« Hürriyet.com.tr

Pirlanta: Kadinin en iyi dostu

Hürriyet Haber
X

2000 yilinda dugun dernek esliginde nikah masasina oturacak 600 bin ciftin onemli bir kismi pirlanta pesinde kosacak.

Hersey Guney Afrika'da oldu. Ben orada ogrendim... 8 kere evlenip, ustelik her biriyle de mutlulugu tattigini soyleyen Zsa Zsa Gabor bosuna 'Hicbir erkekten bana aldigi pirlantalari geri verecek kadar nefret etmedim,' dememis. Pirlanta degeri guzelligi bir yana, oyle pek kolay bir yoldan gelmiyor...

Aslinda ne oldugunu bilmedigim, hicbir zaman anlayamadigim, ancak uzun duzgun parmakli guzel ellere pek yakistigini gordugum, hatta aska sembol oldugunu duyup, evlilikte dugun aksesuari olarak once anneden, devaminda kayinvalide ve damattan ve hatta diger muhtelif zengin akrabalar tarafindan geline verildigine de sahit oldugum bir takiydi. Ancak tuhaf bir tesaduf bizi bulusturdu.

Tabii ki kolay bir bulusma olmadi. Once on saat, rotasi meridyen sasmadan guney yarimkureye uctum ve Guney Afrika'ya ulastim.

Ilk olarak De Beers'in ne oldugunu ogrenmem gerekti. Neyse ki ne oldugunu kavramamla gercek piriltinin neye benzedigini anlamam ayni zamana rast geldi: Catherina Zeta Jones'dan Naomi Campbell'a, Prince ve son Bond Pierce Brosnan'a kadar tum jet sosyete, moda dunyasi ve Hollywood'u biraraya getiren Millenium partisinden ve fonda bir kadin siluetinin gozuktugu 'Pirlanta, sonsuza kadar' sloganindan tanidigim De Beers'i aslinda ben bilmiyormusum.

Hatta hicbir sey bilmiyormusum! Zaten pirlantayla elmas da ayni sey degilmis. Elmas, maden cevheri. Mucevher olan degil! Onun asli karbon, adeta komurden farksiz. Volkanik kayalarin icinde cok yuksek basincta ve sicakta kristallesen saf karbonun ta kendisi. Ama muhim! O herseyin esasi.

ELMAS TEPESI

Pirlanta ise onun kesilip, islenip isigi en iyi sekilde yansitan 58 yuzeyli bir kesim haline gelip mucevher ruhu kazanmis olani...

Tek tasi da olan, cok tasi olan. Ama mucevher olan!

Ancak kok elmas. O pirlantanin kalbi.

Peki bu durumda De Beers nedir? O aslinda dunyanin en buyuk elmas isletmecisi. Dunya uzerinde tam 14 elmas madeni var. Hatta tum dunyanin ham elmaslarinin yuzde 80'inin siniflandirma, deger bicme ve satis islemlerini gerceklestiriyor. Bu da yetmiyormus gibi 28 ulkede pirlantali mucevherlerin tanitimini yapiyor. Her yil tasarim yarismalari duzenliyor; dunyanin en taninmis mucevher tasarimcilarini yaristiriyor, elmas borsasini yonlendiriyor, ustelik yeni madenler de ariyor.

Varolan madenler ise dunyanin dort bir yaninda. Biri Kanada'da, bir digeri Avustralya'da, ama ana kalbi ise Guney Afrika'da. Herseyin basladigi yer ise Kimberley. Ne Johannesburg gibi siddetin, ne de Cape Town gibi keyfin sehri olan Kimberley'de, hayat elmas uzerine islenmis.

Bombos ovadaki bir tepe ilk elmasi bulan Erasmus Jacobs isimli bir vatandasin hamlesiyle hayat bulmus. 1869 yilinda tepe kazilmaya baslanmis ve bugun benim de gorup icine duserim korkusu tasidigim dunyanin en derin cukurlarindan biri haline gelen 'Big Hole' veya diger adiyla 'Kimberley Madeni' ortaya cikmis.

Kimberley'de 'Big Hole'da elmasa ulasma mucadelesi 1914'e kadar surmus. Birinci Dunya Savasi'yla beraber maden kapanmis. Ama bu arada, oradan tam 14,5 milyon karat, mucevherlik elmas cikartilmis!

Herseyin mimarina gelince adam bir Ingilizmis ve adi Cecil John Rhodes'mus. De Beers'i o kurmus, daha o vakitlerde 'Big Hole'le baslayan derin kazi calismalariyla dunya madenlerinin yuzde 90'ini hep bu adam yonetmis...

Bu adam muhim adam. Cunku tum hikayede karsima tanidik diye cikan o oldu! Soyle ki macera best-seller yazari olarak bilinen Wilbur Smith'in kitaplarinin bas kahramani Cecil John Rhodes'dur. Smith'in kitaplarinda anlattigi kadar gizemli ve karizmatik bir adam midir, degil midir bilmiyorum. Ama orada ogrendigim tek sey var: O da Rhodes'un su kadin milletinde olusan pirlanta takintisinin mimari oldugudur.

AFRIKA TARIHI

Oyle ki kucucuk sehirde, Kimberley'de, onun ve diger elmas arayicilari yuzunden bu buyulu madenin halkasi buyumus, buyumus ve bugun dunyanin dort bir yanina yayilmis. Ustelik bu buyume hali Kimberley'deki Elmas Muzesi'nde de detayli bir sekilde gosteriliyor. Soyle ki; elmasin pirlantaya uzanan evrimini gosteren odalari gezdikten sonra kapiyi araliyor ve kendinizi birden Hollywood'da Universal Studyolari'ni ziyarete gelmis gibi hissediyorsunuz. 19. yuzyil sonu ve 20. yuzyil basi Guney Afrika tarihini bile buradan ogrenmek mumkun: Tuvaletsiz ve mutfaksiz ilk evden minik kiliseye, o gunun Ingiliz Valisi'nin balo salonundan, berbere, kitapciya, kuafore, o gunun ciftlik evine ve en sonunda da taslari arayan zenci iscilerin barakalarina kadar...

Sonuc: Kucuk sehrin icine muze niyetine kucucuk bir sehir daha kurulmus. Niye? Hersey sonsuzluga giden pirlanta icin. Pirlantanin mucidi elmasi bu topraklarda bulduklari icin...

HAVA ATMAK icin

Tek tas veya cok tas, hic farketmez. Ister hediye olarak bekleyin; ister kendiniz veya dilerseniz hayirli bir is icin uygun gorun; ama bunlari bilirseniz pirlanta konusunda dilediginizce hava atabilirsiniz.

Dunyada hicbir pirlanta birbirinin esi degil.

Elmasi sadece elmas kesebiliyor.

Pirlantanin degerini dort temel ozellik belirliyor. Degeri ve fiyati nadirligine ve bu dort ozellige bagli.

Bu ozelliklerden ilki kesim. Bu dogal degil, pirlanta uzerinde insan eliyle yaratilan tek ozellik.

Ikincisi renk. Esas olarak en beyazi en degerlisi. Ayrica ‘‘fantezi’’ denen ozel renkler

de var. Mesela gene Guney Afrika'da bulunan

Premier'de mavi renk elmas mevcut. Avustralya madenlerinde ise benzersiz pembe kesfedilmis.

Ucuncu degerli mevzu berrakligi. Bunun icin mucevherci dukkánina gittiginizde bir lup rica ediyor; detayli bir bakis firlatiyorsunuz pirlantaniza. Uzerinde lekeler varsa degeri, dolayisiyla fiyati dusuyor.

Son olarak da karat meselesi var. Yani agirlik. Soyle kocaman bir pirlanta yuzuk istiyorum derken karatini artiriyorsunuz. Aman dikkat diger ozellikleri iyi degilse, yuzuk de o derece deger kaybediyor. Muhim olan iste bu dort ozelligin birarada olmasi...

ELMAS MADENINDE NE VAR?

Cok sey var! Kimberley'de artik islevi olmayan ‘‘Big Hole'un yani sira halen isleyen elmas madenleri var. Ve bu madenlerin otuz, kirk yildir is degistirmeden her gun duzenli olarak vardiyasina gelen iscileri.

Bu madenleri gezmek mumkun. Yani dileyenler icin yerin 845 metre altina inmek kurallara uymak sartiyla gerceklesiyor.

Inmeden once meraklilari icin uygun kiyafet, basiniza takacaginiz kaskiniz ve beraberinde fener akunuz, olur da kaza falan cikar diye oksijen tupunuz mutlaka veriliyor. Isteniz de istemeseniz de.

Once kiyafetleri giyiyor; sonra video goruntuleri esliginde yapacaginiz yolculuk icin bilgileri kuzu kuzu dinliyorsunuz. Yaninizda tasimamaniz gereken en onemli seylerin kontak lensler ve cep telefonlari oldugunu ogreniyorsunuz.

Sonra klostrofobiniz olup olmadigi soruldugunda hic utanmadan benim gibi 'ah bilemiyorum' krizi yaratiyorsunuz.

Ama merakinizdan kurtulamayip digerleriyle beraber dev bir asansore biniyorsunuz. Birkac dakikada asagiya inince hafif bir saskinlik ruhunuza yapisiyor. Etraf aydinlik ve genis. Meger komur ve altin madenleri pis ve karanlik olurmus, burada elmas farki varmis.

Elmaslar oyle acikta falan degil. Kayalara yapisik halde. Oyle cebinize atip cikamiyorsunuz. Yani guvenlik saglam.

Sonra turunuz bitiyor. Ama asansor bozuluyor. 24 saat hic durmadan yasayan maden halki bu durumu tabii onemsemiyor. Bu bekleyis bazen 9 saat bile surebilir diyorlar.

Kaynak:

Övünmek Gibi Olmasın Antepliyiz
Gaziantep'te En Çok Bu Fotoğrafı Sevdim
‘Lezzet'in Nobeli'ni Alınca Bize De Kilo Almak Düştü
Gaziantep'e Adını Yazdıran Üç İsim
Koşa Koşa Geldim
Dünya Gastronomi Kenti