Gündem Haberleri

    Personele imaj dersleri

    Hürriyet Haber
    12.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İlk ne zaman, kaç yaşında gittiniz baleye?

    - Ben henüz iki aylık bale seyircisiyim.

    Orman Bakanı olduğunuzdan bu yana personele baleye gitme zorunluluğu getirmişsiniz...

    - Kesinlikle zorunluluk getirmedim. İsteğe bıraktım ama görüyorum ki tüm personel isteyerek geldi ve baleyi zevkle izledi. Bizim toplumumuzda garip bir anlayış var. Mesela Meclis’te bale tartışmasına katılanların büyük çoğunluğunun hayatında bir kez bale seyretmediğini görüyoruz. İnsan baleye gittiği zaman tartışmaların ne derece anlamsız lüzumsuz ve balenin söylendiği gibi öcü olmadığını anlıyor.

    Sizce neden bale insanları bu kadar rahatsız ediyor?

    - Türk toplumu ideolojik bir toplum. Her ideolojinin kriterleri var. Mesela ben liberal bir milletvekiliyim, sosyal adaletçi bir uygulama yaptığım zaman eleştiriliyorum.

    Sanatın ideolojisi olur mu?

    - Olmaz. Sanatın ve sporun sağı, solu olmaz. Tüm dünyaya mal olmuş ortak değerlerin belli ideolojilerin elinde bayrak olması, o evrensel değerlere yapılacak en büyük zarardır.

    Orman Bakanlığı ve bale birarada, garip geliyor kulağa...

    - Benim bir bakan gibi davranmamam lazım. Bakan gibi davranırsam o zaman Devlet geleneğimize uygun bürokrasinin başı gibi bir konuma gelirim. Zaten bürokrasinin labirentlerine girdiğinizde o çark sizi kendi etrafında döndürür ve başarısız olursunuz. Ben kendimi bir holding yöneticisi gibi görüyorum. Mesela Japonlara baktığınız zaman, patronlar dahil üst yönetim haftasonları birlikte dağlara tırmanır, birlikte risk almayı öğrenirler. Farkında olmadan yaşanan o birliktelik takım ruhunu ortaya çıkarıyor, başarıyı artırıyor.

    Aktivitede takım ruhu

    Amacınız Bakanlık personelinin verimini mi artırmak?

    - Bakanlığı da bir holding gibi düşünebiliriz. Holdingde nasıl patron, genel müdürler ve seksiyon müdürleri varsa, burada da Bakan, genel müdürler ve daire başkanları var. Devletin düzeni itibarıyla biz yukarıdan aşağıya çalışıyoruz. Öyleyse yukarıdaki kadro iyi olursa bu aşağıya da yansıyacaktır. Ayda bir kere üst yönetim birlikte yemek yer, sorunları konuşuruz. Ben birgün bir fikir ortaya attım. Neden birlikte sinemaya, tiyatroya, operaya gitmiyoruz diye... Amacım bu aktivitelerle Orman Bakanlığı'nda bir takım ruh oluşturmaktı.

    Eğitim Bakanı olsaydınız, yine bu uygulamaları yapar mıydınız?

    - Orman Bakanlığı çok tutucu bir bakanlık. Buranın sahibi orman mühendisleri. Bir duvarın içinde yaşıyorlar. Bölge müdürlüklerine bakıyorum, bölge müdürlüğü binası, arkasında lojman, yanında bir sosyal tesis var. Personelin bütün hayatı bu kampın içinde geçiyor. Hiçbir sosyal hayatı yok. Bu insanların düşüncelerine de yansıyor. Bu şekilde yaşayanlar asla yaratıcı olamaz. Bizim bu duvarları yıkmamız lazım.

    Duvarları nasıl yıkmayı düşünüyorsunuz?

    - Sanat bu araçlardan bir tanesi. Bale çoksesliliği simgeleyen bir sanat dalı. İnsanlar bale seyretme alışkanlığı edindikten sonra yavaş yavaş tekdüzelikten, çoksesliliğe doğru kayacaklar. İzleyenlerin yaratıcılık melekesine katkısı oluyor balenin. Ben bakanlığı, tek düzelikten çıkarmak istiyorum.

    Kimler aktivitelerinize katılabiliyor?

    - Orman Bakanlığı'nın merkez teşkilatında çalışan herkes. Daire başkanları, genel müdürler, müsteşarlar, müsteşar muavinleri, sekreterler, memurlar, odacılar, kapıcılar, herkes. Bizimle baleye gelenlerin birçoğu hayatında ilk kez bale seyrediyordu. Siz yıllarca insanları bir ideolojik tribünde oturtmuşsunuz. O ideolojik tribün baleye karşı. Hem de tribündekilerin çoğu hiç bale seyretmemiş... Dolayısıyla insanların baleye karşı bir önyargısı oluyor. Ama önyargısı olanlar da bizimle geldi ve bu ön yargılarından kurtuldular.

    Sanatsal faaliyetler bir ritüele mi dönüşecek?

    - Biz sadece baleye değil, tiyatro ve sinemaya da gideceğiz. İki kere hep birlikte operaya gittiğimizi gören Devlet Opera ve Balesi yönetimi bundan etkilenerek Orman Bakanlığı'na özel seans yaptı. İlk defa farklı bir sosyal grup tüm salonu doldurdu ve hep birlikte bale izledik.

    Sizce Türk halkı baleye gitse, orman yangınlarında bir azalma olur mu?

    - Muhakkak olur. Sadece bale değil. Sanatla ilgilenen bir toplumda, insanlar duyarlılık kazanıyor. Toplum ne kadar duyarlı olursa sadece orman yangınlarında azalma olmaz, trafik kazaları da azalır. Sanata ilgi duyan bir toplumda kavgalar kalkar. Hoşgörü oluşur ve toplumun huzuru yerine gelir. Böyle bir toplum altyapısı yaratıp üzerine ne eklersiniz, toplum onu algılar. Türkiye'nin bir dünya devleti olması için, dünya çapında baleti, tiyatrocusu, sporcusu, hatta dünya çapında bir otomobil markası olması lazım. Bütün sektörlerde her konuda yarışmamız lazım.

    Sanat danışmanım kızım

    Nasıl bir personel hayal ediyorsunuz?

    - Çevremde temiz, bakımlı, zevkli giyinmiş insanlar görmek istiyorum, duyarlı bir personel görmek istiyorum. Bakanlığın kapısından girdiğinizde ilk kapıcısıyla karşılaşıyorsunuz. Eğer size kaba davranırsa, kapıcısı böyleyse bakanı kim bilir nasıl bir adam, demez misiniz? Ben Bakanlığın her kademesinde yetişmiş, görgülü insanların çalışmasını istiyorum. Bu amaçla kapıcısından sekreterine daire başkanına kadar, her kademede çalışan elemanları halkla ilişkiler konusunda eğitime tabi tutmaya karar verdik. Bilgisayar okur yazarı olmaları için, bilgisayar dersleri başlattık. Hedefimiz mesleklerini iyi bilen, hoşgörülü, güleryüzlü elemanlar yetiştirmek.

    Siz haftanın kaç gününü sosyal ve kültürel faaliyetlere ayırıyorsunuz?

    - Ben bir hafta Ankara'dayım diğer hafta Ankara dışında. Ankara'da olduğum vakit ailemle birlikte daha çok sinemaya gidiyoruz.

    Hangi filme gidileceğine kim karar veriyor ailede?

    - Ailenin sanat danışmanı kızımdır. Bu yıl 20 yaşını dolduruyor.

    Bale, güzel konuşma ve halkla ilişkiler eğitiminden sonra sırada ne var?

    - Personele kurum içi imaj dersi veriliyor. Çalışanların temsil ettiği imaj Orman Bakanlığı'nın imajıdır. Burada çalışan insanlara o kurumun imajını aşılayabilirsem, Orman Bakanlığı'nın imajını değiştirmiş olurum.

    O zaman siz Orman Bakanlığı'nın imaj maker’ısınz.

    - Beni öyle tanımlayabilirsiniz.

    Ne kadarlık bir süreyi kapsıyor bu eğitim?

    - Bakanlık departmanlara ayrıldı. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı ile işbirliği yaptık. Bu eğitim seminerleri bir hafta sürecek. Büro hizmetleri ve sekreterlik yapan görevlilere kamu yönetimi, kişiler arası iletişim, görgü kuralları, kurum imajı yaratmada personelin rolü gibi dersler verilecek. Yardımcı hizmetler personeli ise kurumiçi halkla ilişkiler, kişilerarası iletişim, güzel konuşma, kat hizmetleri, servis ve görgü kuralları konularında eğitime tabi tutulacak.

    Özal’ın talebesiyim

    Örnek aldığınız bir Devlet adamı var mı?

    - Biz Özal'ın yetiştirdiği talebeleriz. 1980'den önce eşlerimizle sokakta kol kola yürürdük. Özal eşiyle el ele göründükten sonra, biz de eşlerimizle el ele yürümeye başladık...

    Sizce ülkemizde politikacılardan kimlerin baleye gitmeye ihtiyacı var?

    - İyi bir siyasetçi sanatla ilgilenmeli, kitap okuyabilmeli. Sabah evinden çıkıp Meclis’e giren, akşama kadar mecliste bakanlık düşkünü içinde yaşarsa, o insan o zaman tek sesli olur. Ben mesela hep hayıflanırım, üzülürüm. Bir müzik aleti çalabilirdim... Siyasetçilerin hepsinin baleye gitmeye ihtiyacı var. Bir ülkede sanatçıların çokluğu o ülkenin demokrasinin seviyesini yükseltiyor. Ben sanatla demokrasi arasında ilişki kuruyorum. Siyasetçiler de varlıklarını demokrasiye borçluysa, demokrasinin de yaşaması için sanata ihtiyacı var. Karşı olsalar dahi siyasetçilerin neye karşı olduklarını gidip görmeleri lazım. Mesela Fazilet Partililerinin baleyi gidip görmelerini isterim.

    Bolu milletvekili Mustafa Yünlüoğlu bu uygulamanızla ilgili olarak soru önergesi vermişti...

    - 16. Yüzyıl’da Osmanlı'da İtalyanlar gelmiş bale gösterisi yapmışlar. Osmanlı sarayda bale oynatmış. Bunu oynatacak kadar ufku geniş Osmanlının torunu olduğunu iddia eden insanların baleye karşı çıkmasını anlamak mümkün değil. Basında da yanlış çıktı. Sanki personelime baleye gitme zorunluluğu getirmişim ve baleye gitmeyenin sicilini bozacakmışım gibi. Ben öyle bir mecburiyet getirmedim. İnsanlar ister sağ partili olsun, ister sol, kendi rızalarıyla baleye gidiyorlar zaten. Ama ideolojinin tribünlerinde otururken bunun kavgalarını ediyorlar.

    Sırada sinema var

    O, sadece üst düzey bir devlet memuru, Türkiye'nin yeni Orman Bakanı. İlk kez, üç ay önce gittiği bale, onun ve Bakanlık personelinin hayatını değiştirdi. Ersin Taranoğlu, çalışanların verimini artırmak için ilginç bir uygulama başlattı. Personeliyle birlikte, operaya, baleye, tiyatro ve sinemaya giden Bakan, bununla da yetinmeyip, çaycısından sekreterine, odacısından müdürüne kadar çalışanlarına güzel konuşma dersleri aldırıyor.

    Sırtımız yere gelmez

    Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Hüseyin Akbulut, Orman Bakanlığı'nın personelinin sanat faaliyetlerine gitmesini teşvik etmesinden etkilenip, geçtiğimiz ay, bakanlık personeli için özel bir seans düzenlemiş. ‘‘Balenin sonunda sayın Ersin Taranoğlu'nun yanına giderek bizim sırtımız yere gelmez artık diye bir espiri yaptım. Opera ve baleye bu kadar uzak olan bir bakanlığın bizim temsillerimize gelmesi çalışanlarımızı bile heyecanlandırdı. İnşallah bu bir başlangıç olur, diğer bakanlıklar da böyle bir girişim başlatırlar.’’ Baleyi seven Orman Bakanlığı personelinin temsilden sonra operayı arayarak çocuklarını bale kursuna yazdırmak istediklerine tanık olduklarını söylüyor Akbulut: ‘‘Temsil sonrasında opera dağılırken duyduğum sözleri anlatmak istiyorum. Bir kişi kendimizi odalarımıza hapsetmişiz, kafalarımızı kuma gömmüşüz, biz dünyayı tanımıyormuşuz, diyordu.’’

    Manzara çok güzeldi

    Akşam eve geldiğinde çok heyecanlıydı. Çünkü ertesi gün şimdiye kadar hiç görmediği bir yere gidecekti. Akşamdan hazırlandı eşi rahatsız olduğu için çocuğuyla birlikte gidecekti oraya. Sabahleyin aynanın karşısına geçip sinek kaydı tıraşını oldu, ayakkabılarını cilaladı, son bir kez kendini görmek için aynaya baktı, kravatını düzeltti. Birkaç saat sonra arkadaşlarıyla o büyük eski binanın kapısında buluştu. İçerisi ışıl ışıldı. Kırmızı halıların üstünde yürüdü ve salona girdi. Rüstem Yücel hayatında ilk kez bale seyretti o akşam. ‘‘Üç silahşörler’’i büyük bir heyecanla izledim. Beni en çok etkileyen sahnedeki o manzara oldu. Balenin o kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Canlı seyretmek çok güzeldi. Bundan sonra ailemle birlikte her ay mutlaka baleye gideceğim...''

    Kızım balerin olabilirdi

    Nihal Erdoğan, Orman Bakanlığı'nda sekreter olarak çalışıyor. Devlet Opera ve Balesi'nin Orman Bakanlığı personeli için düzenlediği seansa kızıyla katılmış.‘‘Önceden hiç bale görmemiştim ama sık sık sinema ve tiyatroya giderim. Beni en çok sanatçılar ve onların kostümleri etkiledi. Kızım da çok sevdi. Keşke daha önce getirseydim kızımı, diye düşündüm. Belki balerin olabilirdi ama yaşı geçti. Kızım on iki yaşında.’’

    KİMDİR

    Ersin Taranoğlu 1953 yılında Konya'da doğdu. 1974 yılında Sakarya Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi İnşaat Bölümü'nden mezun olodu. DSİ ve YSE'de mühendis olarak çalıştı. 1977 yılında-81 yılları arasında özel sektörde yöneticilik yapan Taranoğlu, daha sonra serbest ticaretle uğraştı. 1987-91 ve 1995 seçimlerinde üç defa Sakarya milletvekili olarak parlamentoya girerek 53. hükümetin Spordan ve Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nden sorumlu Devlet Bakanlığı görevini yaptı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı