Gündem Haberleri

    Petrarca’nın kafası kimdeyse getirsin!..

    Hürriyet Haber
    26.04.2004 - 18:14 | Son Güncelleme:

    Ciddi söylüyorum, bu size yapılan son çağrıdır. Eğer 14’üncü yüzyılda yaşamış şair ve hümanist Petrarca’nın kafatası sizdeyse, iade edin, söz veriyorum ceza almayacaksınız. Ciddi söylüyorum. Petrarca’nın kafasını mezarından kim çaldıysa getirsin, bakın fena olacak...


    Önce Petrarca’nın kim olduğunu iki kelimeyle hatırlatayım.

    İtalyan hümanisti, şair ve aydın Francesco Petrarca 1304 yılında Arezzo’da doğmuş, 1374’te Arqua’da ölmüştür. Tarihçi, arkeolog, eski elyazmaları uzmanı Petrarca, Rönesans’ın ilk ve en büyük hümanistlerindendir. Dünya onu daha çok şiirleriyle, özellikle de Laure’a yazdığı <ı>Canzoniere ile tanır.

    *

    <ı>

    “Artık yüzde yüz eminiz, bu kafatası ona ait değil!”

    Paleontolog Vito T. Wiel Marin, bilim ve edebiyat dünyasının nefesini tutarak beklediği bu açıklamayı, yüzünde derin bir hüznün ifadesiyle yaptı.

    Evet, Padova yakınlarındaki küçük Arqua Petrarqua beldesinde bulunan mermer mezardaki beden, İtalya’nın en büyük şairlerinden Francesco Petrarca’ya ait.

    Ama kafatası onun değil!

    *

    Dişten alınan DNA ile kaburgadan alınan örneğin karşılaştırılması, şüpheye yer bırakmayacak kadar açık, bu acı gerçeği ortaya koyuyor.

    Şairin, ölümünden 6 yıl sonra, 1380’de nakledildiği mezarda yatan beden ... maalesef iki ayrı insana ait!

    *

    İtalya ve dünya, 20 Temmuz 2004’te Petrarca’nın 700’üncü doğumgünü kutlamaya hazırlanıyor.Bir yandan da, 18 Kasım 2003’te açılan mezarından alınan örnekler, dünyanın dört bir yanından gelen 14 bilim adamı tarafından inceleniyor.

    Mezarda bulunan kafatası parçaları, ABD’de, Tucson Arizona’da bulunan bir araştırma merkezinde birleştirildi ve şairin başı, bilgisayar yardımıyla yeniden modelize edildi.

    Ortaya çıkan “sanal portre”, şairin çeşitli kaynaklardan ve bu arada kendi eserlerinden gelen resimleriyle karşılaştırıldı. Ama, bu karşılaştırma sonuçlarını beklemeye bile gerek yoktu aslında: mezardan çıkan kafatası, Petrarca’nın (yaşadığı çağda bir devmiş demek ki) 1.80’lik boyuna göre ... çok küçüktü!

    *

    KAFAYI KİM ÇALDI?

    Evet, şimdi bilim dünyasının kafasını kurcalayan soru bu: <ı>Petrarca’nın mezarındaki kafatasını kim değiştirdi? Petrarca’nın kafasını kim çaldı?

    Senaryo muhtelif.

    (1) 1630 senesinde, Tomasso Martinelli adında sarhoş bir papaz, Petrarca’nın mezarını soyup, kemiklerini satmaya kalkışınca, sürgüne gönderilmişti. Acaba kafatası bu olayda mı kayboldu?

    (2) 1873’de, Petrarca’nın mezarında benzer bir çalışma yapılmıştı. Padovalı profesör Giovanni Canestrini ceset üzerinde çalışırken bir felaket olmuş, Petrarca’nın kafatası parçalanmış, profesör parçaları elinden geldiğince birleştirmişti. Acaba birleştiremeyince yerine, gizlice,başkasının kafatasını mı koydu?

    (3) Nihayet, İkinci Dünya Savaşı sırasında bombalardan korumak için, Petrarca’nın naaşı, 1943’ten 1946’yı kadar Venedik’teki Dükalık Sarayı’nın bodrumunda saklanmıştı. Acaba şairin kafası sanat meraklısı bir Nazi generalinin veya edebiyat düşkünü bir Faşist’in valizinde mi gitti?

    *

    Venedikli savcı Carlo Nordio, 5 Nisan’da <ı>La Repubblica gazetesine verdiği demeçte, <ı>“Teorik olarak nebbaşlık ve hırsızlıktan soruşturma açabiliriz” derken, paleontolog ile Vito T. Wiel Marin ise hırsızlara çağrı yapıyordu: <ı>“Petrarca’nın kafatası kimdeyse, gerekirse kimliğini gizli tuturak, iade etsin lütfen!”

    *

    Bu çağrıyı da ben, Türkler’e ve Türkçe konuşan soydalşarıma tekrarlıyorum.

    Çünkü, övünmek gibi olmasın, bir yerde bir pislik olacak da ucundan bucağından benim “girişimci” milletimin katkısı olmayacak, mümkün mü?

    <ı>

    Not1: Bakın bir kenara yazın, bu yazı çıktıktan sonra, dolandırıcının biri, polise ya da saftirik bir vatandaşa, “Petrarca’nın kafatası” diye bir iskelet başı pazarlarken yakalanmazsa, ben bir şey bilmiyorum.

    Not2: Arkadaşım Kasım Cindemir, 'Şairler genç ölüyor' başlıklı yazısında Petrarca'nın 'başına gelen' (kelime oyunu için özür dilerim) bu trajediden bahsetmişti. Ben biraz daha detaylı anlattım.

    *

    Şaka bir yana, Petrarca muhteşem bir şairdir. Şiirlerinin öyle bir müzikalitesi vardır ki, kelimesini anlamadan, kendi dilinde okumaya doyamam. Buyrun size, ilk görüşte aşık olduğu Laure de Noves için yazdığı Canzoniere’den bir örnek. (No.134) Önce orijinali, ardından Kemal Atakay’ın tercümesi.<ı> (Yapı Kredi Yayınları)

    <ı>

    Pace non trovo, e non ho da far guerra

    Pace non trovo, e non ho da far guerra;
    e temo, e spero; et ardo, e son un ghiaccio;
    e volo sopra ’l cielo, e ghiaccio in terra;
    e nulla stringo, e tutto ’l mondo abbraccio.
    Tal m’ha in pregion, che non m’apre né serra,
    né per suo mi ritèn né scioglie il laccio;
    e non m’ancide Amore, e non mi sferra,
    né mi vuol vivo né mi trae impaccio.
    Veggio senza occhi, e non ho lingua, e grido;
    e bramo di perir, e cheggio aita;
    et ho in odio me stesso, et amo altrui.
    Pascomi di dolor, piangendo rido;
    egualmente mi spiace morte e vita:
    in questo stato son, donna, per vui.

    *
    <ı>
    Barış bulamam ve savaşacak değilim

    Barış bulamam ve savaşacak değilim;
    ve korkar ve umarım, ve yanarım ve bir buzum;
    ve uçarım üzerinde semanın ve yatarım yerde;
    ve hiçliği tutar ve tüm dünyayı kollarıma alırım.
    Birisi beni hapse koymuş, ne bana açar, ne kapar,
    ne kendisi için tutar beni, ne bağı çözer;
    ve öldürmez beni aşk ve zinciri çözmez,
    ne canlı ister beni, ne çıkarır umarsız halden.
    Gözsüz görürüm ve dilim yok ve haykırırım;
    ve yok olmayı özlerim ve yardım dilerim;
    ve nefret ederim kendimden ve başkasını severim.
    Acıyla beslenirim, ağlarken gülerim;
    aynı ölçüde tatsız gelir bana ölüm ve yaşam.
    Bu haldeyim kadınım, sayenizde sizin.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı