Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Pis, yolsuz, şeffaf değil

EN temiz üç ülke Danimarka, Yeni Zelanda, İsveç. En pis üç ülke Somali, Irak, Myanmar.<br><br>Türkiye son 10 yılda sadece 1 puan ilerliyor. 180 ülke arasında 58. sırada.

Temizlik ve pislik şeffaflık anlamında. Yolsuzlukların en az olması anlamında ya da yolsuzluk varsa da hemen üstüne gidilmesi anlamında.

"O bizden" mantığı ile koruyucu kanatları altına almak yok. Tersine, dışına çıkarmak var. Ama, bu Şaban Dişli, ama Deniz Feneri, ama Kilis’de bir milletvekili oğlunun sünneti için stadyumun düzenlenmesi, hiç farketmiyor.

DÜNYA ÖLÇÜSÜ

Uluslararası Şeffaflık Örgütü. Her yıl yolsuzluğu algılama endeksi yayınlıyor. 180 ülke değerlemeye alınıyor.

Ülkeler sıfırdan ona kadar bir ölçeğe göre sıralanıyor. Ölçek ona yaklaştıkça, temiz ülke, yolsuzlukların üstüne giden ülke.

İlk temiz ülkenin puanı 9.3, sonraki en pis ülkenin puanı 1, Türkiye’nin puanı 4.6.

Yani pis, şeffaf değil, yolsuzluklara göz yumuyor.


Aynı zamanda yoksulluğa işaret ediyor. Yolsuzluk, yoksul ülkelerde daha çok.

Pis ise, şeffaf değilse;

a) Yolsuzluk var

b) Yoksulluk var

Uluslararası ölçü ortada. AKP bize yalan söylüyor.

YÜZDE 47 YETMEZ

Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2008 Türkiye rekoru Tayyip Erdoğan’ın mantığını, söylemini ve iddiasını çökertiyor.

Tayyip Erdoğan demokrasinin ölçüsü olarak aldığı yüzde 47 oyu sık sık dile getiriyor. Oysa, şeffaflık raporu:

"Türkiye yine sınıfta kalmıştır. Türkiye’nin notu, yolsuzluk algısının daha az saptandığı ülkelerin notunun yarısı kadardır.

Bu durum, Türkiye’nin şeffaflaşması ve demokratik gelişimini büyük ölçüde engellemektedir."

İnsanlar demokrasiyi böyle ölçüyor, alınan oy oranı ile değil. Oy oranı iktidara gelmenin aracı, demokrasinin değil.

Tayyip Erdoğan
’a çok uzak bir anlayış.

Ortaya ne zaman yolsuzluk iddiası atılsa, Tayyip Erdoğan sinirleniyor. Demokrasiyi anlamadığı, bilmediği için.

Yaşadığımız ne kadar olumsuzluk varsa hepsi bu anlayışın türevi.

Hani herkesin cumhurbaşkanıydı

ESKİŞEHİR’de şehit cenazesine katılan Abdullah Gül’ü bir vatandaş protesto ediyor. Doğru, eğri, haklı, haksız.

Perde ondan sonra açılıyor.

Gül
buna sinirleniyor, önce "ne diyorsun sen" diye karşılık veriyor, ardından polislere o kişinin yakalanmasını işaret ediyor.

Gül, Çankaya’ya çıktıktan sonra ne diyor: "Ben herkesin Cumhurbaşkanı olacağım."

Yani, onu alkışlayanın da, onu protesto edenin de. Herkesin Cumhurbaşkanı olacağını geçelim üstüne üstlük polislere işaret ediyor, o kişinin gözaltına alınması için.

Gözaltı yetmez, adamı iyice bir dövmeli, kolunu bacağını kırmalı, Eskişehir’den sürmeli.

Hoşgörü, demokrasi anlayışı,demokratik algılama devletin en tepesinde süzgeçten bile geçmiyor. Olsa olsa Çankaya’ya teğet geçiyor.
X