ne yazık ki polisler, sanat tarihindeki ayrıntılarla ilgilenmediklerinden sanatçıya bu muameleyi reva görmüşler.

Dada Sergisi’nde yer alan Marcel Duchamp’ın pisuvarı (Çeşme) kavramsal sanatın köşe taşlarından biri olarak nitelendirilir. Bu sergideki pisuvar da sanatçının imzalı sekiz kopyasından biri.

Pisuvar ilk kez 1917’de New York’ta Bağımsız Sanatçılar Birliği’nin sergisinde yer aldığında ne özgün bulunmuş, ne de sanattan sayılmış.

* * *

ŞİMDİ
bu sergiden sonra şu soruluyor:

"Sanat nedir?" Bir pisuvar sanat eseri midir?

Marcel Duchamp yaşarken efsaneleşen sanatçılardan biri, Leonardo da Vinci’nin ünlü Mona Lisa tablosuna sakal bıyık yaparak tıpkı basımını gerçekleştirmiş bir kural yıkıcı.

Yaşamından ilginç bir not:

1923 yılından ölünceye kadar sanatla uğraşmamış, sadece satranç oynamış.

Pinoncelli, 1993’te de Nimes’teki bir sergide gene pisuvara (Çeşme’ye) zarar vermekten bir ay hapis yatmış.

Amaç gene sanatsal...

Çünkü o eserin ikonlaşmasına karşı... O, hálá eski Duchamp’ı özlüyor. Pinoncelli’nin başka marifetleri de var.

Fransa’nın eski Kültür Bakanı Andre Malraux’nun üstüne de kırmızı boya püskürtmüş.

Çünkü o yıllarda ırk ayrımı güden Güney Afrika’nın başkenti Cape Town’la Nice’in kardeş şehirler olmasına isyanını böyle ifade etmiş.

İsterseniz bir cümle ile Dadacılık hakkında da bilgi aktarayım:

Dadacılık; "her şeyin anlamsızlığını, gereksizliğini, hiçliğini vurgulayan bir sanat akımı. 1915-1916 yıllarında New York ve Zürih’te aynı anda ortaya çıktı."

* * *

BENİM
sorularım daha değişik.

Pinoncelli haklı mı? Bu bir polisiye olay mı, yoksa sanat tarihindeki bir tartışmanın biraz kaba bir izdüşümü mü? Kararı yargıçlar mı vermeli, yoksa sanat eleştirmenleri mi?

Sanat nedir, sorusunu soracağımı beklemiyorsunuz değil mi?

24 Ocak’taki duruşmayı merak ediyorum doğrusu.
X